Baharı karşılamak için sabah erkenden yola düşelim dedik. Hava bulutlu, kapalı ve serin!

Her ne kadar gökyüzü karanlık olsa da bugün yağmur yağmayacak, bileğime güvenmeyi öğreniyorum. Bütün kış herkesin anlattığı kadar ağrı sızı olmadı derken bahar yağmurları ile birlikte kırık kireçlenmesi kaynaklı kehanetlerim de anlam kazandı.

Son birkaç gündür bahar yorgunluğuna kapıldım. Ara sıra bulutların arkasından kendini gösteren güneş, gözlerimi aralasa da ilk durağımız olan köye kadar “yağmurlu havanın uykusu” deyip arka koltukta göz kapaklarımın ağırlığına yeniliyorum.

İzmit-Kandıra yolu üzerinde, küçük bir gölün kenarına kurulmuş köy, bizi Pazar sabahı mahmurluğu ile karşılıyor. Birer tenekeye sabitlenerek sallanmış oltalar ile renklenmiş gölün etrafında biraz dolaştıktan sonra köyün sokaklarında gezmeye başlıyoruz. Bahçelerde eşelenen besili tavuklar dışında ortalık hayli sessiz.

mısırı kuruttun mu?

mısırı kuruttun mu?

Birkaç fotoğraf çektikten sonra kurumuş mısır koçanlarını kamyonun kasasına yükleyen bir aile ile sohbet ediyoruz. Aslen Karadenizli ailenin babaannesi çoktan 85 yaşını aşmış. Oğlu, gelini, torunları birlikte ailecek çalışıyorlar. Karadeniz yaylalarında gördüğümüz serenderlerden farklı olarak yerden yüksek olmayan ahşap bir kafes içinde saklayıp kuruttukları mısırları, un veya hayvan yemi fabrikalarına satıyorlarmış.  Nerede eski yerli mısırlar, artık tohumlar hep yabancı, diye dertlenmeden edemiyoruz.

Gençler, İzmit’e veya diğer şehir merkezlerine göçmüş ve köyde pek çocuk yokmuş. Az sayıda çocuk da gölün karşısındaki köyün ilkokuluna servis ile gidip geliyorlarmış.

bahar geliyor

bahar geliyor

Kefken, Kandıra ilçesine bağlı bir belde. Balıkçılığın yanında son dönemde gelişen turizm sektörü hem Kefken hem de Kerpe için yeni fırsatlar yaratmış. Yol boyunca İstanbul İlçe belediyelerinin yaz kamplarına, yeni açılmış otellere veya otel inşaatlarına rastlıyoruz.

Kefken meydanını geçiyor ve pembe kayalar olarak bilinen kayalıklarda deniz kenarına iniyoruz. Hava kapalı ve deniz dalgalı olduğundan ortalıkta pek kimse yok.

Kefken Pembe kayalar

Kefken Pembe kayalar

Pembe Kayalar, rengi kadar ilginç jeolojik yapısı ile de dikkatimi çekiyor. Suyun içinde iken yumuşak olan kayalar hava ile temas edince sertleşirmiş. Bu özelliği sayesinde özellikle Osmanlı döneminde kalıplar haline kesilen renkli kaya parçaları deniz yoluyla İstanbul’a taşınmış ve Rumeli Hisarı, Sultanahmet Camii gibi günümüze ulaşmış birçok tarihi yapının inşasında kullanılmış.

Günün anlam ve önemine uygun olarak tripodumuzu kuruyor ve kayalar üzerinde dalga gözlemeye başlıyoruz. Uzun pozlama yapacağız. Gün ışığında uzun pozlama yapabilmek için ND filtre faydalıdır ama bende yok. Şansıma, güneşi engelleyen bulutlar ve polarize filtre sayesinde birkaç dalga yakalamayı başarıyorum.

Kerpe Kartalkayaları

Kerpe Kartalkayaları

İçimize işleyen rüzgârdan kaçıp tekrar yola çıkıyoruz ve Kerpe’de, Ceneviz Restoran’da öğle yemeği molası veriyoruz. Masaya oturmamız ve iki çeşit balık arasında yaptığımız seçimin servis edilmesi arasında geçen iki saat boyunca güneş yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor ve masamızı şenlendiriyor.

Uykulu gözlerime de iyi gelmiş uzun yemek molamızı, içeride soba başında birer fincan kahve içerek tamamlıyor ve tekrar bulutların arkasına saklanan güneş gibi biz de kayalıkların arkasına geçiyoruz.

dalga avcıları - Kerpe Kartalkayaları

dalga avcıları – Kerpe Kartalkayaları

Katman katman kayalar, dalgalar ile şekillenmiş ve mağara gibi açılmış kayalıkların arasından geçerek kıyıya iniyoruz. Internette, kayaların oluşumu ve kimyası ile ilgili maalesef pek bilgi bulamadım.

Nerede ise tüm öğleden sonrasını kartal kayaları bölgesinde dalga sesi dinleyip uzun pozlama yaparak geçiriyoruz. Bilinen tarihi MÖ 5. yüzyıla kadar uzanan balıkçı kasabası Kerpe, deniz turizmi ile de oldukça popüler bir adres ve bir yaz günü mayolarımızı giyip tekrar gelmek keyifli olabilir.

Kerpe Kartalkayaları

Kerpe Kartalkayaları

6 Nisan 2014