Bir mahalleyi, semti, şehri anlamak çarşı pazar gezmeden olmaz bence. O memleketin havasını solumak, kalabalığında kaybolmak için ne yer ne içerler, ne sever, ne seçerler görmek gerek.

Yola çıkmadan önce biraz araştırıp bir kaç blog okuyunca aldığım notlar arasında Perşembe – Pazar günleri arası ziyaret edilmesi önerilen “Borough Market” Perşembe sabahı için ilk istikametim oluyor. Bugün “Londra’da yapılacaklar” listemi tamamlamak için son günüm ve erkenden sokaklardayım.

Bu sabah hava ne kadar da güneşli Gower Street, üniversite kampüsüne de yakın olduğu için sokakta çok sayıda genç var.

Metrodan “London Bridge” durağında indikten sonra oklarını da göreceğiniz pazar yeri bir kaç dakika mesafede. Tarihi 11. yüzyıla kadar uzanan bu pazar hem toptan hem de perakende satış yapan Londra’nın en büyük pazarlarından birisi imiş. Çeşitli TV programlarına ve film sahnelerine de mekan olmuş bu pazar yeri, ilk görüşte  bana Ankara Ulus halini hatırlatıyor. Küçükken Pazar günleri haftalık alışveriş için ailecek gittiğimiz kasabı, manavı, fırını, şarküterisi ve balıkçısı ile bir arada, kalabalık ama rengarenk Ankara Ulus hali.

Borough Market

Borough Market

Henüz sabah saatleri olduğu için pazar yeri fazla kalabalık değil. Tüm standların açılması ile öğleden sonrası saatlerinde çok daha hareketli bir yer olmalı. Etrafta, fotoğraf makinaları ile keşfetmeye çalışan heyecanlı turistler ve tezgahlarını düzenleyen pazarcılar var. Ben de bir süre insanları ve standlardaki rengarenk meyveleri, gülümseyen güneşi seyretmeyi tercih ediyorum.

Borough Market

Borough Market

Zaman geçtikçe etrafta çok güzel kokular yayılmaya başlıyor. Neyse ki kahvaltımı yeni yapmışım diye düşünüyorum bu sırada; yoksa her döndüğüm köşeden bir şeylerin tadına baksam bu sabahki ilk keşfimi gün boyu sürdürebilirdim.

Buraya gelmeden önce, yapacağınız alışveriş ile evde de deneyebileceğiniz tarifler ve tüm standlar ile ilgili detaylı bilgiler için internet sayfasını önerebilirim.

Borough Market

Borough Market

İzmir incirlerini, Türk lokumlarını, kahvesini görmek bilinmez bir neşe veriyor insana.

Haarlem’de, Amsterdam’daRoma’da veya Venedik’de gezdiğim pazarlardan farklı olarak gördüğüm çeşit çeşit zeytin standları, boy boy reçel kavanozları ve mantarlar var.

Borough Market

Borough Market

Ağız tadı fazla gelişmemiş ve karnı tok bir turist olarak balıkçı standında geniş kazanlarda kavrulan türlü deniz ürünleri ile yapılmış pilavı tadıyorum.

Nehir boyunca sürecek uzun bir günde, ilk durağımdan ayrılırken kavruldukça kokusundan kendimi alamadığım ördek kavurması standına uğruyorum ve elimde kocaman sandviçimle Thames nehri yürümeye devam ediyorum.

Waterloo köprüsünü geçtikten sonra şık restoranlar görebilirsiniz. Akşama doğru güzel müzikleri ve güzel aydınlatmaları ile daha da cazip görünüyorlar. Kaykay alanının ve Thames boyunca kurulmuş kitap-hediyelik eşya standlarının önünden geçerek yürümeye devam ediyorum. Arada nehir boyunca gezinti tekneleri için de bir durak var. Kafeler London Eye önüne kadar devam ediyor. Gün öğlen oldu ve istikametim Kraliyet bahçeleri Regent Garden ve Hyde Park

Borough Market

Borough Market

27 Eylül 2012