İtalya’da ilk kahvaltı: Bir adet kruvasan – “Italian coffee” – ince uzun bir bardakta portakal suyu

İlk günkü kruvasan içinde sıcak kayısı marmelatı varmış ve ilk ısırıkta damağımı yakınca üç gün kadar yediklerimden tat alamadım.

Sabah ilk önce Termini’ye giderek Siena için tren biletini aldım. Otel ile Termini arası yürüyerek yaklaşık on dakika ve metro ile bir durak. Gar içinde, tren bileti için otomatik makinalar var. Bu makinaları kullanmak için yardım eden ve kahve parası isteyen insanlar var. Sonradan öğrendiğime göre, üç tür tren var ve biletleri de farklı. Örneğin, “local” trenler için olan biletler belirli tarihten itibaren birkaç ay geçerli, bilet üzerinde tren saati yazmıyor. Nakit ödemede makine para üstünü veriyor veya karşılığı bir çek veriyor. Bu çeki gişeden tahsil edebiliyorsunuz (Bologna’da öğrendim).

Roma’da çok fazla dilenci var, genelde rengarenk giyinmiş çingeneler ama İtalya’ya gitmiş gitmemiş herkesin bahsettiği bir hırsızlık hikayesi dinledim ama hala var mıdır bilmiyorum. Denk gelmedim veya şahit olmadım. İstanbul’dan daha güvensiz olduğunu düşünmüyorum.

Başkent olan bir şehir hakkında bu kadar kötü anlatılması çok can sıkıcı geldi bana. Bana anlatılanları dinledikçe, kim bilir İstanbul’a gelen turistlere neler tembihliyorlardır diye düşünmekten kendimi alamadım.

Roma’dan ayrılış biletimi aldıktan sonra metro ile 7 durak mesafedeki Vatikan’a gittim. Papa, Çarşamba ve Pazar günleri halkı selamlıyor.

Line A “Ottovisio” durağında indikten sonra kalabalığı takip etmek yeterli. Beş dakika kadar sonra Vatikan avlusunda olabiliyorsunuz. Saat 9 civarı ve Basilica’ya girmek için bekleyen insanların sırası avlunun ortasını geçmiş bile.

Vaticano

Vaticano

Sırada farklı ülkelerden turistler, farklı şekillerdeki kıyafetleri ile rahipler ve rahibeler var. Meydanda oturdum, Basilica’nın ve meydanın fotoğraflarını çektim. Saat geçtikçe ve güneş yükseldikçe sıra daha da uzadı. Melekler ve Şeytanlar filmindeki Vatikan polis amirine çok benzeyen bir beye, yukarı çıkıp çıkamayacağımı sordum. Bugün Çarşamba olduğu için, yukarısı öğleden önce kapalı imiş ama öğleden sonra çıkabilirmişim.

Meydanın ve Basilica’nın fotoğrafını çekmek için sabah uygun bir saat. Meydan doğuya bakıyor (haritayı yola çıkmadan önce değil de ancak dönüşte okuyan ben için epey aydınlatıcı bir bilgi). Yukarıdan ünlü Roma fotoğrafını çekmek için ise öğleden sonra uygun olacağını düşünerek mutlu oluyorum ve Melekler Şatosuna (Castel Sant’ Angelo) doğru elimdeki haritayı evirip çevirmeye başlıyorum.

Ayrılmadan, Sistine Şapel’e gideyim dedim, altı ayın başı bir gün kapalı imiş, ne kötü bir tesadüf! Rotanızı çizmeden ön araştırma yapmanızı öneririm yoksa benim gibi tabelaya bakakalırsınız.

Vaticano

Vaticano

Vatikan’a yaklaştıkça rahip ve rahibe sayısı artmak ile birlikte şehir içinde de çok sayıda görebilirsiniz.

Vatikan’dan çıkıp da sur hizasından Melekler Şatosuna doğru giderken birkaç rahibenin bir binaya girdiğini gördüm. Kapıda yazandan anladığım kadarı ile lojman gibi bir yermiş!

Melekler Şatosunda (Castel Sant’ Angela) Avrupa vatandaşı olmak fiyatı değiştiriyordu ve öğlen güneşinde bir kaleye tırmanıp da taş gezmektense kalenin bahçesinde biraz oturup dinlemeyi tercih ettim. Kalktığımda caddenin diğer tarafına çıkmak için tüm kalenin etrafını dolanmam gerekse de başladığım noktaya geri dönerek yoluma devam edebildim. Tevere nehri üzerindeki köprülerde dolandım ve karşıya geçip Piazza Novana’ya gittim. Çok güzel bir meydan, rengarenk ve müzikli!

Pamuk olmuş bulutlarla güzel fotoğraflar çekiyorum.

Piazza Novana

Piazza Novana

Meydandaki kiliseye girmemişim. Dikilitaşta bir çeşme olduğunu ve bu çeşmenin Bernini’nin ünlü “dört nehir çeşmesi” (Fontana dei Quattro Fiumi) olduğunu ancak döndüğümde farkettim.

Parlemento binası olduğunu sandığım (Palazzo Montecitorio) binanın önündeki dikilitaşın önüne oturup binanın fotoğrafını çektim, geleni gideni, askerlerin nöbet değişimini seyrettim ve kimse bir şey demedi. Beşiktaş’da başbakan geldiğinde trafik güzergahının değiştirildiğini düşününce veya bir Ankara’lı olarak tepelerle köşklerle aşina olunca bu durum bana farklı geldi.

Compo de Fiori’nin kalabalık ve renkli bir Pazar yeri olmasını bekliyordum ama ortadaki çeşme ve cam hediyelikler satan bir tezgah dışında meydan tamamen boştu.

Pantehon meydanı kalabalıktı. Pantheon tapınağının içene girmek, bir sonraki sefere bıraktıklarımdan…

Bir günlükte okuduğum “Via della Maddalena” caddesindeki ünlü dondurmacının çeşitlerini uzun süre seyrettim!

Roma dondurması

Roma dondurması

Öğleden sonra 17 gibi Vatikan’a geri döndüm ve Basilica’ya tırmandım.

Bazı yolculuklara bir fotoğrafı görmek için çıkarım bazen. Marken’e gitmeden iki sene önce veya Haarlem’e (Hollanda) gitmeden önce görmek istediğim kadraj kafamda hazırdı. Roma için de bu kadraj Vatikan’dan çekilen Roma fotoğrafı idi ve çektiğim için çok mutlu olarak merdivenlerden geri indim. Basilica’nın da içinde dolandıktan sonra kapıya geldiğimde, toplanmış kalabalık İsviçreli askerlerin nöbet değişimini izliyordu.

Kaçırmıştım ama izlemeye devam ettim. Önce fotoğraflarını çekmek istememiştim ama sonra baktım bir şey demiyorlar ben de lensimi değiştirip İsviçrelilerin fotoğrafını çektim. Bir iki derken üçüncü kareden sonra makinem çalışmamaya başladı.

Kartı okumadığı hatasını veriyordu. Aç-kapa, tak-çıkar yönetmelerinin hepsini denedim ama ilk iki günkü raw fotolarımı içeren kartı maalesef tamamen kurtaramadım. Arızanın nedenini de bilemiyorum. Odaya döndüğümde, arızayı facebookta konuştuğum arkadaşlarıma anlattım ve biraz dinlenip rahatladıktan sonra kartımı değiştirdim ve Roma’daki gece turum için ayaklarımın taşıdığı yere kadar gitmeye karar vererek tekrar dışarı çıktım.

21:30: Caddedeki tabela hava sıcaklığını 28,5 derece gösteriyor.

Haberlerde gösterilen hava sıcaklığı, 29 Haziran için gündüz 31 derece, gece 21 derece ve nem oranı %60.

Gece turumda, Piazza della Repubblica, Piazza Bernini, Fontane di Trevi, Piazza Venezia ve Colosseo molaları sonrasında yürüyerek geri döndüm. Otele vardığımda saat gece yarısını geçmişti. Otelim şehir merkezinde ve geniş bir caddede olduğu için yürümekten fazla çekinmemiştim ama diğer yandan metronun son seferinin saatinden de emin olmadığım için Colosseo metro durağından Termini’ye ve oradan da Repubblica durağına aktarma yaparak zaman kaybetmektense geldiğim ana caddeden yürüyerek dönmeyi tercih ettim diyebilirim.

Fontana di Trevi

Fontana di Trevi

Odamın olduğu binanın yanındaki binada yaşayan evsizi, sabah kahvaltı yapacağım kafeteryaya giderken fark etmiştim. Gece döndüğümde O çoktan yatağını yapmış ve uykuya dalmıştı.

Roma’da çok sayıda dilenci ve evsiz gördüm ama hırsızlık yapıyorlar mı bilmiyorum. Parklarda veya binaların kapılarında yatıyorlar ve önlerinde sadaka paraları için birer kutu oluyor. İnsanları taciz ettiklerini görmedim.

Roma’da ve gördüğüm diğer İtalyan şehirlerde de Mc Donald’s var ama rengarenk menüleri ile kirlilik yaratmıyorlar, sadece M logosunu görüyorsunuz. Restoran önüne geldiğinde de kapıda menü asılı ama diğer camlar boş. Tabela da kırmızı değil, binanın rengine uygun. Roma’da bir tane Burger King gördüm, diğer şehirlerde ise görmedim.

Ortalıkta, yerlerde çöp yok, şehirde bir karmaşa yok ama aydınlatma direkleri hep ters açılarda ve her kadrajıma girdiler.

Çok sigara içiyorlar. Yolda yürürken filan hep içiyorlar. Kızlar çok içiyor. İncecik bir sigara içiyorlar. Kokusu çok az, rahatsız etmedi.

Roma’daki ankesörler hep eski, daha sonra da Milano’da ve Venedik’de çok daha yeni olanlarını gördüm. Ortalıkta GSM ofisi yaygınlığı yok ama cep telefonu ile de çok konuşuyorlar. Roma’da turist çok fazla. Diğer şehirlerde de olacağı gibi Uzakdoğulu turist çok. Roma’da Türk turist de çok gördüm. Sokak satıcıları ve seyyar satıcılar Asya veya Afrika kökenli. Dönerciler de genelde Arap.

Roma’daki üçüncü günümde ise Siena’ya doğru yola çıkmadan önce sabah erkenden Popolo meydanına ve tekrar görüp fotoğraflamak istediğim Novana meydanına gittim.

Seyahat fotoğrafları ve dipnotlar için >>>>>

29.06.2011, Çarşamba