Yaz çocuğuyum ve kışı fazla sevmem. Aslına bakarsanız kış ile derdim soğuktan ziyade günlerin kısalığından ileri gelir. Bundan sebeptir ki, on sene önce Ankara’da havanın buz gibi olduğu, günlerin erkenden karardığı Kasım ayının son günlerinde kendimi İstanbul’da bulunca, buralarda uzun süre kalacağımı çabuk anlamıştım. Günler en azından on beş dakika daha uzun. Bu da günlerin kısalmasını ve tekrar uzamasını hesaba katarsak toplamda bir ay fark yaratıyor, hiç de az değil!

Kış İstanbul’a (çocukluğumun Ankara’sından farklı olarak) Şubat’da gelir. Tam da günler uzamaya başladığı, sabah işe giderken yeni uyanmış martı seslerini yeniden duymaya başladığımız günlerde. İlk cemre ile birlikte tüm karı ayazı yüklenen bir soğuk eser, ta ki Mart ayının ortasına kadar. İstanbul havasına yabancı ve rüzgârların isimlerine sadece coğrafya kitaplarından veya hava durumundan aşina isigürniz hava durumu raporlarına pek de aldanmayın derim. Misal, ajansta “İstanbul’da hava bugün artı on derece” dendiğinde aslında “siz bugün iliklerinize kadar donacaksınız” demek de olabilir!

İstanbul için sayılı gündür, gelir geçer. Bir de günlerin gecelere karıştığı, kışın hiç gitmediği adı adeta kar ve soğuk ile özdeşleşmiş şehirler var memleketimde. Kars; soğuk, yüksek ve uzak bir sınır şehri. Belki mimarisi belki uzaklığı, belki durgunluğu bana Kharkiv‘i hatırlatıyor.

Çıldır Gölü'nde yolculuk

buz ve kar ile kaplı Çıldır Gölü üzerinde kızak ile yolculuk

Kars’a doğru yola çıkmadan önce, henüz eksi derece görmemiş ayak bilek kemiğim için biraz endişeli idim. Çantamı hazırlarken yanıma ödemin artabileceğini düşünerek sargı bezi de aldım. İyi haber, dört gün boyunca, dizime kadar gelen karda buzda, kaya tepe demeden harabeler arasında bata çıka yürümeme rağmen en ufak bir şikayet yaşamadan döndüm; sanırım tazecik kemiğim de gezmeyi seviyor!

Termal kıyafetler oldukça başarılı. Sırtınızda ağır bir çanta ile tüm gün yürürken havada nem oranı düşük olduğu için fazla terlemiyorsunuz ama hava geçiren ve vücut sıcaklığını koruyan incecik ve hafif kıyafetler size büyük kolaylık sağlıyor. Su geçirmeyen botlar şart ve eğer ki bizim gibi dakikalarca buz ve kar ile kaplı göle uzanıp balıkçıların avlanmasını izlemek ve uçan balıkları fotoğraflamak isterseniz su geçirmeyen bir pantolon ve mont edinmenizi de öneririm.

Deli Deli olma”  ve ödüllü festival filmi “Kosmos” da şehir ile ilgili ipuçları veriyor.

Şehrin ismi, MÖ 2. yüzyılda Kafkas dağlarından yöreye gelip yerleşen Türklerinin Karsak oymağından ileri geliyor. 11. yüzyıl Türk dil bilimci ve yazarı Kaşgarlı Mahmut da , Kars kelimesi için “deve ve koyun yününden yapılan elbise ve karsak derisinden güzel kürk yapılan bir hayvan, bozkır tilkisi” şeklinde açıklama getirmiş. 

Ruslara karşı kazanılan 1855 Kars zaferinden sonra, Sultan Abdülaziz tarafından şehre “Gazi” ünvanı verilmiş ve şehir üç yıl vergiden muaf tutulmuş. Kars’da açılan cepheler ve tabyalar ile ilgili açıklamalara buradan bakabilirsiniz.

Günümüze geldiğimizde; Kars, Osmanlı döneminde Kale’nin olduğu tepenin eteklerinde surlar ile çevrili kendi halinde bir şehir iken Rusların hüküm sürdüğü kırk sene içinde Kars Çayı’nın diğer yakasındaki düz arazide birbirine paralel geniş caddeler ve bloklar halinde yeniden kurulmuş, dikkat çekici mimarisi ile çok güzel bir şehir.

Kars Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Caddesi

Kars Ticaret ve Sanayi Odası, Ordu Caddesi

Kars; ufuk çizgisinin, zamanın ve mekânın kaybolduğu, beyaz bir şehir.

Farklı dillerin, dinlerin ve kültürlerin buluştuğu, zamanın sakince aktığı bir şehir.

Kat kat donmuş buz kaplı kaldırımlarında kösele ayakkabı ile dolaşan ceketli insanların, incecik kazaklarla çamur içindeki köy sokaklarında kaz kovalayan çocukların, buzla kaplı Çıldır gölünde kızak ile dolaşan turistlerin şehri.

1062-64 yıllarında Sultan Alparslan tarafından fethedilen Kars, Selçukluların Anadolu’ya giriş kapısı,

10. yüzyılda başkenti Ani olan Ortaçağ Ermeni devletinin (Pakraduni Hanedanlığı) beş asır boyunca ev sahibi,

Kanuni döneminde ve sonrasında torunu 3. Murat’ın emri ile Lala Mustafa Paşa tarafında yeniden inşa edilen bir Osmanlı şehri,

Dede Korkut hikâyelerinin doğduğu ve yayıldığı, âşık geleneğinin yaşatıldığı bir uzak diyar.

’93 Rus harbi (1877-78) sonrasında 40 sene Rus idaresinde kalmış,

Osmanlı Devleti’nin toprak kazandığı son antlaşma olan “Brest Litovsk Barış Antlaşması” (Mart 1918) ile tekrar Osmanlı egemenliğine geçmiş,

Ancak iki mevsim sonra, 1. Dünya Savaşı’nı bitiren Mondros Mütarekesi (Ekim 1918) ile Osmanlı Devleti egemenliğinden tamamen düşmüş,

Elviye-i Selase illerinde (Kars, Batum, Ardahan) kurulan bir sene ömürlü yerel hükümetin (Güneybatı Kafkas Geçici Hükümeti – Gürcü,Türk ve Ermeni ortaklığı ile) başkenti,

Nisan 1919 İngiliz işgali ve şehrin Ermenilere terki sonrasında yaşanan büyük acılar ve Ekim 1920 yılında Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordularının zaferi neticesinde Moskova ve Kars Antlaşmaları (1921) ile resmen barışa kavuşan “Gazi” şehir. 

Kafkas Üniversitesi (1992) ile bir öğrenci kenti.

İsmail Aytemiz Caddesine çıkan bir ara sokaktaki eski evler

İsmail Aytemiz Caddesine çıkan bir ara sokaktaki eski evler

Şükrüpaşa`da kahvede çayını içtiğimiz mavi gözlü Mustafa amca “dereyi geçtin mi karşıki evler Bulgaristan” diye gösterirken veya otel terasından “burası da Mardin denizi, devamı da Suriye” diye seyrettiğimiz; Kaş`a kulaç mesafesi Yunanistan kıyılarıyla aynı güneşi batırırken, Artvin Macahel köyünde misafir olduğumuz Gürcü bir ailenin bahçesinde ıhlamurlarımızı yudumlarken komşu olduğumuz Gürcistan köylerinden sonra Kars ve Ani harabeleri ile Ermenistan arasından yankılanan Arpaçay vadisi beşinci komşu kapım oluyor.

İstikamet doğu sınırı: kuş uçuşu iki saat doğuya, güneş ile bir saat ileriye!

Öğle saatlerinde Kars Uluslararası Havaalanı‘ndayız ve kardan yansıyan güneş gözlerimi alıyor. Özellikle kar sporları turizmi trafiği ile yoğun kullanılan havaalanı, artan yolcu talebini karşılamak üzere genişletilerek (yıllık yolcu kapasitesi 2,5-3 milyon) 2012’de yeniden açılmış.

Dört gün boyunca birlikte gezeceğimiz Karslı kaptanımız bizi şehre 6 km mesafedeki alanda karşılıyor. Konakladığımız Kars Ani Hotel şehrin çarşısında yer alıyor ve hem hizmet hem de şehir içinde ulaşım kolaylığı olarak başarılı. Kars’ın tanıtımı için ücretsiz dağıtılan haritayı otelden edinebilirsiniz. 

Kars merkez gezi haritası

Kars merkez gezi haritası

Şubat ortası itibari ile güneş 16:30’da batıyor ve ilk gün için kısa bir süremiz var. Şehir dışında kalan tabyalar ilk adresimiz.

Kars Çayı ve İngiliz Tabyalari

Kars Çayı ve İngiliz Tabyaları

Taş köprünün üzerinden geçerek harabe durumundaki İngiliz Tabyalarında (Wiliams tabyaları) dolaşıyoruz. 1579’da 3. Murat’ın emri ile yeniden imar etmek üzere şehre gönderilen Lala Mustafa Paşa ve askerleri tarafından inşa edilen bu Osmanlı köprüsü, Kırım Savaşı sırasında İngilizlerin gelmesi ve Türk ordularının İngiliz komutanlarca yönetilmesi sırasında “İngiliz Köprüsü” olarak da anılmaya başlanıyor. İngilizler, civarda kırk tane tabya (küçük askeri birlik) kuruyor, vadinin iki yakasında geçişi sağlayabilmek için basamaklar inşa ediyor ve köprüyü restore ediyorlar (1863-66). Tabyalardaki kesme taşlar zaman içinde civarda ev yapan köylüler tarafından taşınmış ve harap edilmiş. Rus işgali döneminde ambar ve cephanelik olarak da kullanılmış bölge, daha sonra et kesimhanesi ve konserve fabrikası olarak da kullanılmış.

Kafkas Üniversitesi Konservatuarı

Kafkas Üniversitesi Konservatuvarı

Çay’ı takip ederek ilerliyoruz ve ikinci durağımız, geçmişte Rus Askeri Kışlası, Türk Ordusu Doğu Garnizonluğu, KafKas Üniversitesi İktisat Fakültesi olarak da kullanılmış Baltık mimarisi taş binalar, bugün Kafkas Üniversitesi Konservatuvarı olarak kullanılıyor.

Rusların Kars’da hüküm sürdüğü dönemde, taş işçiliğinde usta Ermeniler tarafından volkanik bir taş türü olan kesme bazalt taşı kullanılarak inşa edilmiş binalarda baltık mimari tarzı benimsenmiş. Yalancı duvarlar örülmesi anlamına gelen Baltık mimarisinde bina yüzeyleri ince taşlar ile çok düzgün görünürken aralarında taş yığınları kullanılıyor.

Araç ile şehir merkezine dönüyoruz. Yolu buz ile kaplı Kars Kalesi’ne tırmanmak biraz vakit alıyor. Kalenin avlusundaki kafedeki yemek seçeneği peynirli gözleme ve demlik çay. İçimiz ısınıyor.

Kars Kalesi avlusu

Kars Kalesi avlusu

Kale ve dış surlar, Selçuklulara bağlı Saltuklu Sultanı tarafından 12. yüzyıl başında yaptırılmış ve iki yüzyıl sonra Moğol saldırısında yıkılmış. Osmanlı’nın Kars’ı alması sonrasında şehrin yeniden imarı için 3. Murat’ın emri ile şehre gelen Lala Mustafa Paşa ve askerleri tarafından tekrar inşa edilmiş. ’93 Rus Harbi sonrası şehri ele geçiren Ruslar kaleyi ve Osmanlı şehrini tahrip edip yeni şehri kalenin eteklerinde kalan Taht düzlüğü denen düz bölgede yeniden kurmuşlar.

Cumhuriyetin ilanı sonrası sembolik olarak yeniden inşa edilen ve 2000 yılında restore edilen Kale, bugün orijinal özelliklerini taşımayan çoğunlukla yeni bir yapı olmasına karşın avlusunda dolaşırken asırlardır aynı yerinde, ayakta imiş hissi veriyor.

Geniş avlusunda (12. yüzyıl), askeri koğuşlar, cephanelik, mescit ve şehir manzaralı bir de kafe bulunan kalenin üç kapısı var: Şehrin içinden rampayı tırmanarak geldiğimiz Halk Kapısı; kalenin kalbine açılan üst taraftaki Saray Kapısı ve Kars Çayı’na açılan Vadi Kapısı.

Kaleden puslu şehri, zamanın surları içinde kalmış ve bacaları tüten eski ve yeni Kars evlerini seyrediyoruz.

Kars Kalesi'nden şehir manzarası: Kümbet Cami, Evliya Cami, Kale Burcu ve Kazımpaşa Caddesi

Kars Kalesi’nden şehir manzarası: Kümbet Cami, Evliya Cami, Kale Burcu ve Kazımpaşa Caddesi

Sur içinde kalan Kümbet Cami (veya 12 Havari Kilisesi), 10. yüzyılda Bagratlı Krallığı döneminde yaptırılmış. Yöreye özgü düzgün kesme bazalt taşından yapılmış Ermeni Kilisesi 11. yüzyılda Selçukluların fethi ile camiye çevrilmiş. Rus döneminde Ortodoks Kilisesi olarak kullanılmış ve avlusuna bir çan kulesi inşa edilmiş. 1918’de şehir tekrar Türklerin eline geçince bir süre atıl bırakılmış ve sonrasında müze olarak kullanılmış. 1983’de müze şimdiki binasına taşınınca burası da tekrar cami olarak restore edilmiş ve Çan Kulesi de yıkılmış. Koni şeklindeki kubbesi ve duvarlarındaki taş işlemeleri, havari figürleri göz alıcı.

Hemen arkasındaki Evliya Cami, Kars’ın en büyük camisi. Bölgeye ilk gelen ve burada şehit düşen bir Alperenin anısına inşa edilmiş ve Ebul Hasan-i Harakani’nin kabri de buraya defnedilmiş.

Caminin arkasındaki siyah-beyaz taşlı iki katlı dört duvar yapı orijinal kalenin yedi burcundan birisi ve bugün kültür merkezi olarak kullanılıyor.

Kümbet Camii

Kümbet Cami (12 Havari Kilisesi)

Osmanlı zamanında şehirde (kale içinde) yaklaşık yirmi bin kişi yaşıyor ve bunların 11 bini Müslüman iken 9 bin kişi Ermeni. Geçmiş dönemin Ermeni başkenti Ani, “1001 Kiliseli şehir” olarak bilinirken Kars’da da 11 bin Müslüman için on bir cami inşa edilmesinin bu hikâyeye bir gönderme olduğu söyleniyor.

Kalenin yükseldiği tepenin eteklerinden geçerek şehri bölen Kars Çayı, Erzurum’da doğuyor, Arpaçay ile birleşiyor ve sınır oluşturuyor. Iğdır ve İran üzerinden geçip Körfez’e dökülüyor.

Çayın üzerindeki Taş Köprü de Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmış. Köprünün her iki ayağında da Osmanlı hamamları var ve her üç hamam için de restorasyon planları hazırlanmış olsa da henüz hayata geçirilmemiş. Bir tanesi sergi salonu olarak düzenlenmiş ancak yıkılma tehlikesi olduğu için biz gezerken kapısı kilitli idi.

Dedesi Kars Valisi iken, çocukluğunun bir dönemini burada geçiren Namık Kemal’in evi de hemen hamamların karşı sokağında günümüzde Âşıklar Çadırı olarak kullanılıyor.

Kaleye çıktığımız buz tutmuş rampadan geri Kümbet Camii’nin önüne iniyor ve yola araç ile devam ediyoruz.

Fethiye Camii, Kazak orduları alay komutanı Aleksandr Nevski’nin adının verildiği bir Rus dönemi kilisesi. Ruslar çekildikten sonra bir dönem boş kalmış ve 1962’de Ziraat Bankası olmak üzere restore edilirken doğu ve batı yönlerindeki soğan kubbeler kaldırılmış. Banka, yapım tamamlanmadan önce şehir merkezine taşınınca bu güzel yapı tekrar boş bırakılmış. Bir dönem spor salonu olarak kullanılmış ve 1985’de tekrar restore edilerek ve iç nakışlarını tamamlanarak cami olarak hizmete açılıyor. Orijinalinde üç kapısı var.

Fethiye Camii

Fethiye Camii

Akşamın dumanı çökmeye başlamışken Ordu Caddesi’ndeyiz. Rus mimarisinin şehri yeniden kurduğu Taht Düzlüğü bölgesindeki bu ana caddede belki de en önemli bina Osmanlı Devleti’nin toprak kazandığı son antlaşma olan “Brest Litovsk Barış Antlaşması”nın da görüşüldüğü bugünkü Kars Vilayet binası (2012’de restore edilmiş).

Brest Litovsk Barış Antlaşması (Mart 1918), 1. Dünya Savaşı henüz sonlanmadan,  İttifak Devletleri arasında (Rusya, Alman İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı Devleti ve Bulgaristan Krallığı) imzalanıyor.

Bu antlaşma ile Çanakkale Savaşı sonrası beklediği yardımı alamayan ve üst üste iki devrim sonrası başa gelen komünist Lenin hükümeti Batılı devletler ile barış imzalamak üzere masaya oturuyor ve toprak kaybını yeni bir savaşa tercih etmek durumunda kalıyor. Antlaşmaya göre Elviye-i Selase (Kars, Batum, Ardahan) ve Artvin illerini Osmanlı’ya geri veriliyor.

Azerilerin de yoğun olarak yaşadığı bir şehir olan Kars’da, Azerbaycan Başkonsolosluğu da Ordu Caddesi üzerinde.

Kars Vilayet binası

Kars Vilayet binası

Önceki hafta geceleri hava sıcaklığı -30 derecelere kadar düşmüşken bu hafta şans bize gülüyor ve sohbet ettiğimiz herkes “Kars’ın baharı”na denk geldiğimizi söylüyor. Kars’da güneş henüz batmışken hava sıcaklığı -4 derece ve ilk günün yorgunluğu ile otele dönüyoruz.

Akşam yemeğimizi otelde yiyoruz ve yemekten sonra hem bizimle sohbet etmek ve geleneklerini tanıtmak üzere misafirimiz olan iki âşık ince ince atışırken zaman çarçabuk geçiyor.

Aşıklar, “haşlama mı yapalım, ayak mı işleyelim?” diye bize soruyorlar ama yanıtı bilmiyoruz ve doğaçlama devam eden atışmalarından ve hoş sohbetlerinden çok keyif alıyoruz.  2007’de kültürel mirasın korunması için Unesco’ya bir başvuru yapılmış ve neticesinde 2011’de Namık Kemal Kültür evi Karslı aşıklara tahsis edilmiş. “Somut olmayan kültürel miras” isimli bir kitabı da bulunan dernek başkanı Âşık … bey aynı zamanda Türkiye temsilcisi. 

Sade ve zarif bir işçilikle süslenmiş, bir veya iki katlı yüzyıllık binaların hâkim olduğu bu kadar güzel bir mimaride, yıkılmış binalardan geri kalan boş alanlarda dikilmiş çok katlı ve birbirinden uyumsuz betonarme yapılar; ana cadde üzerindeki dükkânların renkli resimli, irili ufaklı tabelaları ve panoları; Rus döneminde inşa edilmiş caddelerin geniş kaldırımlarda o kadar kar ve buz varken rahatça dolaşabilirken biraz merkezden uzaklaşıp on-on beş dakika yürüme mesafesindeki eski Osmanlı mahallelerine varınca düzensiz taşlardan yapılmış daracık kaldırımlar ve çamur içindeki sokaklarla karşılaşmış olmak şehir ile ilgili söyleyebileceğim olumsuz örnekler.

Kars rotamızın devamında, buz tutmuş Çıldır gölü ve civar köyler; Ermenistan sınırındaki Ani harabeleri ve şehir merkezinde alışveriş ve yerel lezzetler keşfi var.

15.02.2014

Buralara da bakılabilir:

  • Kars Kentleşme, Yerleşme ve Mekânsal İnceleme Raporu – 2011

1. bölüm >>>>

2. bölüm >>>>

  • TC Kültür ve Turizm Bakanlığı – Türkiye Turizm Stratejisi 2023 (2007-2013); sayfa 62 >>>>

Eylem no: 66

Eylem: Kültür Kentleri Adıyaman, Amasya, Bursa,  Edirne, Gaziantep, Hatay,  Konya, Kütahya, Manisa,  Nevşehir, Kars, Mardin, Sivas,  Şanlıurfa ve Trabzon illerinde kültür turizmi canlandırılarak marka kültür kentlerinin oluşturulması

  • 360 videolar >>>> 
  • Eski Kars fotoğrafları >>>>