Kıta Avrupasının da ötesine, “Kraliçe”ye ev sahipliği yapan bir uzak adaya; on bir yaşımdan bu yana öğrenmem gerekmiş evrensel dili şöyle ya da böyle tüm dünyaya kazandırmış insanların topraklarına ilk kez uçuyorum. Londra veya Cambridge bugüne kadar pek de merak ettiğim şehirler değil idi. Gel gör ki sayılı günler çabucak geçiyor ve artık oralar da özlediğim yerler arasında. Haftanın ilk yarısında ancak mesai saatlerimden sonra ve sağanak yağmura rağmen sokaklarda şehri keşfe çıkıyor;  kendime tatil olarak hediye ettiğim geri kalan İngiltere günlerimde ise güneşin saklandığı yerden çıkması ile neşeleniyorum.

City the London
London “City”, St Paul Katedrali ve Millenium köprüsü: Tate Modern Museum’un 7. katındaki Kafe’den manzara
f:5.0; 1/250

Seyahat programım şöyle:

7 GÜN             23 – 29.Eylül.2012

2 ŞEHİR          IST – Londra – Cambridge – Londra – IST THY ile London Heatrow Havaalanına (LHR) uçuyorum.

Bir hafta sonunda ortaya çıkan rakamlar:

KİLOMETRE 208 km  
LHR-Londra 24 km metro ile 50 dakika (Russell Square)
Londra-Cambridge 160 km tren ile 50 dakika
     
MALİYETLER    
     
KONAKLAMA 110 P Yola çıkmadan önce, Londra’da iş amaçlı ziyaret sonrası günlerimde (iki gece) konaklamak için booking.com‘a danışıyor ve ilk kez göreceğim bir şehir için merkezde bir otel tercih ediyorum. Gower House Hotel lokasyonu, metro istasyonlarına, merkezi yerlere yakınlığı ve klasik İngiliz mimarisi ile mutlu ediyor. Airbnb.com, Youth HostelTravelodge ise konaklama için arkadaşlarımdan gelmiş diğer öneriler
     
ULAŞIM 62,50 P  
Metro 35 P Oyster card ile
Tren 32,50 P Cambridge gidiş-dönüş tren bileti
     
HARCAMA 64 P  
Su 5 P Marketlerden alınmalı veya musluktan da içilebiliyormuş; çocukluğuma dönüyorum!
Sandviç 19 P Pret a marger veya yol üstünde denk geleceğiniz marketler, bakkallar
Pizza 14,25 P Pizza express ve Camden Town‘da Metro çıkışına yakın bir İtalyan restoranı; önerilir
Dondurma 2,20 P Speakers’ Corner’da
Hediyelik 23,50 P Hediyelik kutularında çay, Kupa, Zencefilli Kurabiye, Magnet ve Anahtarlıklar

* Her renkte ve şekilde şemsiye görebilirsiniz. Sokakta olduğunuz sürece ayrılmaz bir aksesuarınız olacak.

* İngiltere’de elektrik prizleri üç delikli ve mevcut şarj cihazlarınız için bir adaptör kullanmak gerekiyor. İster yola çıkmadan ister Londra’da havaalanında veya şehir merkezinde turistik caddelerde dolanırken göreceğiniz mağazalardan alabilirsiniz.

Yola çıkmadan önce;

* Sokakta dolaşırken, elinizin altında harita için de şeffaf bir dosya bulunması işe yarayabilir. Aksi halde haritanızın ıslanarak parçalanmış olması an meselesi! [telefonumda gps olması veya her köşe başında harita direklerinin olması önemli değil; şehirde kaybolmak için çarşaf boyutunda bir harita tercihimdir]

* Yağmurluk ve mevsime göre mont (Londra’da gece-gündüz sıcaklık farkı çok fazla değil -Eylül son haftası itibari ile sıcaklık 13-17 derece arası idi- ama Cambridge bu mevsimde Londra’dan 5 derece daha soğuk!)

* Su geçirmez spor ayakkabılar: Yürümek ve gün ortasında veya akşamları nehir boyunda koşmak Londralılar için bir yaşam tarzı. Yürümek çeşitli organizasyonlar tarafından da destekleniyor ve şehir de buna uygun yapılanıyor. Düz bir arazide kurulu bu “yeşil” şehir, hem yürümek hem de bisiklet kullanmak için son derece uygun.

* Beş terminali olan LHR uluslararası havaalanı oldukça büyük olmasına karşın yolunuzu kolayca bulabileceğiniz yönlendirmelere sahip. Siz koridorları aşana kadar bavulunuz da uçaktan gelmiş oluyor ve sonrasında metro durağına doğru koridorlarda devam ediyorsunuz.

Oyster, yani metro, otobüs ve vapurda geçerli abonman kartını ön-ödemeli olarak bittikçe doldurarak kullanabiliyorsunuz. Otomatik dolum makinaları sadece kredi kartı veya hem kredi kartı hem de nakit olarak çalışıyor. Menüde Türkçe dil seçeneği de var.  5 Pound deposito karşılığında kendisinin ve önceki seyahatinizden içinde kalmış tutarın ömür boyu geçerliliği var. Taksi ile yaklaşık 60 Pound tutan şehir merkezi ulaşımını metro ile Piccadily line üzerinde 2,90 Pound’a sağlamış oluyorum!

* Şehir için tanıtım kitapçığını, şehir haritasını ve ulaşım için metro – otobüs haritalarını da metroya binmeden veya herhangi bir istasyonda görebileceğiniz panolardan alabilirsiniz. Harita deyip geçmeyin. Belediye tarafından 2012 yaz olimpiyatları etkinliklerini de kapsar şekilde hazırlanmış bu harita oldukça detaylı ve arka sayfasında hem metro ve otobüs güzergahları hem de  çeşitli tercihlere göre hazırlanmış yürüyüş rotalarını gösteriyor.

* Şehir turu almak isterseniz Big Bus tours öneririm. Ben katılmadım ama arkadaşlarımdan da duymuştum. Broşürü oldukça detaylı ve tek bir tur aldığınızda farklı alternatifleri bir arada sunması ile ikinci seyahatimde tercihim olabilir.

* Alternatif şehir turları arıyorsanız internetten bir ön araştırma yapabilirsiniz. Gruplar için ücretsiz olarak düzenlenen tarih turları, farklı rotalar veya gece için hayalet turları mevcut.

bozukluklar
ilk günün sonunda cebimde kalan bozukluklar (20 Pence’in basım tarihi 1983)

Paranız bozulmaya başladıkça bozuklukların üzerindeki 2. Elizabeth büstünün yıllar içinde yaşlandığına şahit olacaksınız, şaşırmayın. 300-400 yıl boyunca darphanelerinde aynı bozuk parayı basan yani parasının değerini koruyabilen bir ülke, İngiltere!

İlk izlenimlerim ve kıyaslamalar:

* Metro durakları temiz ve geniş, bir Roma metrosu değil!

* Metro koltuklar döşeme kaplı ve gayet rahat, metal veya plastik değil, uzun yolculuklar için uygun.

* Piccadily line (muhtemelen) turistlerin de en çok kullandığı hat olduğundan her durakta “Mind the Gap between the train and the platform” anonsu yapılıyor

* Vagonlarda askılık yok, insanlar uzun.

* Burası bir dünya başkenti: İnsanlar her renkten ve her dilden.

* İnsanlar az konuşuyor, sakin ve sessizler; İspanyolları ve İtalyanları ayırt etmek zor değil!

* Trafik her saatte ve çok var ama arkası kesilmeyen korna sesi veya araba camlarından sarkmış bağıran-çağıran insanlar duymuyorsunuz!

* Araç, bisiklet ve yaya trafiği soldan akıyor. Karşıdan karşıya geçmeden önce asfalta yazılı “Sağa bak” veya “Sola bak” yazılarını takip etmek faydalı: Turistleri tanımak zor değil.

* Hadi şaşırdınız, kendinizi bir araba ile burun buruna bulursanız araba duruyor ve size yol veriyor.  İstanbul’da hem yayalar hem de arabalar ışıkları dikkate almadan saygısızca ve pervasızca kendini yola atarken, şikayet ederken, buradaki haller ne kadar enteresan değil mi!

Gelişmiş bir ülke fakirlerin araba sahibi olduğu değil zenginlerin toplu ulaşım kullandığı bir yerdir” Bogota Belediye Başkanı (Bogotá, dünyanın en büyük 36. şehri, dünyanın en kalabalık 33. yeri)

Başlıyoruz:

Başkenti benimle gezmeye başlamadan önce dönüşte farkettiğim bir videoyu izlemenizi öneririm!

Londra’da ilk gün karanlık bir gökyüzü ve sağanak yağmur ile geçiyor. Hatta ikinci gün de öyle. Ancak üçüncü gün öğleden sonrasında, yani mesaimin sona erdiği ve tatilimin başlayacağı vakit güneş açıyor. Thames boyunca yürüyor, köprülerden geçiyor, British Museum‘da tarihe gömülüyor, parklarda bahçelerde geziyor, çarşı pazar dolaşıyorum. Londra’nın dünyaca ünlü alışveriş caddelerinde gece gezmesine çıkıyor ve ışıl ışıl gece fotoğrafları çekiyorum.

Sonbahar Londra’ya çok yakışmış!

St James Park
St James Park f:9.0;   1/80

Seyahatimin son iki gününde “Cambridge University” ve “College” kültürü ile yoğrulmuş çok güzel bir masal şehirdeyim: Cambridge.

Londra King’s Cross – Cambridge tren istasyonları arası yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor ve seçtiğim saatler için gidiş dönüş 32,30 Pound. Peak / off-Peak (yoğunluk saatler) için farklı tren saatleri ve değişen fiyatları öğrenmek için internet sitesinden yararlanabilirsiniz. Cambridge’de beni karşıyan yağmurun eşliğinde çok keyifli bir geçiriyor ve uzun süredir görüşemediğim arkadaşımla İngiliz kültürü ve magazinel monarşi tarihi üzerine sohbet ediyorum.

King's College, Cambridge
King’s College, Cambridge: Great St Mary kilisesi kulesinden f:6,3; 1/60

İngiltere gezi yazıları için >>>>

23-29 Eylül 2012