30.06.2011, Perşembe

Roma garında binmem gereken treni bulurken zorlandım. Yetişmek için koşmam gerekti ve bu sırada sol elimdeki çantayı taşıyordum ve koştururken parmaklarımı incittim. Trene son binen bendim ve tren dakik olarak hareket etti. Görevlilerin elinde palm cihazları var ve tüm tren/metro/tramvay/otobüs duraklarında elektronik ekranlarda kalan süre-güzergah gibi bilgiler güncelleniyor.

Bilet kontrolü yapan bayan görevli, trene binmeden bileti sarı makinaya okutmam gerektiği için uyardı, “biletin arkasını oku” dedi ama biletin arkasında İtalyanca yazıyor, İngilizce tek bir cümle var ve o cümle de yer garantisi olmadığını açıklıyor.

Güneyden kuzeye doğru yolcuğum başladı. Yollarda ay çiçekleri var, sarı sarı geniş tarlalar. Orta İtalya’nın Toscana bölgesi olduğunu ve kendi içlerinde ayrı bir birleşme olduğunu sonradan hissediyorum. Magnetlerdeki ifadeler bile farklılaşıyor, her yer pinokyo kuklası ve aksesuarı.

İstasyondan hareket ettikten sonra bir tünele girdik ve kulağım patlayacak gibi oldu. Sık sık böyle tünellere giriyoruz, alıştım.

Roma’dan Siena’ya giden tren için aktarma yapmam gerekiyor.

Aktarma istasyonundaki yarım saat moladan sonra tekrar yolculuk ve ikinci durağıma ulaşıyorum. Aradaki bu yarım saatlik bekleme, toplam seyahat süresine dahil.

Üçüncü günümde gördüğüm ilk AVM ve girişin diğer yanında da büyük bir market var. Önce otele ulaşmayı düşünerek içeriye doğru ilerliyorum. Yürüyen merdivenlerle beş kat kadar çıktıktan sonra Siena’ya doğru kapı açılıyor. Otelin ne tarafta olduğunu notlarıma yazmamışım. Sadece yürüyen merdivenlerden çıkınca çok yakın olduğunu ve sokağın adını biliyorum.

Karşıya geçince bir teyzeye soruyorum. İngilizce bilmiyor ama rezervasyon kağıdından sokak adına bakıp bana elleri ile anlatıyor, sonra sokağın ortasına kadar yürüyüp ilerdeki surlara kadar gitmemi ve sağa dönmemi işaret ediyor. İtalya’daki üçüncü günümde İngilizce bilmeyen İtalyanlarla anlaşabiliyorum 🙂

Surlara doğru ilerlerken bir daha sormak istiyorum ve genç bir kadına soruyorum. Adresi bilmiyor, yanındaki teyze hemen çantasından yakın gözlüğünü isteyip gözüne takıyor ve kağıda bakıyor ve aynı şekilde ilerdeki surları gösteriyor.

Bir sokak ileride surların önündeki sokaktayım. Oteli buldum. Tam zili çalarken telefonumdan bir sms sesi geldi ama çantadan bulup da bakmadım. Kapı açıldı, aydınlık koridorun sonunda turuncu bir oda vardı, kayıt evrakları, faks, bilgisayar filan, ufak bir masa sığmış. Beni gören bey, “Turkey” diyerek neşeyle seslendi, az önce bana sms atıp ne kadar gecikeceğimi sormuş, kalp kalbe karşıymış derler ama bunu İngilizce nasıl anlatabilirim ki!

Pasaportumu ve kredi kartımı verdim, haritamı aldım. Bugün saat 19:30’da hafta sonu olacak Piolo yarışının provası varmış, yer bulabilmek için en geç 19:00’da orada olmalıymışım, ne kadar da şanslıyım diye söylenerek küçük bir balkon-bahçeden geçip paralel koridorun sonundaki beyaz aydınlık ve turuncu yatak örtüsü olan güzel odama taşındım. Siena’yı seviyorum 🙂

Piazza del Campo

Geleneksel Palio yarışlarının yapıldığı Piazza del Campo meydanı