Güneşli bir sabah. Şehir merkezine 65 km ve buzlu yolda yaklaşık bir buçuk saat mesafedeki Çıldır Gölü’ne gidiyoruz.

Tektonik yani yeryüzünde meydana gelen kırılma, çökme gibi hareketler sonrasında ortaya çıkan gölün derinliği yaklaşık 40 metre ve genişliği 120 km kare.

Bugün balıkçıların peşine takılıp gölün üzerinde gezecek, nasıl balık avladıklarını öğrenecek, ağlara takılan balıkların tadına bakacak ve civar köylerde gezeceğiz.

Yol boyunca bembeyaz kar yığınları üzerinden yansıyan güneş, gözlerimi o kadar yakıyor ki, yerden göğe uzanan sonsuz beyazda rastladığımız tilkileri takip etmekte zorlanıyor, göz kapaklarıma yeniliyorum.

Bir koyun sürüsü yolu kapatınca biz de hemen araçtan iniyor, arkada kalmış kuzuları seviyor ve fotoğraflarını çekiyoruz. Hava o kadar soğukken güneş de bir o kadar insanın içini ısıtıyor.

Çıldır yollarında

Çıldır yollarında

Ortalama 2000 metre rakımdayız ve bitki örtüsü oldukça zayıf. Çıldır gölünün üzeri kar ile örtülü ve nerede başlayıp nerede bittiğini anlayabilmek ilk bakışta zor geliyor. Birlikte ava çıkacağımız balıkçılarla köy girişinde haberleşiyor ve yola beraber devam ediyoruz. Araçlarımızı yol kenarına park ettikten sonra yaklaşık yarım metre kalınlığında buz tutmuş gölün üzerinde, yer yer dize kadar gelen kar yığını içinde yaklaşık yarım saat yürüyoruz.

Uçsuz bucaksız bir beyaz üzerinde yürüyoruz.

Balıkçılar göl donmadan önce ağlarını atarlarmış ve her balıkçı bıraktığı işaretleri takip ederek kendi ağını kolayca bulabilirmiş. Delikler ardışık olarak kazılıyor ve bir delikten ağ ve yakalanan balıklar çekilip geri bırakıldıktan sonra başka bir seferde de yüz metre ilerideki diğer delikten geri topluyorlar.

Çıldır gölünde balık avı

Çıldır gölünde balık avı

Şansımıza ağa takılmış bol miktarda sarı balık ve kerevit var. Balıkçılar da turistlere ve özellikle son senelerde akın etmiş fotoğraf ekiplerine alışıklar, ağlardan kurtardıkları balıkları teker teker önümüze atıyorlar. Bereketli bir av oluyor ve ağa çok sayıda sarı balık (yerel bir aynalı sazan türü), kerevit ve pek de istenmeyen İsrail sazanı (görece daha kısa ve yassı bir sazan türü) takılıyor. İsrail sazanının, sarı balığın yumurtalarını yediği ve neslini tükettiği söyleniyor. Diğer yandan yetkili merciler balık veriminin azalmasında kaçak avlanmadan da şikâyetçi.

Gölden sazan balığı çıkıyor. Sarı balık olarak da bilinen bu sazan türünün eti oldukça lezzetli. Ağdaki tüm balıklar yakalandıktan sonra geldiğimiz izleri takip ederek göl kenarına doğru yarım saat yürüyoruz. Her yer beyaz ve gölün çevresi o kadar geniş ki, Ardahan’a geçmişiz bile. Öğle yemeği “Atalay’ın yeri”nde.

Çıldır gölünde balık avı

Çıldır gölünde balık avı

Bu salaş balıkçı restoranı Çıldır merkeze 5 km mesafede. Dilimlenmiş sarı balıklar yağda kızartılarak servis ediliyor. Kızartma olmasına rağmen, eti oldukça lezzetli olan bu yağlı balığın ızgarası çok daha güzel olabilir. Tatlı su balığı olmasına rağmen, kemiklerinden bu kadar kolay ayrılması ve kolay yenebilmesi de ayrıca bir güzellik.

Ortam oldukça neşeli. İyi ki önceden rezervasyon yaptığımız için gittiğimizde masamız ayrılmıştı, yoksa boş yer bulamayabilirdik. Çıtırdayan sobanın yanında içimiz yavaş yavaş ısınırken ne bizim ne de Türkiye’nin en batı şehrinden kalkıp gelmiş, Çıldır Gölü’ne karşı rakılarını yudumlayan hoş sohbet teyzelerin keyfine diyecek yok mesela, lafım tevellüte bakmadan “geçmiş benden artık” diyen herkese!

Yemeğin üstüne çay ile ikram edilen helvayı da çok beğeniyorum. Belki de uzun süredir yememiş olduğum içindir ama damağa yapışmayan, tadı baymayan ve oldukça hafif bir helva. Hem hafta sonu olması hem de havanın bu kadar güzel olması sonucunda mutfak kalabalık ve ikinci bardak çaylarımızı da kendimiz dolduruyoruz. Balık, salata, yumuşacık tandır ekmeği, helva ve servis için hesap kişi başı 25 TL ödüyoruz.

Çıldır gölünde balık avı

Çıldır gölünde balık avı

Öğleden sonra civar köyleri gezeceğiz. Önce Kars yönünde devam ediyor ve Doğruyol köyü yakınlarındaki tarihi kaleyi uzaktan seyrediyoruz. Kayalıkların kenarından, kalenin içine kadar arnavut kaldırımlı güzel bir yürüyüş yolu ve seyir terasları da yapılmış ama bizim vaktimiz ve takatimiz ancak yolun yarısına kadar yetiyor. İşte, bana Rize Zilkale‘yi hatırlatan kale manzarası. Buralara bir de bahar günü her yer yemyeşil iken derinlerden sesi gelen nehir çağlarken gelmek gerek!

tarihi kale

tarihi Şeytan kalesi

Çıldır ilçesine bağlı Akçakale Köyü’ndeyiz. Buz tutmuş Çıldır gölü üzerinden yürüyerek ulaşılabilen karşı adada yaz günleri festival düzenleniyormuş. Evinin kapısı önünde durmuş, o adaya ağaçları benim oğlum dikti diye feryat eden bir annenin evine misafir oluyoruz.

Gül nine, rahmetli gazeteci Ümit Kılıç’ın annesi. Aslen Çıldırlı olan ve eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra köyünden elini eteğini hiç çekmemiş, bölgenin gelişimi ve kalkınması için çabalamış bir insan. On yıl boyunca muhtarlık yaptığı köyün pek çok sorununu gidermiş ve hemşerilerinin hayat kalitesini artıracak başarılı projelere imza atmış. Gel gör ki, sonrasında gezdiğimiz diğer köylerle kıyasladığımızda fark ortada. Kendisi ve hizmetleri ile ilgili detaylı bilgi internette mevcut. Allah’dan Gül nineye sabır, oğluna rahmet dilemekten başka elden bir şey gelmiyor.

Köyün adı adadaki kale kalıntısından ileri geliyor. Kalenin tam tarihi bilinmemekle birlikte Urartu döneminden (MÖ 3. yüzyıl) bu yana iskân olarak kullanıldığı anlaşılmış.

Çıldır gölü üzerindeki Ağca Kalesi Osmanlı zamanında da önemini korumuş. Sultan 3. Murat’ın emri ile bölgenin ve Kars şehrinin yeniden imarını da üstlenmiş Lala Mustafa Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Çıldır Savaşı ile İran şahına karşı kesin zafer kazanmış.

Akçakale köyünün inekleri donmuş Çıldır Gölü üzerinden geçerek köye dönüyor

Akçakale köyünün inekleri donmuş Çıldır Gölü üzerinden geçerek köye dönüyor

Gün batımına bir saat kala, göle inen köy sokaklarından inekleri fotoğraflıyoruz. Tenefüse çıkmışlar gibi koşar adım göle inen inekler, kâr buz demeden gölde dolaşıyor, birbirlerini kovalıyor ve buzdaki çatlaklardan su içiyorlar. Şehir merkezinde de yer yer olduğu gibi köy evleri de tezek ile ısınıyor ve evlerin bacalarından yükselen sarımtırak dumanlar akşamın sisine karışmaya başlamışken köyden ayrılıyoruz. Yarın, Ani Harabeleri yolunda iki köye daha uğrayacağız.

Hafiften kar yağmaya ve hava hızla serinlemeye başlıyor. Dönüş vakti.

Akçakale Köyü - Çıldır

Akçakale Köyü – Çıldır

16.02.2014