Resim – Heykel

Klasik dönemden beri ilk kez erken dönemde (13. yüzyıl – 15. yüzyıl sonu) ressamlar ve heykeltıraşlar, figürlerin “bir zemine yapışık olmadan” canlandırıldığı, inandırıcı bir ortam yaratırlar. Sanatçını  gördüğü dünyayı yansıtması önem kazanır. Bu devrim ile birlikte, sanatçının geniş yüzeyleri kullanmasına olanak veren “fresk tekniği” de yeniden yaygınlaşır. Bu teknik; sürülmüş sıvanın üzerine resim yapmayı anlatır. Yüzey basıncı ile boya sıvanın içine çekilir ve sıva kururken boya da sabitlenir. Kireç, boya pigmentleri ile tepkimeye girerek güçlü ve zengin renkler ortaya çıkarır.

15. yüzyıl sonunda Rönesans ortaya çıkar. Pek çok dini eserde yükselen realizm duygusu ve Michelangelo, Da Vinci, Raffaello gibi sanatçıların ustalığı ile kendini gösterir. Rönesans döneminin çeşitli okulları Klasik modellere farklı yaklaşmıştır. Floransa tarzı resimler parlak renkleri ile dikkat çekerken, Venedik tarzı sansasyonel renkleri ve sıcak tonları ile ortaya çıkar. 16. yüzyıl ortalarında bu tarzlar fantastik ve çarpıtılmış görüntülere dönüşmüştür.

Rönesans’dan sonra, 17. yüzyılda Barok tarzı etkili olmaya başlar.

İtalyan sanatında azizlerin yeri ve önemi çok büyüktür. Azizlere taşıdıkları belirli nesnelerle ve kıyafetleri ile nitelikler ve semboller yakıştırılmıştır. Resimdeki renkler, gökyüzü, hayvanlar, çiçekler ve rakamlar gibi semboller belirli anlamlara gelir.

Örneğin;

  • Kuzu: Tanrı’nın kuzusu olan İsa’yı veya Erken Hristiyan sanatında günahı temsil eder.
  • Kafatası: Ölümü ve ölümsüzlüğü hatırlatır.
  • Zambak: Saflığın, yeniden dirilişin, barışın ve bekaretin sembolüdür.
  • Deniz kabuğu: Kutsal hac yolcuğunu sembolize eder.
  • Palmiye: Bir şehidin ölüm karşısında kazandığı zaferi temsil eder.
  • Bakire Meryem: Genellikle mavi giysiler içinde betimlenir.
  • İncil yazarları: Kutsal bir görevi temsil eden kanatlı birer yaratıkla temsil edilirler (Kartal: Aziz Yuhanna; Kanatlı adam: Aziz Matta; Kanatlı aslan: Aziz Markos; Kanatlı öküz: Aziz Luka).

 

Mimari

İtalya’daki yapılan 3000 yıl içinde farklı medeniyetlerden ve akımlardan etkilenmiştir.

  • Klasik dönem: MS 200-400

Roma’daki Colesseum yakınlarındaki Constantinus Zafer Takı (MS 313) gibi savaşları anlatan ve Roma’ya özgü taklar kabartmalarla (rölyef) bezenmiştir.

  • Bizans dönemi: MS 400-800

Kare ve dikdörtgen alanlarda inşaa edilen kubbelerle ayırt edilebilir.

  • Romanesk dönemi: MS 800-1200

Yuvarlak kemerler dikkat çekicidir. Kiliselerin içi sadedir. Venedik San Marco Bazilikası (MS 832-1094) Klasik, Romaneks ve Gotik mimari bileşimi olsa da esin kaynağı Bizans mimarisi ile dikkat çeker.

  • Rönesans dönemi ve Gotik mimari: MS 1200-1600

Klasik dönemin idealleri bu dönemde tekrar su yüzüne çıkar. Örneğin, Siena Katedrali (1136-1382) Romaneks-Gotik tarzdadır.

Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore) Rönesans döneminin önemli bir örneğidir.

Rönesans döneminde mimari akım olarak etkili olan Gotik mimari tarzının önemli özelliği sivriliktir. Bizans mimarisindeki yaygın kubbeler yerine, dilimli kubbeler, yuvarlak kemerler yerine, sivri ve birbirini kesen kemerler kullanılmıştır. Dini yapılarda aranan diğer bir husus ise büyüklük ve yücelik hissinin uyandırılmasıdır. Pencerelerin bol olması, pencere camlarının renkli olması, çatılardaki okumsu kuleler dikkati çeken diğer özelliklerdir. Karmaşık süslemeler kullanılır.

Milano Katedrali (Duomo di Milano) gotik tarzda önemli bir yapıdır.

  • Barok “süslü” dönemi: MS 1600 – 1800

Barok dönemi, mimari bir ihtişam, yenilik ve bolluk çağıdır. Papa’nın desteği ve karşı reformların etkin gücü ile körüklenmiş bir dönemdir. Vatikan San Pietro Meydanı’nın da mimarı olan Bernini, Roma Barok mimarisinin önemli isimlerindendir.

—– 0 —–

İtalya fotoğrafları >>> flickr

İstanbul The Great Masters sergisi 

 

[ALINTIDIR]