İki sene önce kalabalık bir fotoğrafçı grubu ile 101. yılını kutladığımız Pavli Panayırı’nın 103. senesine arkadaşlarla birlikte konvoy olup gidiyoruz.

Eylül’ün ikinci Pazar gününde pek çok fotoğraf grubu için ortak olan rotaya Cumartesi’den daha ufak bir grup ile gitmek daha cazip geliyor ve sabah erkenden yollara düşüyoruz.

Panayır her sene Eylül’ün ikinci haftası Kırklareli Pehlivanköy merkezinde Perşembe’den Pazar’a kadar sürüyor.

Kamyon kasalarındaki evleri ile panayır alanına taşınan insanlar akşamları konserler ve lunapark derken Pazar günü toplanana kadar tam gaz eğlenceye devam ediyor.

Pamuk şekerci çocuk

Pamuk şekerci esmer çocuk
2010, Pavli panayırı

1910 yılından beri kesintisiz olarak sürdürülen geleneğe 70’li yılların sonlarına kadar Trakya’ nın birçok yerinde (Keşan, Lüleburgaz, Pınarhisar, Silivri, Havsa gibi) rastlanırmış. Daha çok mal ve hayvanların satıldığı, o bildik adıyla “Hayvan ve Emita Panayırları” şeklinde düzenlenirmiş.

Halk arasında “Sonbahar Panayırı” olarak da dillendirilen bu panayır için, Pehlivanköy’ ün köklerine vurgu yaparak “Pomak Bayramı” da denirmiş. Civar yörelerde yaşayan Romen ve Pomak göçmenler bu panayıra renk ve eğlence katıyorlar.

Pomaklar, Balkanlar’da, Bulgaristan’ın güneyi, Batı Trakya, Doğu Makedonya ve Türkiye’nin Trakya ve batı bölgelerinde yaşayan Pomakça konuşan, çoğunlukla Müslüman olan Slav kökenli bir Balkan toplumu olarak tanımlanıyor.

Türkiye’ye göçleri 1878 Osmanlı-Rus harbi sırası ve sonrasında yoğunlaşmış (hicri takvime göre 1293’e denk geldiği için 93 harbi ve 93 muhacirleri diye de anılır).

Efe, 4 yaşında

Efe, 4 yaşında
2010, Pavli panayırı

Renkli gözlü ve neşeli Pomaklar için kavgacı oldukları da söyleniyor.

İki sene önceye kıyasla bu sene pazar yerlerinde ve lunaparkda daha çok Romenlere rastladım.

Dalgınlık ve acele ile fotoğraf makinamın pilini evde unutunca maalesef yeni fotoğraflar çekemedim ama pazar yerlerinde dolaşarak, kamyonetlerinde akşam üstü keyfi yapan yaşlılarla sohbet ederek ve Lunapark da türlü oyunların hilesini anlamaya çalışarak da güzel vakit geçirdim.

Yaklaşık 210 km olan İstanbul-Pehlivanköy yolculuğumuzda molalar, sohbetler derken güneş tepelerde iken Panayır alanına varıyoruz.  Şöyle bir etrafta dolandıktan sonra kuzu çevirme çadırlardan birine yerleşiyoruz. “41 yıldır kurulan Latif’in yerindesiniz” diyor bize servis yapan çocuk, “tabi ki beğeneceksiniz !”.

Her ne kadar kuzu çevirme olarak yazsa da keçi eti satılıyor.

Kilo ile servis yapılıyor ve kilosu 60 TL.

Karnımız doyduktan sonra güneşin de biraz yatışmasını beklemek için Belediye binasının yanındaki çay bahçesine gidiyoruz. Pehlivanköy İlçe Kütüphanesi’de bu çay bahçesinin arkasında kalıyor. Yaklaşık 500 üyesi olan kütüphane, sınırlı bütçesine ilaveten ziyaretçilerinin kitap bağışları ile yaşamaya devam ediyor. Paylaşmak istediğiniz kitaplarınızı kargo ile de kütüphaneye ulaştırabiliyorsunuz.

Derya ve kamyonun duvarına asılı oyuncak bebeği; düşmesin diye önüne merdiven dayamışlar

Derya ve kamyonun duvarına asılı oyuncak bebeği; düşmesin diye önüne merdiven dayamışlar
2010, Pavli panayırı

Eğer sabah gün doğumunda orada olup da kamyonlarda çadırlarda konaklayan insanlarla kahvaltı edemeyecekseniz önerim sabah biraz daha vakitli yola çıkıp öğleden sonra varmanız. Açık ve geniş bir alan olunca, güneş ve alışverişe gelmiş kalabalık, karmaşa yorucu oluyor.

Zincir salıncak ve kamikaze lunaparktaki favori oyuncaklarım; jetonlar 4ve 5 lira. Küçük çocuklar için de türlü atlı karıncalar ve elektrikli oyuncaklar mevcut.

Panayıra gittik, salıncağa bindik

Panayıra gittik, salıncağa bindik
2010, Pavli panayırı

Gol atılamayan kaleler, iki metreden hedefi vuramayan tüfekler, dönüp dolaşan halkalar, “bul karayı al parayı” türlü iskambil oyunları da diğer eğlenceler…

Tüm oyuncakların renk renk ışıkları yanmış ve Lunapark yükünü almışken Pavli’den ayrılıyoruz.

Ayrılmadan; bal kokulu kavunlardan almayı unutmayın!

Dönüş yolunda Edirne Uzunköprü’de mola vermek iyi fikir. Kırcasalih Volkan Et Lokantası’nın köfteleri ve manda yoğurdu önerilir!

15.09.2012