Ambarseki de sabahtan bu yana Karaburun’da gezdiğimiz diğer köyler gibi,  korsan saldırılarından korunma amacıyla Ege’nin Yunan adalarına bakan sahilinde değil de yamacın üzerinde kurulmuş ve manzaraya tepeden bakıyor. Öyle ki, bu manzarayı gördükten sonra tüm gün kahvede oturup muhabbet etsek yeridir!

Tabi biz meraklıyız ve köydeki tarihi zeytinyağı değirmenini aramaya başlıyoruz. Cami etrafında genişleyen değil, yamaç boyunca uzayan bir köyün dar sokaklarındaki evlerin önünden geçiyor ve düzlüğe doğru devam ediyoruz.

Restore edilmiş ve bugün bir tiyatro atölyesi olarak kullanılan zeytinyağı değirmenini görmek için köyün yükseklerine doğru daracık sokaklarına yöneliyoruz.

Bu atölye Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) kökenli tiyatrocu Şıh Ali Yalçıner’in “Kavimler Kapısı” adını verdiği bir proje olarak hayat bulmuş. Daha önce uzun süre yurt dışında yaşamış sanatçı onüç yıl önce köye gelerek çok ortaklı eski bir zeytin değirmenini satın alarak projeye başlangıç vermiş. Bugün herkesin birlikte yemek pişirip birlikte yemek yediği bir mutfağı olan ve koğuş bölümünde yer yataklarında konaklayan misafirlerin gece yıldızları seyredebildiği bir atölyeye dönüşmüş. Keşfimiz sırasında tadilat çalışmaları devam ettiği için sadece otlarla kaplanmış arka bahçeye geçebildik, burada gördüğümüz paslanmış eski bir motor bizi epey oyaladı.

tiyatro atölyesinin arka bahçesi

tiyatro atölyesinin arka bahçesi

3K Kavimler Kapısı Sanat Derneği olarak yaz aylarında film gösterimleri, tiyatro gösterileri ve şiir günleri gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Pek çok yerli ve yabancı sanatçı köye geliyor ve oluşturulan yaz akademisi ile köylü çocuklara tiyatro eğitimi veriliyor. 

Gerek bu etkinlikler gerekse turizm merkezlerine de yakınlığı nedeni köye çok sayıda ziyaretçi geliyor ve günümüzde pansiyonculuk da köyde gelişme göstermeye başlamış bir iş alanı. Köylüler ziyaretçilere sıcak yaklaşıyorlar. Öte yandan,  öğleden önce sohbet ettiğimiz diğer köylüler gibi, Ambersekililer de yaşamlarını sürdürdükleri dingin ve ekolojik köy ortamının kaybolmasını istemiyorlar.

Köy kahvesinde muhteşem Ege manzarasına karşı verdiğimiz kahve molasının ardından tekrar toparlanıyoruz.

Amberseki kahvesinden Ege manzarası

Amberseki kahvesinden Ege manzarası

Adını verdiği biri büyük biri iki adayı karşısına almış Saip köyündeyiz. Bir zamanlar Karaburun’un merkezi olmuş köyde, 1923 mübadelesinde köyü terk eden Rumlardan kalmış kilise kalıntılarını bulmak için içerilere doğru yürüyoruz. Yükseldikçe daralan patikadan ilerlediğimizde otlar arasında kaybolmuş taş duvarların kalıntıları ulaşıyoruz. Duvarlardan köye baktığımızda arada kalan yamacın düzlüğünden eve dönen koyun sürüsünü fark ediyoruz.

Sürünün içine biz de karışıyor ve çoban ile sohbet ederek köyün içine kadar geliyoruz.

Saip yollarında

Saip yollarında

Köyün aşağı mahallesinde ise müşterek şarap yapılan yekpare taştan yapılmış üzüm sıkarak şıra elde etmek için kullanılan yalak benzeri bir taş yapı varmış ama biz köyden ayrılmadan soluklanmak istiyor ve kahvede mola veriyoruz.

Bu kahve için aslında bir toplanma bölgesi de denilebilir; içeride kitaplar var ve türlü gıda malzemeleri satılıyor. Koca bir günü bile sıkılmadan burada geçirebilirsiniz.

Saip kır kahvesinin kitapları

Saip kır kahvesinin kitapları

Saip Kır Kahvesinin sahibesi bize pekmez ile tatlandırdığı 11 farklı bitkinin karışımı Kaynar çayını ikram ediyor. Fındık ve ceviz taneleri ile süslenmiş bir fincan şifalı Kaynarın tadı çok güzel!

Karaburun yarımadasında çeşitli yürüyüş rotaları da var ve kaynar çayımızı içerken bu rotalar hakkında da kısa bilgiler alıyoruz, belki bir başka sefer bu rotaları keşfetmek için buralara tekrar geliriz. Rotalar hakkında bilgi almak isterseniz buraya danışabilirsiniz.

Saip Kır Kahvesi'nin limonları

Saip Kır Kahvesi’nin limonları

Karaburun’da güneşin denize kavuştuğu en güzel manzarayı görmek için acelemiz var! Tepelerden, toprak yollardan dolana dolana denizin dalgaları ile dövdüğü Karaburun’un en uç noktasındayız. Denizden 97 metre yüksekteki 12 metrelik fener güneş enerjisi ile çalışıyor ve 1938 yılından bu yana hizmet veriyor.

Şiddetli esen rüzgâra rağmen sonuna kadar beklesek de, hava oldukça nemli olduğundan maalesef güneşi portakal göremiyoruz. Alacaklıyız!

Sarpıncık deniz feneri

Sarpıncık deniz feneri

Konaklama Karaburun’da Büyük ada manzaralı güzel bir otelde: Kuyucak Konak Otel.

Günün sonunda İzmir’in batı yakasındaki ilk gününden aklıma kalanları özetlersem:

  • Mübadeleden sonra Rum nüfusunu kaybetmiş, gençleri İzmir’e veya diğer büyük şehirlere göçmüş, oldukça sakin ve huzur dolu bu köylerde kooperatif veya dernek şeklinde bir sosyal örgütlenmeler var ve özellikle yaz ve hasat zamanlarında çeşitli kültür-sanat festivalleri düzenleniyor.
  • Köylerde az sayıda öğrenci olduğu için ilkokul bile yok ama her köyün kahvesinde bir kütüphane ve önünde de Atatürk büstü ve üzerinde de birlik olmaya, demokrasiye dair bir sözü vardı.

Pazar günkü güzergâhımızda 12 İon şehrinden biri olan ve üzüm diyarı Ege’nin şarap tanrısı Dionysos tarafından kurulmuş Teos antik kentinin kalıntıları ve Türkiye’nin ilk yavaş şehri (Cittaslow) Seferihisar’ın sahil kasabası Sığacık var.

30.03.2013