Bu hafta sonu tesadüfen ilanını gördüğüm tek seferlik bir derse katılacağım. Bugüne kadar ilgimi çekmemiş bir sanat olan “ebru”yu tanıyacağım ve evime de ilk denemem ile geri döneceğim.

Güneşli bir havada evden çıkmışken yaz yağmuruna tutulmuş olarak Kadıköy’deki Erguvan Sanat Merkezi’ne ulaşıyorum. Sınıfta 15-20 kişiyiz. 3,5 saat kadar süren ders boyunca ebru ustası Selat Metin bize rehberlik yapıyor.

Derse başlarken, yurt dışında “marbling” olarak da bilinen “ebru” kelimesinin, hem sanatın adı hem de tekniğin adı olatrak uluslar arası literatüre geçmiş olduğunu öğreniyorum.

Ebru sanatının tarihinin 9. yy’a dayandığı düşünülüyor. Topkapı sarayı’ndaki en eski örnek 14. yy’a ait. Osmanlı’ya Orta Asya’dan gelen bu sanat İran üzerinden İpek yolu ile İstanbul’a kadar ulaşıyor. 17. yy’da Avrupa’ya “Türk kağıdı” olarak yayılıyor. Günümüzde Amerika’da ve Kanada’da yaygın bir resim tekniği olarak uygulanıyor.

Ebru malzemelerini tanıyoruz:

Tekne: Çelik veya daha hafif malzemelerden ve farklı boylarda olabiliyor. Derste 50 cm boyunda bir tekne kullanıyoruz. Selat bey, yurt dışında bir rekor denemesi için 2*10 metrelik bir tekne ile de çalıştıklarından bahsediyor.

Kitre: İç Anadolu’da, Sivas – Yozgat dolaylarında yetişen “Geven Otu” veya “Geven Tohumu” denilen dikensi bir bitki ile kıvam kazandırılmış su. İncir ağacı gibi salgıları olan bu dikensi bitkinin köklerine bıçak ile kesikler atılıyor ve bir iki gün sonra kurumuş olan bu salgılar toplanıyor. Geleneksel olarak kullanılan bu malzeme çok güçlü ve avuç kadar miktarı tüm suyu salep kıvamına getirebilir. Günümüzde ise toz şeklindeki kerajin tercih ediliyor. Kerajin, özünde “deniz kadayıfı” bitkisinden elde edilen yapay bir malzeme. Deneysel olarak makarna suyu veya salep de kullanan olmuş ve başarılı sonuçlar elde etmişler. Sanat malzemeleri satan yerlerde bahsedilen tüm malzemeleri hazır olarak temin etmek mümkün.

(İncir ağacı demişken; çocukken ağaç dallarını kırıp bir iki gün sonra ince bir çubuk veya iğne ile dalın içindeki beyaz yumuşak alanı boşaltırdım ve dalı parça parça kestiğimde ahşap boncuklarım olurdu. Bu beyazlığın bitkinin öz suyu olduğunu biyoloji dersinde öğrendim.)

Kitre ısıya duyarlı bir sıvı olduğu için kısa sürede bozulabiliyor. 14-15 günde malzeme ile su ile tamamen özdeşleşiyor ve kitre tam kıvamına ulaşıyor. Ancak hemen sonrasında da bozulmaya başladığı için bu ince dengeyi tutturmak oldukça zor.

Suyun yoğun hale getirilmesi gerekiyor çünkü boyanın suyun dibine inmemesini ve üstte kalmasını istiyoruz.

Su: İstanbul şartlarında kitre içinde ve boyalara ayar vermek için musluk suyu kullanılırken hocamız, arkadaşlarının Kaçkar zirvelerine yaptıkları bir gezide dağdan gelen suyu kullanarak yaptıkları ebruların renklerinin çok canlı çıktığını ve farkın görülmeye değer olduğunu anlatıyor. Gito yaylasına yolunuz düşerse Koçira‘da asılı bir örneğine rastlayabilirsiniz.

Fırsat buldukça yeni yerler görmeye çalışıyorum ve döndükten sonra bende etkisini en derinden etkileyen yer Karadeniz olmuştu. Kaçkarların suyu deyince nasıl iç geçirdiğimi gizleyemem; bu ay sonu planladığım  Doğu Karadeniz yaylaları gezimde bir şişe doldurup getirsem mi acaba.

Püf noktası! Malzemeyi ilk başta koyu hazırlamak daha sağlıklı. Çünkü istenen hale gelene kadar su ile seyreltmek mümkün.

Selat hoca, karanfil ebrusu yapıyor!

Selat hoca, karanfil ebrusu yapıyor!

Boya: Zemin için toprak boyalar kullanılıyor. Mermer üzerinde ezilerek toz haline getirilen boyalar su ile karıştırılıyor. Çiçek için kullanılan daha güçlü renkler elde etmek için toprak boyaya pigment ekleniyor. Ebru sırasında elinize veya kıyafetinize bulaşan toprak boya yıkandığında çıkıyor.

Ham toz boya kavanoza alındıktan sonra su eklenerek açılıyor. Boya yüzeyde açılsın diye kavanoza öd damlatılıyor. Diğer yandan fazla öd eklendiğinde boya çok fazla açılacağı için rengine de kaybediyor. Bu dengeyi sağlamak için damla damla ayar yapmak gerekiyor. Ebru yapmaya başlamadan önce ve ebru sırasında boyalara su ve öd ile ayar yapılıyor. Ayar her daim bozulabilir. Bu nedenle boyayı sürekli karıştırmak ve dengesini  kontrol etmek gerekir.

Öd: Odaya ilk girildiğinde hissedilen hafif kokunun sebebi sığır ödü. Öd hazırlanırken kan gibi diğer kalıntılar da karıştığı için koku oluşabiliyor. Diğer yandan öd kokusunun antidepresan etkisi üzerine yapılmış akademik bir çalışma var. Yani, Ebru sırasında bu kokunun insan üzerine olumlu bir etkisi de varmış.

Ara renkler için boyalar kavanoz içinde karıştırılıyor. Ancak su üstünde bu renkler karışmıyor. Kitre üzerine atılan boyalar kat kat açılıp ayrıştırılabiliyor. Bunu sağlayan öd.

Öd, aynı zamanda ebru tamamlanıp kağıda aktarılırken boyanın kağıda yapışmasını da sağlıyor.

Fırça: Gül dalından el yapımı fırçalar kullanılır. Yaş gül dalları ipler ile sarılarak düzleştirilir ve kurutulur (Bursa’daki ceviz çırpmak için kullanılan sırıkların yapılışını hatırlıyorum) Gül dalının lifli bir yapısı olduğu için kuruduğunda da fırça darbelerine karşı esnekliğini korur. Defne dalı gibi alternatifler de denenmiş ve başarı sağlanmıştır.

Fırçanın ucu için kullanılan at kuyruğundan elde edilen kıllar misina ipi ile balıkçı düğümü atılarak gül dalına sarılıyor. Balıkçı düğümünün özelliği düğümünün içeride olması. Bu sayede düğüm boyaya ve suya temas etmediği için erimiyor ve düğüm üzerinde boya kalıp da darbe dışında beklenmedik bir boya sıçramasına izin vermiyor.

At kılının en önemli özelliği boyayı üzerinde tutmaması.

Biz: Su üzerindeki boyaya şekil vermeyi sağlayan farklı kalınlıklardaki çubuklar

Kağıt: 90-100 gr kağıt tercih edilir. Karton veya emme özelliği olan ağaç, taş veya kumaş malzemeler de kullanılabilir. Kumaş üzerine ebru yaparken, yıkandığında çıkmaması için toprak boya yerine kumaş boyası tercih edilir.

Tarak: Farklı sıklıklardaki taraklar kullanılarak su üstündeki damlalara desen verilebiliyor. Yurt dışında “taraklı ebru” yaygın bir yöntem. Biz ile desen verilerek yapılan “Çiçekli ebru” yabancılar tarafından pek tercih edilmiyor, sadece Türk ustalar tarafından yapılıyor.

Derse başlamadan püf noktası!

–  Ebru dersleri hafta bir gün ve üçer saatlik seanslar olarak düzenleniyor ve derslere devamlılık şart.

–  Ders sırasında “negatif elektrik üretmek” yasak. Su ile ve grup olarak çalışılıyor. Bu nedenle insanlar arası enerji aktarımı ve izleyerek öğrenmek önemli.

–  Ders sırasında soru sormak yasak. Yeri geldiğinde hoca anlatıyor. Ebru, kitaptan öğrenilebilir bir sanat değil. Usta-çırak ilişkisi ile interaktif olarak yürüyor. Örneğin, fırçanın ele oturması 2-3 ders sürebilse de sonrasında doğal bir davranış halini alıyor. Sabır ve azim önemli!

Ebru çeşitlerinden örneklerin yapılışını ve püf noktalarını izleyerek öğrenmeye devam ediyoruz ve sonrasında sahnedeyiz!

Daha fazla fotoğraf Facebook sayfasında!