Bu Cuma akşamı mesai çıkışı yirmi kişilik minibüsümüz ile toplana toplana İstanbul’dan firar ediyoruz. Yarın sabah gün ışırken bir peri masalına uyanacağımız Kapadokya’da olacağız. İstanbul’a yaklaşık 750 km mesafedeki bölge, 1985 yılından bu yana Unesco Dünya Mirasları listesinde yer alıyor.

Kapadokyalı rehber arkadaşımızın da yönlendirmeleri sayesinde bu güzel hafta sonunu oldukça yoğun ve bir o kadar da eğlenceli geçiriyoruz.

Güzel atlar ülkesi ile ilgili elbet anlatacak çok şey var ama şimdilik, en azından tekrar gidene kadar ancak elimdeki fotoğraflar ve fotoğraf altları için aldığım kısa notlar ile yetiniyorum.

Cumartesi sabahı ilk durağımız Güvercinlik vadisi. Tepeden 4100 metre uzunluğundaki vadiyi seyrediyoruz. 

Güvercinlik vadisi ve Uçhisar kalesi

Güvercinlik vadisi ve Uçhisar kalesi

Uçhisar kalesine tırmanıyoruz. 1960’lı yıllarda sit alanı ilan edilene kadar, bölgede yerleşim devam etmiş. Bu tepedeki mağaralar da tüm yörede olduğu gibi Müslümanlardan kaçan Rum ahali tarafından yapılmış.Kaleden inerken seyyar tezgahlardan taze taze kuruyemişlerimizi alıyor ve Kesek meydanındaki bir kahvede soluklanıyoruz. Civardaki dükkanları geziyor ve sokak aralarında yere serdikleri gazeteler üzerinde kendi el emekleri hediyelikleri, peri bacaları formunda şekillendirdikleri alçı kalıpları satarak harçlıklarını çıkaran çocuklarla sohbet ediyoruz.

Zelve Açık Hava Müzesi’ne Müzekart ile giriyoruz. Üç vadiden oluşan ve en fazla peri bacasına ev sahipliği yapan bölgede MS 300-1300 yılları arasında insanlar buralardaki kaya oyuklarında yaptıkları mağaralarda yaşamışlar. 9. ve 13. yüzyıllarda Hristiyanların önemli bir yerleşim yeri ve dini merkezi olmasına karşın günümüzde buradaki kiliselerdeki çoğu resim Müslüman halk tarafından harap edilmiş durumda. Balıklı, Üzümlü ve Geyikli Kiliseleri Zelve vadisinin önemli kiliselerinden. 1952 yılına kadar günlük hayatın devam ettiği vadide manastır ve kiliselerden başka peri bacaları oyularak yapılmış yerleşim yerleri, iki vadiye açılan tünel, değirmen, cami ve güvercinlikler var. Camiyi geçtikten sonraki geniş salon sergi alanı olarak kullanılmakta. Modern heykellerden oluşan bir de sergi gezme fırsatı yakalıyoruz.

balondan Zelve vadisi manzarası

balondan Zelve vadisi manzarası

Sıradaki durağımız Paşabağı peri bacaları veya diğer adı ile Rahipler Vadisi.

Göreme Açık Hava Müzesi’ni geziyoruz. Hemen içeri girmeden, yolun diğer tarafındaki Tokalı Kilise yüzyıllara direnmiş duvar resimleri ile oldukça etkileyici. 11. yüzyıl sonu-12. yüzyıl başına tarihlenen bu kilise de Kariye Müzesi‘nde olduğu gibi Tevrat’dan sahneler de resmedilmiş.

Göreme açık hava müzesi - Tokalı Kilisesi

Göreme açık hava müzesi – Tokalı Kilisesi

Nerede ise tüm gün yağmur yağmış olsa da ne zaman ki biz açık havaya çıksak bulutlar aralanıyor. Oldukça şanslı olduğumuz günün son ışıkları ile yorgunluğumuz iyice üstümüze yük oluyor. Bugünü kapatmadan önce rehber arkadaşımızın bize bir sürprizi oluyor ve bizi Kapadokya’nın en lüks butik otellerinden bir tanesinde bizim için hazırlanmış bir kokteyle davet ediyor. Yağmur altında gün batımını otelin terasından izliyoruz. Museum Oteldeki tüm detaylar antika niteliği taşıyormuş. Renkler, desenler ve manzara etkileyici!

Konakladığımız otel (Peri Tower) şehrin dışında kalıyor ve akşam yemeğinden sonra bu hafta sonu için yeterli gelecek birkaç saat uyku için odalarımıza çekiliyoruz.

Sabah saat 3:30 – 4:00 gibi otelin lobisinde buluşuyoruz. Heyecan dorukta!

Eğer ilk balona binip tekrar araca dönmeyecekseniz, bizim gibi tek tek tüm balonları uçuracak, başlarında fotoğraf çekecek, gün doğumunu izleyecek ve üşüyeceksiniz, yanınıza yedek çorap ve ayakkabı almalısınız! Gecenin ayazından sonra günün ilk ışıkları ile toprak nemleniyor ve ayaklarınız su almaya başladıktan sonrasını anlatmama gerek yok. Firmaların yedek battaniyeleri bile kar etmeyebilir, siz hazırlıklı olun.

doğan gün ile havalanan gökyüzü topaçları

doğan gün ile havalanan gökyüzü topaçları

Bir sıcak hava balonun sepetinde yaklaşık 8-10 kişinin yolculuk edebilmesi ve balonu şişirmek için hazırlarken insanların içinde dolandığını görmek beni şaşırtıyor. Yükseklik korkum yoktur. Ama şişmeye başlayan bir balonun etrafında fotoğraf çekmeye çalışırken alçaklık korkum olduğunu öğreniyorum. Zira, içerideki hava yeterince ısındığında koskoca balon bir anda serildiği yerden kalkıp tepenizdeki tüm göğü kaplayabiliyor. Korktuğum andır!

pilotumuz az sonra havalanacağımız balonu sıcak hava ile şişiriyor

pilotumuz az sonra havalanacağımız balonu sıcak hava ile şişiriyor

Hopla, zıpla tüm ısınma çabalarımıza karşılığında gün doğumu ile göğü kaplayan rengarenk balonlar yerde kalmış bizleri bir çocuk masalında kaybediyor. O kadar keyifli bir manzara ki, yaşamak gerek.

İlk balonlar uçtuktan ve gök tekrar açılamaya başladığında sıra bize geliyor. Açın gözlerinizi, uçuyoruz!

Zelve vadisini, kızıl vadiyi yukarıdan seyrediyor, kızıl şahin kovalıyor, peri bacalarına teğet geçiyoruz.

balondan Kızıl vadi manzarası

balondan Kızıl vadi manzarası

Güne de torpilli başlıyoruz ve kaptanımız bizi bir saatten daha uzun süre uçurmayı planlıyor ancak havanın beklenenden erken ısınması ve hava akımının değişmesi nedeni ile yaklaşık 45 dakikada iniş yapıyoruz.

Başarılı bir inişin ardından şampanyalar patlatılıyor ve sertifikalarımızı alıp içimizdeki adrenalini dindiremeden otele dönüp bizimle gelmemiş arkadaşlarımızla kahvaltı yapıyoruz. Yeni bir gün başlıyor!

Pazar günü için ilk durağımız Derinkuyu yeraltı şehri. Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin derinliği yaklaşık 85 m. ve ancak 8 km’si (yaklaşık %10’luk bölümü) turistik olarak gezilebiliyor. Düşmanlarından kaçmak için yedi kat inşa ettikleri bu yeraltı şehrinde kat kat derinlere indikçe ahır, kiler, yemekhane, kilise, şırahane, okul, toplanmak için geniş salonlar ve odalar gibi tüm sosyal alanları sıra ile görüyoruz. Kat kat inerken ortada bir havalandırma bacası var ve 55 metre derinliğindeki bu baca aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılmış. Katlar arasında gördüğümüz kuyuların bir kısmı zehirlenmeye karşı yeryüzüne açılmazmış. Zelve vadisinden 24 km lik bir tünel ile ulaşılan Derinkuyu yeraltı şehri 1965’de açılmış.

Derinkuyu yeraltı şehri - toplantı odası

Derinkuyu yeraltı şehri – toplantı odası

Serpmeye başlayan yağmur ile birlikte minibüsümüze biniyor ve İstanbul yönüne dönüyoruz.

Aksaray’daki Ihlara vadisinde (Mumyalar vadisi) bizi tekrar güneş karşılıyor. Jeomorfolojik özelliklerinden dolayı keşiş ve rahipler için uygun bir inziva ve ibadet yeri, savaş ve istila gibi olağanüstü zamanlarda ise gizlenme ve korunma yeri olarak kullanılmış bir bölge. Vakit olsa koca bir günün keyif ile geçirilebileceği, yemyeşil vadide ancak bir kaç saat geçirebiliyoruz. Sakin sakin akan dere boyunca 14 km uzunluğundaki vadi boydan boya keşfedilmeli ve mağaralar arasındaki kiliseler görülmeli. Ağaçaltı kilisesi ve yılanlı kilisesi duvar resimlerindeki desenler ve renklerinin canlılığı ile etkileyici. Vadiyi yüksekten seyreden bir restoranda öğle yemeğimizi yiyor ve yola devam ediyoruz.

Ihlara vadisi - Ağaçaltı Kilisesi

Ihlara vadisi – Ağaçaltı Kilisesi

Tuz gölü kenarındaki çay bahçesinde verdiğimiz çay molası bu hafta sonu için son durağımız oluyor.

Ihlara vadisi

Ihlara vadisi

B – Güvercinlik vadisi ve Üçhisar Kalesi C – Zelve açık hava müzesi D – Ürgüp E – Göreme açık hava müzesi F – Konaklama G – Derinkuyu yeraltı şehri H – Ihlara vadisi

B – Güvercinlik vadisi ve Üçhisar Kalesi
C – Zelve açık hava müzesi
D – Ürgüp
E – Göreme açık hava müzesi
F – Konaklama
G – Derinkuyu yeraltı şehri
H – Ihlara vadisi

21 Mayıs 2010