Yazı yazmak disiplin gerektiriyor ve Ukrayna seyahatim üzerinden bir mevsim geçmesine karşın rotayı halen tamamlayamamış olduğum için üzgünüm.

Geçen süreyi evimi karşı kıtaya taşımak, yeni işime adapte olmak, ufak bir ameliyat ve hafta sonu gezileri gibi gündemlere ayırınca Ukrayna anılarımı ötelemem gerekti ve yeni yılın ilk günlerde hazırladığım taslakları toparlamaya çalışacağım.

Bilgisayarımın masaüstünde bencilce duracağına sanal alemde yaşaması daha evla diye düşünerek adım attığım blog sayfama geri dönüyor ve henüz taslak olmalarına karşın yazdıklarımı parça parça paylaşıyorum. Taslaklar zaman içinde güncellendiğinde güzel bir gezi günlüğü olacaktır, inanıyorum!

Lviv fotoğrafları >>> Şehir galerileri – Lviv

Kiev fotoğrafları >>> Şehir galerileri – Kiev

***

Yola çıkmadan, Ukrayna hakkında araştırma yaptığımda her alışverişte pazarlık etmek gerektiğinden bahsediliyor ama normalde bile pek pazarlık taraftarı olmadığımdan burada da ısrarcı değilim ve gezerken rastladığım fiyatları kıyasladığımda pek de anormal olmadığını gördüğüm için sırası geldikçe cümle içinde ekleyeceğim.

Konaklama

Tek başıma seyahat ettiğim için otelde kalmayı tercih ettim ancak bir kaç kişilik gruplar için daire veya ev kiralamak hem daha ekonomik hem de yaygın bir konaklama tercihi. Seyahati sırasında daire kiralamış bir arkadaşımın anlattığı üzere, binaların dışının onarımı, tamiratı resmi makamların görevi ve sorumluluğu iken ev sahipleri ancak bu tarihi binaların iç dekorunu yenileyebiliyorlarmış ve bu nedenle de dışarıdan bakınca vasat görünen bir binanın içi çok şık ve modern dekore edilmiş olabiliyormuş.

Lviv 3 gece 990 uah Booking.com
tren yolculuğu 1 gece   online bilet satış
Kiev 2 gece 990 uah Booking.com
Kharkiv 2 gece 700 uah Booking.com

Ukrayna ve mimari

Binalar estetik olarak oldukça güzel ama yakında bakınca eski olduklarını görüyorsunuz.

Ülkenin doğu yakasında, Moskova’ya komşu Kharkiv ne kadar soğuk savaş dönemine yakın ise, batısındaki Lviv de bir o kadar günümüz dünyasına yakın ve turistik bir şehir. Ülkenin batısından doğusuna, Alman, Avusturya, Macaristan hâkimiyeti dönemlerinin mimarisi ile inşa edilmiş pek çok güzel bina bugün restorasyonda.

Hava bu kadar soğuk olmasına karşın balkon mimarisi, Amsterdam’daki gibi önemli bir değer.

Pencereler iç içe iki katmanlı ve oda kapıları da bu şekilde. Sanırım bunlar ısı yalıtımı ile ilgili şeyler.

Gelin-damat fotoğrafçılığı çok yaygın. Sokaktaki insanlara sorduğunuz zaman genellikle fotoğraf çekilmeyi ve poz vermeyi seviyorlar.

Ana kapıdan içeri girince binaların içlerinde avlular var.

Müzeler

Lviv:  Folk –  Palkov evi – Tarih Müzesi

Savaş ile ilgili “Museum of Arsenal” müzesine girmeyip yüksek duvardaki kapının içinden geçip çıktığım meydanda “Dinler tarihi” müzesi yer alıyor (History of the religion). Yanındaki “Dominic Church” kilisinde yapılan düğünün güzel gelinini çıkışta bir sepet dolusu şeker dağıtırken fotoğraflıyorum, oldukça neşeli bir kalabalık.

Pinzen müzesine girmedim, bir heykeltıraşın heykel sergisi ve içerisi karanlık ve pek ilgi çekici gelmedi.

Khmelnytskoho Caddesi kazılı ve inşaat içinden geçerek biraz birkaç sokak dolansam da “Golden Rose Sinegog”a (6) gitmeden geri dönüyorum.

Çarşı Pazar Ukrayna

Özellikle yabancı şehirler için hazırlanmış tur gezilerinde ünlü alışveriş merkezleri veya turistik çarşılar hep güzergâh içinde anlatılır da bu şehirlerin insanı nereden alışveriş yapar, çocuğuna nereden oyuncak alır ayrıca merak ederim. Bir iki gün gelip suya sabuna dokunmadan gezmesi güzel de gerçek şehir bence sokaklarda kaybolduğunda bulabildiğin ve görebildiğin aslında.

Döndüğümde ülkeyi nasıl bulduğumu soran anneanneme anlatırken “ben çocukken sizin oradaki Rus pazarları vardı ya, tabak çanak satarlardı, işte oradaki insanlar ve pazarlar hala öyle” dedim. Bilmem siz hatırlar mısınız ama Karadeniz’e kıyısı olan çoğu küçük şehrin mutfağında, SSCB’nin dağılması (1991) ile yaygınlaşan Rus pazarlarından alınmış melamin bir tabaklar hala vardır sanırım.

Ukrayna’da doğudan batıya doğru üç şehir ve üç pazar gezdim ve sanırım anneannem beni anladı.

Lviv’e gittiğinizde plastik kovaya veya böcek ilacına ihtiyacınız olursa keşfettiğim adres Opera binasının arkasındaki çarşı. Sahte güneş gözlüğünden mandala, kahvaltılık reçel-baldan çocuk bezine, ekmeğinden etine, tavuğuna kadar bu pasajda bulmak mümkün. Horodotko caddesinin ara sokaklarında ise elektrikçi, nalbur vb esnaf dükkânları var.

Birnetska Sokak’da, pencereden uzanan ve aşağıda masada oturan amca heykellerinin olduğu bir kafe var (Lviv programında hikâyeyi anlatıyor)

Virmeska ile Federoma sokaklarının kesiştiği köşede güzel bir reçel dükkânı var. Çeşit çeşit reçeller çok şık kavanozlarda satılıyor.

Ukrayna’da alışveriş

1 USD: 8,11 – 8,14 uah

1 EURO: 10,65 – 10-85 uah

Kurlar günlük olarak veya banka şubelerine göre çok küçük farklılık gösterebiliyor. Sokaklarda sıklıkla küçük döviz büfeleri görebilirsiniz, sahtecilik var mıdır bilmiyorum. Genel olarak gündüz veya gece gerek sokaklarda dolaşırken gerek alışveriş yaparken güvensizlik hissetmedim.

fiyatlardan örnekler:

6,60 uah (bir şişe su) – market

7,6 uah (bir tane armut) – market

Kiev’de beni en şaşırtan alışveriş sahnesi ise sabahın erken saatlerinde bir tavuk alışverişi oluyor. Bir kadın kutu içinde getirdiği taze kesilmiş tavuğu, birkaç demet böğürtleni ve bir sepet meyveyi, ters çevirdiği kutunun üstüne dizerek tezgâhını açıyor. Az sonra yaklaşan bir kadın ile bir şeyler konuşuyorlar ve tavuk bir poşette paketlenerek akşam yemeği olacağı mutfağa doğru yola çıkıyor.

vareniki: Ukrayna mantısı da denebilecek yoğurt ile servis edilen lezzet, patatesli ve peynirli gibi çeşitleri de var

Varenky: geleneksel Slav mantısı da denebilecek yoğurt ile servis edilen lezzet, patatesli ve peynirli gibi çeşitleri de var

Yesem İçsem

Hem yerel lezzetlerden hem de ekonomik ve hızlı olsun derseniz, şehrin popüler caddelerindeki açık büfe servis yapan Puzata Hata zincir restoranları hem midenize hem de kesenize iyi gelecektir. 

Balık yumurtası ve kurutulmuş balık özellikle popüler gıdalar. Pazar tezgahlarında envai çeşit bulabilirsiniz.

Kısa tarih

Kiev Ruslarının 9. yüzyılda kurdukları kent devlet 13. yüzyılda Tatarlar, daha sonra da, Polonya ve Litvanya tarafından işgal edilmiş. 1654 yılında Polonya’dan kaynaklanan tehdit yüzünden Ruslarla bir anlaşmış ancak bu anlaşma dolayısı ile de ülke tamamen Rus İmparatorluğu kontrolüne geçmiş. Rus İmparatorluğunun 1917-21 yıllarında aldığı mağlubiyetler neticesinde bir süre bağımsız kalmış olsa da Bolşevik İhtilali sonrasında 1922’de SSCB’ye dahil olmuş.

Ancak, ülkenin batısı 1939 yılına kadar Polonya’nın idaresinde kalmış. Stalin’in SSCB devlet başkanlığı döneminde hızla sanayileşen ülke, büyük kömür ve demir rezervleri sayesinde 1930′lu yıllarda Sovyet sanayileşmesinde merkezi bir duruma gelmiş. Büyük oranda köylü nüfusa sahip Ukrayna’da, Stalin’in izlediği gıda politikaları sonrasında 1932-1933 yıllarında büyük kıtlık yaşanmış ve milyonlarca insan açlıktan ölmüş (St Michael Katedrali’nin bahçesinde bu açlık felaketlerine adanmış bir heykel görmüştüm).

2. Dünya Savaşı sırasında, milliyetçi akımların öne çıktığı Ukrayna, 1980′li yılların sonuna kadar Komünist Parti tarafından sıkı bir kontrol altında tutulmuş ve ancak 24 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanmış. 

Toprak yetmiyor!

Ukrayna keşfim ile ilgili yazılarımı derlemeye çalışarak bir dergide okuduğum Ukrayna ile ilgili yazı farklı bir bakış açısı getiriyor. Alıntılayarak* paylaşmak isterim.

Özellikle nüfusu hızla artan ülkelerin gıda üretimleri kendilerine yetmemeye başladığında tarım ithalatları artıyor ve ülke ekonomilerinde istikrarı sağlamak için farklı arayışlara giriyorlar. 2008 yılından bu yana giderek yaygınlaşan bir yöntem ise toprak kiralamak veya satın almak olarak görülüyor. Son dönemde gündemde olan alışveriş ise, Çin’in Ukrayna’nın verimli arazilerinin %5’ini 50 yıllığına kiralamış olması.

Gelişmekte olan ekonomiler, tarım ve gıda üretimi yapma gerekçesi ile az gelişmiş ülkelerin topraklarını kiralayarak veya işlemeye başlarken dünyanın siyasi ve ekonomik dengeleri de oynamaya başlıyor. Türkiye de Sudan’dan 5 milyon dönüm tarım arazisini 99 yıllığına kiralamış durumda. Bu topraklarda pamuk, ananas, mango ve avokado gibi tropik meyveler ile yağlı tohumların yetiştirilmesi amaçlanıyor.

Çinli kamu işletmesi ve özel bir Ukraynalı tarım firması arasında imzalanan anlaşmaya göre Çin ilk etapta 100 bin hektar toprak satın alacak ve birkaç yıl içinde 3 milyon hektara ulaşacak toprak kullanımı için yılda 2,6 milyar dolar ödeyecek. Böylece, birkaç sene içinde Çin kamu şirketinin mülkiyetine geçecek Ukrayna toprağı miktarı ülkenin tarıma elverişli topraklarının %9’unu oluşturuyor (yani; Belçika, Ermenistan, Hollanda, İsrail ve 46 ülkenin daha yüzölçümü toplamından daha geniş bir yüzölçümü).

Dünyada, tarıma en elverişli topraklar olarak bilinen “kara toprak” ların (terrarosa) %30’una sahip Ukrayna ile Arap ülkelerinin görüşmeleri de devam ediyor.

Bu uluslararası toprak ticaretinin tek nedeni dünyanın en geniş ülkelerinden birisi olan Çin’deki hızla artan nüfus mudur derseniz elbette hızla büyüyen ekonominin yol açtığı çevre kirliliğinin aşılamaması da inkâr edilemez bir neden. Çin’deki tarım arazilerinin %20’si endüstriyel atıklar ve madenler yüzünden kirlenmiş ve kullanılamaz durumda. Son yıllardaki kuraklık ve beraberindeki tuzlanma, erozyon gibi doğa olayları ülkedeki verimli toprakların yarısını işe yaramaz hale getirmiş. Kişi başına tarıma elverişli arazi miktarı 0,1 hektara kadar gerilemiş ülkenin, 28 ülkede 3,6 milyon hektar tarım arazisi kiraladığı veya satın aldığı belirtiliyor.

Konuya, Avrupa Birliği üyelik süreci devam eden ülke tarafından bakarsak, dünün komünist ülkesi Ukrayna topraklarının hali hazırda %36’sı satılmış ve bu toprakların %66’sı soğuk savaş döneminin diğer tarafı ABD’ye ait.”

Henüz ilkokul sıralarında iken buğday, pamuk, pirinç ihraç olan ülkemin ithalatçı olmasına mı, Ukrayna’da yiyip yiyip doyamadığım çocukluğumdan hatırladığım toprak kokulu kurtlu elmaların da düzene yitip gideceğine mi endişelensem bilemiyorum. Çocukluktan hafızamda soru işareti bırakmış bir Brezilya dizisi sahnesi daha var ki, sanırım tam yeri. Zengin kadın geniş salonunda oturmuş hizmetçisi ile konuşuyor: “Mariana, biz çocukken çok fakirdik, her öğün muz yerdik ve elmanın tadı nasıldır çok merak ederdim. Şimdi zenginim ve elma yiyebiliyorum.”

Ben küçükken, Pazar sabahları Ulus (Ankara) haline gider ve Amasya elması alırdık. Bazen de Anamur muzu. O gün öğrenmiştim, dünyada farklı iklimler ve farklı meyveler var. Gezip görmek gerek!

Bence insanların tükettikleri gıdalar ile genetik mirasları sürdürülebilir olmalı. Örneğin, terayağı bizim genetiğimizde var yeter ki onun verdiği enerjiyi tüketebilelim. Geçen bir arkadaşım gülerek anlatıyor; “yurt dışına çıktığımda açık büfe kahvaltıdan bolca meyve alıyorum. Malum mango, avakado olmadan kahvaltı edemem”. Ne tesadüf, ben de yurt dışında bu meyveleri çok tüketiyorum ama eve dönünce manava gidip almışlığım nadirdir. Ama demli bir bardak çay, beyaz peynir veya zeytin öyle mi?

Kaynak: “Toprak yetmiyor”; Pınar Çelik Nacar; Bloomberg Businessweek; 13-26.10.2013; s.30-32

30.08 – 07.09.2013