Doğu Karadeniz’de ikinci günümüzün sabahında Pokut yaylasından erkenden ayrılıyoruz. Geldiğimiz virajlı ara ara toprak, kimi yerde beton veya asfalt yoldan yaklaşık bir saatte Fırtına’ya iniyoruz. Çınçıva kahvesinde Fırtına manzarasında sabah kahvelerimizi yudumladığımız kısa modanın ardından Zilkale etrafından dolanarak Çat deresi boyunca ilerliyoruz.

Çat deresinden yukarı doğru çıkıyor;  Hemşin deresi ile Elevit deresinin birleştiği “Tarihin tanıkları Serender” evlerinin arasında kalan meydanında bir bayramlaşma törenine denk geliyor ve kalabalığa karışarak Cancık pansiyonda yemek molası veriyoruz.

Çat'da mola veriyor ve muhlama yiyoruz

Çat’da mola veriyor ve muhlama yiyoruz

Alabalık, muhlama, salata ile masamız donatılıyor. Yemek sonrası horon gösterisi var.

Çat'da horon molası

Çat’da yemek ve horon molası veriyoruz
Tulum, üzerinde cebi olan tek müzik aleti imiş

Gito yaylasına (Kito yaylası da deniyor) doğru sis, yağmur ve beyazlar içinde ilerliyoruz. Araçta hoplaya zıplaya ama daha yumuşak, sürekli bir eğim ile bir saatlik tırmanış sonrasında Gito-Badara yol ayrımına varıyoruz. Bu iki yayla ters yönlerde.

Badara yaylasının rakımı 1800 metrede ve bu yükseklikte ağaç yok. Yağmur altında kısa bir fotoğraf molası veriyor; ineklerine çobanlık yapan Emine teyze ile kısa bir sohbet yapıyoruz.

Emine teyze Badara yaylasında ineklerini otlatıyor

Emine teyze Badara yaylasında ineklerini otlatıyor

2060 metre rakımlı Gito’ya tırmanmak araç ile yaklaşık 2 saat sürüyor.

Gito aslında bir ara yayla. Yaylaya göçen köylüler bir gün burada kalıp dinlendikten ve yol hazırlıklarını tamamladıktan sonra üst yayla olan Ambarlı yaylasına çıkıyorlar. Günümüzde Gito’da yaklaşık 30 ev var ve genellikle boş kalıyor.

Koçira‘ya vardığımızda güneş çoktan sislerin ardında kalmıştı ve her yeri beyaz duman kaplamış. Önceki gece Pokut’da olduğu gibi erkenden eve kapanıyor ve kuzine etrafında toplaşıp sohbet ederek vakit geçiriyoruz.

Bizim ile birlikte önceki akşam gelmiş iki misafir daha var ve Onların enerjisi de eklenince çok keyifli, şarkılı sözlü hoş sohbetimizin sonlanması gece yarısını geçiyor.

Burada patron Abisi ve gerektiği için konulmuş tüm kurallarına uymak gerek !

Örneğin, sokak terliği veya banyo terliği ile evin içinde gezilmeyecek; hadi bir hatadır yapıldı, fark ettirilmeyecek !

Tamamen ahşap yayla evi daha önce iki kez yanma tehlikesi geçirdiği için odalardan elektrik tesisatı kaldırılmış. Odalarda ısınmayı da beklemeyin; yorgan ve battaniye isteyebilirsiniz. Yedek şarj depolarınızı veya çoklu prizlerinizi yanınızda getirebilirsiniz! Televizyon, çeken telefon gibi medeniyet icatlarını beklemeyin. Burası özgürlük, huzur, keyif ve umut için var.

Kahvaltıda Abisi, “Gito bu kadar soğuksa Ambarlı’da çiğ vardır” diye anlatıyor. 27 Ağustos haftası Ambarlı yaylasından önce Gito’ya sonra da köye göç olacakmış. Göç şölenini bir hafta ile kaçırıyoruz.

İlk sabah için planımız zirvedeki buzul göllerine tırmanmak ve fotoğraf çekimi için Ambarlı yaylasına gitmek. Ancak hava şartları izin vermediği için göllere tırmanmaktan vazgeçiyoruz. Araç ile yola çıkıp 2500 metre rakımlı Ambarlı yaylasına ancak bir saatte varıyoruz.

Gito yaylasında endemik bir mantar türü

Gito yaylasında endemik bir mantar türü

Öğleden sonra Abisi ile bir-iki saat kadar süren kısa bir orman yürüyüşüne çıkıyoruz. Ormandan türlü yemişler yiyoruz. Mavi renkli bir yemişin (bluesberry) adı yörede likapa olarak bilinirmiş. Sisler etrafımızda dans ederken hava fazla kararmadan Koçira’ya geri dönüyoruz.

Gök gürültüsü ve şimşekler ile aydınlanan gecede projeksiyon ile önce ustalarımızın fotoğraflarını seyrediyor sonrasında da Abisi’nin arşivinden filmler izliyoruz.

Koçira’da ikinci sabahımızda güneşe uyanıyoruz. Kahvaltı masası da bu sefer terasa kuruluyor. Karşı yaylanın kızı Yasemin’den öğrenmişler; tabaklarda birer kır çiçeği bulunması adetten 🙂 Güneşe uyandığımız bu sabah “hadi artık” diye kendi aramızda takılıyoruz.

Gito yaylasında uyanmak!

Gito yaylasında uyanmak!

Çok güzel bir kahvaltı ve masa sohbetinden sonra biz bavullarımızı kapatırken Abisi, Ali abi ve Elif bizi şarkılar ile uğurlamaya başlıyorlar. Hep beraber peşi sıra söylediğimiz şarkılar ile ayrılmak iyice zorlaşsa da yolumuz uzun!

Koçira'da kahvaltı

Koçira’da kahvaltı

Güneşli havayı fırsat bilerek ilk gün keyfine varamadığımız Badara yaylasına tekrar uğruyoruz. Sonrasında bu kadar yağmurdan sonra hayli riskli olan Huser yaylası yoluna sapıyor ve ters yöndeki Avusor yaylasında mola veriyoruz.

Bu arada; Abisi’nin öğüdü aklımda; dilerim Koçira’da nice güneşli günlere uyanalım!