Peri bacaları gibi şekillenmiş parlak kayaları ve uzaklardaki rüzgar güllerini seyrederek geçen keyifli bir yolculuktan sonra MÖ 3000’li yıllarda Karya medeniyetine başkentlik yapmış Milas köylerine ulaşıyoruz.

İlk durağımız sırtını Beşparmak dağlarına (antik adı ile Latmos) dayamış Çomakdağ-Kızılağaç köyü oluyor.

Köy meydanında kahvenin yanı sıra yerli-yabancı misafirleri ağırladıkları büfe ve masalar var. Daha otobüsten iner inmez bizi Çokder Derneği başkanı ve meydanda el işi tezgahlarını sermiş rengarenk teyzeler, çocuklar karşılıyor. Ardından da bir “hoş geldiniz” anonsu duyuyoruz 🙂

Yediden yetmişe Çomakdağ kadınları, günlük hayatlarında da altın liralar ve mevsim çiçeklerinin güzel kokuları ile süslenirlermiş.

Çomakdağ'lı kadınlar

Çomakdağ’lı kadınlar

Oğuz Türklerinin bölgeye yerleşmesinden çok daha öncelerde, bu köylerde yaşamış Karyalılar mitolojik tanrı Zeus’a taparlarmış ve Çomakdağı’na çok yakın olan Labranda’da onun adına bir tapınak yapmışlar (Labrandios tapınağı). Bu tapınağın kutsal havuzunda yaşayan ve kehanetlere aracılık eden balıkların da aynı binlerce yıl sonra bu topraklarda yaşayan kadınlar gibi altınlarla süslü olduğu söylenirmiş.

Yaklaşık 300 haneli bu köyde, geçim hayvancılık ve turizm ile sağlanıyor. Köy içinde de yolculuk sırasında da besili inekler, koyunlar ve keçiler önümüzü kesiyor 🙂 İpek böcekçiliği ve arıcılık da yörenin diğer önemli uğraşları. Başlarındaki ipek dokuma örtüler kadınların kendi el emekleri.

Misafirperver köylülerin sofralarında zeytin eksik olmuyor ama günümüzde verim düşük olduğundan yetişen ancak kendilerine ve misafirlerine yetiyormuş. Köyde gezerken daha önce zeytinyağı yapmak için evler arasında kurulmuş taş düzenekleri gösteriyorlar ama artık zeytinler toplanıp fabrikaya gönderiliyormuş.

Geleneksel iki katlı taş evlerinin girişinde geniş  avlular bizi karşılıyor. Alt kat genellikle bahçe, depo, kiler veya mutfak ve evin yaşlısının odası için ayrılmış. Evlerin salonlarına avludaki merdivenler ile çıkılıyor.

Fotoğraflarını çektiğimiz yaşlıların evlerindeki ahşap kapı ve pencere işlemelerine, desenlere hayran kalıyorum.

Çomakdağ'lı kadınlar

Ümmühan teyze 80 yaşından fazla. Bizi kapıda görünce uzandığı kanepeden doğrulup içeri davet ediyor.

Milas evlerine özgü taş baca süslerine ilave olarak, bu köye has bazı bacaların tepelerinde yarım ay veya kartal başı şeklindeki figürler de var. Köylüler bu figürlerin süs olduğunu, özel bir işlevi olmadığını, genellikle doğuyu gösterdiğini söylüyorlar. Anlattıklarına göre, bacalardaki süslemeler de evlerdeki diğer figürler gibi, eski ustalar ile birlikte kaybolmaya başlamış.

Bölge toprağının yoğun silisyum içermesinden olsa gerek, bütün sokaklar, taş evler güneşin altında adeta parlıyor.

Çomakdağ'ın taş evleri ve bacaları

Çomakdağ’ın taş evleri ve bacaları: bacalardaki piramitlerin tepelerine cam bardakların ters olarak sıkıştırıldığını görüyoruz. Bazı bacalarda da doğuyu gösteren yarım ay veya kartal başı şeklinde figürler var.

Köyden ayrılmadan, her sokak arasında ellerindeki bohçayı açan teyzelerden el emeği oyuncak bebekler, boncuk işlemeli kemerler (15-20 TL), bileklik ve kolyeler (10-15 TL), çantalar veya işlemeli yemeniler alabilirsiniz. Mevsime göre kendi üretimleri olan zeytin, zeytin yağı, çam ya da çiçek balı, şifalı bitki demetleri de alınabilir.

Gezdiğimiz köylerde düğün merasiminin de ayrı bir eğlence olduğunu duyuyoruz. Bir yaz günü tekrar gelip dört gün süren geleneksel bir düğüne denk gelmeyi dileyerek komşu Ketendere köyüne doğru yola devam ediyoruz.

Çomakdağ'ın bez bebekleri

Çomakdağ’ın bez bebekleri

21.04.2012