Mardinde ikinci günümüzde şehir dışında ancak araç ile gidilebilir mesafede iki ayrı manastırı da ziyaret etme fırsatımız oluyor: Deyrulumur ve Deyrulzafaran.

Deyrulumur manastırı

Deyrulumur Manastırı

Süryani cemaati 640 yıl boyunca 5. yüzyılda inşa edilmiş Deyrulzafaran Manastırı’ndan yönetilmiş. 1932’den sonra ise Süryaniler için Patriklik makamı Suriye’ye taşınmış.

Deyrulzafaran manastırı

Tören sırasında, soldaki tahtta Patrik, sağdaki tahtta rahip oturuyor

Anadolu’da kullanılmış ilk matbaayı da bu manastırda görebilirsiniz.

Deyrulzafaran manastırının koridorlar arasından geçiyoruz ve rehberimizi bizi önceleri şifahane olan daha sonra mezar odası olarak kullanılmış bir odaya getiriyor. Manastırın zamanında tıp fakültesi olduğunu da gösteren yılanlı semboleri halen duvarlarda görülebiliyor. Metropolitlik ve patriklik yapmış 52 azizin naaşı bu odada. O zamanlar vefat eden azizler oturur pozisyonda defnediliyormuş. Aksak Timur idaresindeki Moğol istilası sırasında odadaki altın kaplamaları eritmek için manastır yakılmış. Bu nedenle bir zamanlar Beyaz Mardin taşından örülü duvarlar artık siyah! Bu odadaki son defin 1969’da yapılmış.

Şifahane

Manastırın tıp fakültesi olduğunu da gösteren yılanlı sembolleri halen duvarlarda görülebiliyor

Daha da derinlere iniyoruz ve ancak boyumuz yüksekliğinde bir odaya geliyoruz. Güneş tapınağı, kilit taş tekniği ile inşa edilmiş. Bu teknikte duvarların içi kum ile doldurulup üzeri örülüyor ve sonra içerideki kum boşaltılıyor. Arada kum veya harç yok. O odada iken üstümüzdeki tavanın ağırlığı 500 tonu buluyor!

Güneş tapınağı

Deyrulzafaran Manastırı’nın altında kilit taş tekniği ile örülmüş güneş tapınağının tavanı 500 ton ağırlığında

Peki tüm bu Süryani liderlerinin görevleri nedir?

  • Papaz:  Şehir içinde yaşar.
  • Rahip:  Şehir dışında, kırsal bölgede yaşar.
  • Metropolit:  Bölge sorumlusu ve yöneticisi. Dünyadaki tüm cemaat 4 bölgeye dağılmıştır. Patrik adına vekillik görevindedir (Katolikler için kardinal aynı görevdedir).
  • Patrik:  Dünyadaki tüm cemiyetin yöneticisidir.

Mavi rengi bu şehirde anlam buluyor ve gözümüzü gökyüzünden alamadan yönümüzü Midyat’a ve oradan da Hasankeyf’e çeviriyoruz.

Midyat’da fazla vaktimiz olmuyor ve o dönemin ünlü dizisi “Sıla”nın çekildiği Devlet Konuk Evi’ni geziyoruz ve sonrasında kendimizi gümüşçülerde yöreye özgü  el işçiliği telkarileri, rengarenk taşlarla süslenmiş takıları denerken buluyoruz.

Batman yolunda bize eşlik eden Mardinli arkadaşlarımız, hava kararmadan Mardin merkezine geri dönmemizi uygun buluyor ve duraklarda fazla oyalanmıyoruz. Yol üstünde, Ömerli köyü civarında kiraz ağaçlarını, Yeşilli köyü civarında ise üzüm bağlarını gösteriyorlar. Kalenin alt taraflarında da üzüm bağları varmış ve her “içinden” Mardinlinin orada arsası varmış!

Hasankeyf'de gün batıyor

Hasankeyf’de gün batıyor

Hasankeyf yüksek kayalıklar arasına kurulu bir darphane aslında. Kaleye tırmandığımızda gün batımının tüm güzelliğine şahit oluyoruz. Bir masal anlatan bu manzarayı seyrederken planlanan baraj inşaatı tamamlandığında suyun minarenin şerefesine kadar yükseleceğini anlatıyorlar.

Hasankeyf Kalesi’ni MS 4 yy’da Bizanslılar inşaa ederek şehri kurmuş. MS 12-13 yy’da Artuklular ve MS 13-15 yy’da Eyyübiler egemen olmuş.

Bölgede 500’den fazla mağara var.

Darphanenin olması şehrin ve burada yasayan Artuklu yönetiminin ne kadar zengin ve ihtişamlı bir idare olduğunu gösteriyor. Çünkü, tarihte kendi adına para basan medeniyet bölgeye de hakim ve sözü geçiyor demektir.

Efsaneye göre, Hasankeyf kale kapısının üzerinde akrep-yılan sokmasına karşı sihir varmış ama akrep işlemesi artık yok ve yılanın başı da yıllara dayanamamış!

Mardin’deki son günümüzde dar sokaklarda kayboluyor ve alışveriş yapıyoruz.

Hasankeyf kalesi

Hasankeyf kalesi

Kasım 2008