Yola çıkmadan önce büyük bir hevesle okuduğum blog yazılarına dayanarak Londra’daki meydanlardan fazla bir beklentim olmaması gerektiğini anlamıştım. Benzetmeler genelde, Taksim İstiklal caddesine veya New York Times meydanına yönelikti ki; bu anlatımlardan benim çıkardığım sonuç belli başlı bu meydanları gece gezmek üzere not etmek oldu.

İlk iki gün ancak iş çıkışı, sonraki günlerde de ayaklarım beni taşıdığı sürece sokaklarda dolaşıyorum.

Metrodan Oxford Street durağında iniyorum ve Oxford Street ile Regent Street caddelerinin kesiştiği Oxford Circus kavşağındaki ışıklandırılmış şık binaları dört bir köşeden fotoğraflıyorum.

Oxford Circus

Oxford Circus ve trafik

Gece fotoğraf çekmenin bir avantajı da kadrajı belirleyip makinanın ayarlarını yaptıktan sonra geri kalan işin makinaya düşmesi. Pozlama ve sonrasında içeri hapsedilen ışık hafıza kartına kaydedilene kadar beklediğiniz sürede, eliniz cebinizde rahat rahat etrafı seyredebilirsiniz.

Güneye doğru, Regent Street boyunca ilerliyor, Londra trafiğinde çift katlı otobüslerin ışıklarını yakalayabilmek için yolun biraz açılmasını bekliyorum.

Regent Street

Regent Street ve trafik

Gündüz saatlerinde lüks mağazaları ile alışveriş cenneti olan bu caddeden hava karardıktan sonra ışıklandırılmış şık binaları seyrederek geçiyorum. Gündüz için planım başka, yaşasın parklar, bahçeler!

Regent Street üzerindeki Apple mağazası, kitapta da (Steve Jobs, Walter Isaacson) anlatıldığı gibi sarı kumlar ve camekan duvarlar ile inşa edilmiş (Covent Garden‘daki mağaza da aynı özellikleri ile dikkat çekici).

Regent Street

Regent Street’in sonunda Piccadilly meydanına ulaşıyorum

Meydanın 1896’da çekilmiş bir fotoğrafı ile bugünü arasında ne fark derseniz, ben göremedim!

Londra her ne kadar Dünya Savaşlarında yıkılmamış, sanayi devrimini yaşamış ve Monarşi’ye yüzyıllardır başkentlik yapmış olsa da tek kelime ile “modern” bir şehir. Gördüğüm diğer Avrupa kentlerinden farklı olarak tarihi mimari ile modern mimari iç içe kaybolabiliyor.

Yani, bir Piazza Novana beklemeyin örneğin, Londra bir Roma değil!

Londra, yağmur da yağsa, güneş de açsa her güne farklı bir uğraş bulabileceğiniz kadar büyük, kalabalık ve zengin bir şehir.

Regent Street sonundaki Piccadily Circus, yüz seneyi aşkın süredir ışıklı reklam panoları ile aydınlanan bir meydan. Akılda kalanlar basamaklar üzerindeki Eros heykeli,  etrafında toplaşmış gençler ve bitmez tükenmez Londra trafiği.

Piccadilly Square

Piccadilly Square ve Eros heykeli

Piccadily Circus’dan batıya Green Park‘a doğru, Piccadily Street boyunca devam ederseniz Fortnum and Mason mağazasına ulaşırsınız. Buranın özellikle zencefilli bisküvisi meşhurmuş. Mağazasından olmasa da Londra’dan ayrılmadan havaalanından bir kutu alıyorum (karton silindir kutu 4,5 Pound, metal silindir kutu 7,5 Pound). 

Doğuya doğru ilerliyor ve Soho bölgesinin, Çin mahallesinin etrafında dolanarak diğer bir hareketli meydan olan Leicester Square‘e ulaşıyorum.

İki meydan arasındaki kısa mesafe tiyatrolar ve hareketli mekanlar ile ışıl ışıl. Leicester Meydanında indirimli tiyatro biletleri satan bir de dükkana rastlıyorum. Çeyrek asırdır aynı sahnede oynayan oyunlar birer klasik ve biletleri çok önceden tükenmiş oluyor. Gitmeden araştırmanızı ve biletinizi internetten almanızı önerebilirim. Merak ettiğim bir kaç gösteri olsa da ilk Londra seyahatim daha çok keşfederek geçiyor.

Leicester Square’den Thames’e doğru yürümeye devam ettiğinizde National Gallery binası ve hemen önündeki Trafalgar Meydanı ile karşılaşacaksınız.

Gün içinde ücretsiz gezilebilen bu müzede Batı Avrupa sanatına dair önemli tabloları ve dönemsel olarak açılan çeşitli sergileri görebilirsiniz.

Trafalgar Square ve National Gallery

Trafalgar Square ve National Gallery

Gece yarısına doğru ayaklarıma kara sular iniyor ve metroda da indi-bindi yapıp daha fazla yürümemek için otelime en yakın durağa tek hat üzerinden gidebileceğim Leicester Square durağına yürüyorum.

Metro için ilk gün havaalanında aldığım Oyster card kullanıyorum. Ödeme için önemli olan yaptığınız aktarma sayısı değil, durakların bulunduğu bölgeler. Yani, kartı ilk durakta ve son durakta okutuyorsunuz ve birinci bölge içinde kaç durak giderseniz gidin 2 Paund ödüyorsunuz.

Londra’da gece gezmesini severseniz ikinci güzergah önerim de ışıl ışıl köprüleri ile Thames boyunca olacak!

23-27 Eylül 2012