Yolda geçen bir gece ve İskilip‘deki güzel bir günün ardından mevsimin gereği erkenden çöken gecenin ilk saatlerinde Çorum’a varıyoruz.

Şehre girerken sokak aydınlatmaları, geniş caddeler, bir boydan paralel yüksek binalar ve sakin şehir atmosferi beni şaşırtıyor, Çorum beklediğimden büyük ve güzel bir şehir!

Bilinen ilk yazılı barış antlaşmasının, Kadeş antlaşmasının taraflarından birisine yüzyıllarca başkentlik yapmış bu şehir, günümüzün modern gezginlerine de aynı çağrı ile sesleniyor.

Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün farklı dillerde hazırladığı broşürleri, Çorum’da kaldığımız otelde okuma fırsatı buluyorum. Şehre gelmeden önce veya geldiğinizde edinmenizi öneririm. Hem temel tarih bilgisi, hem haritalar, hem de yürüyüş parkurları krokileri ile oldukça faydalı olacaktır.

Açık hava müzesi olarak da anılan Çorum şehrinin tarihi Selçuklu dönemine uzanıyor. 16. yüzyılda şehre gelmiş Evliya Çelebi’nin de bahsettiği ve Selçuklu mimarisi izleri taşıyan Çorum Kalesi’ne gitmesem de görmesem de anlatıldığı üzere dört köşesindeki burçların ve surların iç kısmında küçük bir cami ve kırk iki ev varmış.

Pazar sabahı erken bir kahvaltının ardından otelden ayrılıyor ve kömür kokusunun sindiği dar sokaklardan geçip tarihi çarşı içince, Ulu Cami’nin arka sokağındaki küçük bir leblebi dükkânında günün ilk molasını veriyoruz. Leblebinizin çapı 8 mm mi 10 mm olsun veya tek kavrulmuş mu yoksa çok kavrulmuş mu seversiniz? Tuzlu, biberli, şekerli veya çikolatalı olursa, ne dersiniz? Çeşit çeşit leblebi arasında seçmemiz ve ustanın hediyelik paketlerimizi hazırlaması biraz zaman alsa da yılların yerel leblebi yarışmaları şampiyonu “Lider Leblebi”nin küçük tezgâhının başında biraz usta ile sohbet ediyor biraz da sokaklarda dolaşarak sıramı bekliyorum.

Çorum'un renk renk leblebileri

Çorum’un renk renk leblebileri

Internette okuduğum bir gazete haberi leblebicilik ile ilgili detayları da anlatmış. Yarım kiloya 600 tane leblebi geldiğini anlatan usta tüyo vermeyi de esirgemiyor. Çorum’un kuru havasında uzun süre taze kalan leblebiler İstanbul’da nemlenir ise kuru bir tavada biraz çevirmeniz tazeliğini geri getirmeye yetermiş. Tabi, o zamana kadar bitirmemiş olursak!

Gerek arastasının mimarisi, gerek eski mahallesindeki evleri ile Çorum’un güzel bir Osmanlı kenti olduğu ortada.

2. Abdülhamit döneminde şehrin merkezinde ve minare stilinde yapılmış saat kulesi (1894) döneminin güzel örneklerinden. Değişiklik devri olarak tanıdığımız 19. yüzyılın son dönemlerinde başkent İstanbul’da (Dolmabahçe saat kulesi örneğin) ve Anadolu’nun Bursa, İzmir, Balıkesir gibi birçok önemli kentinde saat kuleleri inşa edilmiş. Halkın namaz vaktini görebilmesinin yanı sıra yangınlarda da çan olarak kullanılmakta veya üzerinde barometre varsa hava durumu tahmini için de yararlanılmıştır.

Tanrılara kurban sahnesi (Alacahöyük)

Tanrılara kurban sahnesi (Alacahöyük)

Broşürlerde farklı rotalardan şehre gelinerek çevreyi tanıyabilmek için üç günlük Çorum gezi önerileri de verilmiş.

İki farklı kültür rotası için internette detaylı bilgi mevcut: Hitit Yolu Yürüyüş Parkurları ve Kızılırmak Havzası’nda Gastronomi ve Yürüyüş Yolu.

Belki bir bahar gününde tekrar gider ve yemyeşil yaylalarda yürür, şelalelerden soğuk sular  içer, göletlerde kanoya bineriz, kim bilir!

İskilip’den başlayan rotamız Çorum merkezdeki molamızın ardından Hititlilerin başkenti Hattuşa’ya uzanıyor.

yolumuz uzun, hadi gidelim! (Alacahöyük-Yazılıkaya yolunda)

yolumuz uzun, hadi gidelim!
(Alacahöyük-Yazılıkaya yolunda)

24.11.2013