Lizbon’a 135 km mesafede; haritayı önünüze açtığınızda tam da Portekiz’in kalbinde yer alan bir kale şehri. Mermer Şehir Vila Viçosa’dan yola çıktığımızdan bu yana bizi aralıksız takip eden yağmur bulutları eşliğinde tepelerdeki Şövalyelerin Kalesi Tomar Kalesi’ne (Convento de Cristo) çıkıyoruz. Burası ortaçağdan günümüze ulaşmış bir yapılar bütünü. Etkileyici mimarisi ve gizemli hikayeleri ile görülmeye değer.

Maalesef kapanış saatine denk geldiğimiz için içeriyi boşaltmaya çalışan görevli, kısa süre için bile olsa içeri girmemize izin vermiyor (yaz günü ziyaret saatleri 9-18 arasında ve bilet ücreti 6 euro).

Tomar Katedrali'nin (Convento de Cristo) kapısında kaldık!

Tomar Katedrali’nin (Convento de Cristo) kapısında kaldık!

Tarihi ve mimari zenginliği ile 1983’de Unesco Dünya Mirası Listesi’ne eklenmiş Latin-Katolik Katedrali, yüzyıllar içinde Gotik (Manuelin), Mağribi (Kuzey Afrika), Toskana tarzı Rönesans akımlarının etkisini yansıtan gösterişli ve mistik mabet, tarihte farklı isimler ile de anılmış Avrupa ortaçağının gizli tarihine yön vermiş Tapınak Şövalyeleri’nin Portekiz’deki merkezi olmuş.

1. Afonso, 12. yüzyıl başında Tapınak Şövalyeleri’nden bir grup ile Lizbon’u Endülüslülerin elinden geri alır ve Portekiz Krallığı’nı kurar. Böylece, Şövalyelerin Portekiz’in tarihinin perde arkasına sirayeti de ilk günden başlamış olur.

Peki, Haçlı seferlerinde Kudüs’ün fethi sonrası kurulan, ekonomik çıkmazdaki Avrupa Krallıklarını kapitalizm ile tanıştıran ve uluslararası ilişkilerde derinden rol oynayarak günümüze kadar ulaşmış ortaçağ hikâyesinin başrol aktörü, Tapınak Şövalyeleri kimlerdir?

Vatikan’dan yola çıkan 1. Haçlı ordusunun Kudüs’ü fethi (1099) yirmi yıl sonrasında Hz. Süleyman Tapınağı’nın kalıntılarının olduğu tepede konuşlanan ve kendini İsa’ya adadığını beyan eden iki Fransız şövalyenin ortak fikirleri vardır. Kuruluş aşamasında kendilerini yoksul askerler olarak tanımlayan, gelecek yıllarda ise ortaçağda Avrupa’dan Kudüs’e giden Hristiyan hacıların mallarını ve eşyalarını çek karşılığı, yüksek faiz ile güvence altına alan Şövalyeler, bir tür faiz ve bankacılık modeli geliştirerek günden güne zenginlemiş. Müslümanların Kudüs’ü fethi sonrası, Filistin’deki varlıklarını başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerine doğru genişletmişler.

Ortadoğu’dan Avrupa’nın içlerine doğru yayılan bu ekonomik güç Avrupa Krallarını günden güne rahatsız ederken, hikâyesi Firavun dönemi Mısır topraklarına dayanan kara büyücülerin el verdiği Filistinli Yahudilerden edinilmiş öğretileri ile gitgide Kilise’den uzaklaşmış cemaatin kara para aklayan ticari faaliyetleri, tapınaklarında tuhaf ayinler düzenlediği iddiaları da Vatikan’ı rahatsız etmektedir. Nihayetinde, 1307 yılında Vatikan, Fransız Kralı’nın da desteği ile gizem dolu bu cemaati yasaklar ve resmi tarihten siler (13. Cuma uğursuzluklarından birisi daha!). 

Dönemin lideri ve pek çok üyesi yakalandığı yerde idam edilirken Fransızlar güneydeki Provins bölgesine, pek çoğu dönemin Katolik Kilisesi’ni tanımayan İskoçya Krallığı’na ve anakarada kalan diğer üyeler ise İberya topraklarına kaçar.

Tomar sokakları ve Tomar Sinegogu (müze: soldan ikinci bina)

Tomar sokakları ve Tomar Sinegogu (müze: soldan ikinci bina)

Portekiz’de, 12. yüzyıl başında Kraliçe’nin de desteğini alarak yayılmaya başlamış ve Tomar Kalesi’ne yerleşmiş Şövalyeler, yaşanan olaylar ve dışlanmaları sonrasında Kilise’ye karşı ortak hisler besledikleri Yahudilerle Kudüs’den süregelen dostlukları güçlendirerek sürdürürler.

Portekiz Kralı’nın himayesinde, 14. yüzyıl başında Tomar’da yeniden örgütlenen Şövalyeler, Fransa’dan gelen baskıya rağmen güçlenmeye devam ederler. Özellikle, 15-17. yüzyıllar arasında tüm Avrupa’yı etkisi altına alan Reform hareketlerinin yaygınlaştığı ve Vatikan’ın zayıfladığı dönemde gizli tarihin etkin bir oyuncusu olmuşlardır.

15. yüzyılda cemaate liderlik yapmış önemli isimlerden birisi de “Gemici Henrique” olur; yani Belem’deki Kâşifler Anıtı’nda başı çeken veya Batalha Manastırı’ndaki gösterişli mezar taşının altında ebediyete uğurlanmış Portekiz Prensi. Keşif amacı ile hiç denize açıklamış olsa da 15. yüzyılda Hindistan’a denizden ulaşan ve sonrasında Güney Amerika’nın keşfi ile sömürgeciliğinin de önünü açmış olan kâşiflere büyük desteği ile bu unvanı hak eder. Coğrafi keşiflerde ve pusula ve denizcilikle ilgili pek çok cihazın icadında cemiyetin ve lideri Prensin ekonomik katkısı yadsınamaz.

1581-1640 arasında, İspanya Kralı 2. Philip’in aynı zamanda Portekiz Kralı olduğu, İberya dönemine de ev sahipliği yapmış olan tapınak, 1810’da Napolyon’un askerleri tarafından kışla haline getirilirken harabe edilmiş de olsa halen Portekiz’in önemli bir mimari mirası.

Görme ve fotoğraflama şansını kaçırdığımız, inşasına 12. yüzyılda başlanmış ve mahzenleri, iç içe açılan salonları ve labirentleri ile simge bilimcilerin de araştırmalarına konu olmuş kale, manastır ve sonradan eklenen su bentlerini görülmesi gereken, yol düşürülesi bir durak olarak rotanıza eklemelisiniz. Eğer ki güneşli bir günde o civarda iseniz, Tomarlıların tatil beldesi olan Castelo do Bode baraj gölüne de uğrayabilirsiniz.

şehir meydanındaki tarihi kilise (Igreja de São João Baptista) ve saat kulesi

şehir meydanındaki tarihi kilise (Igreja de São João Baptista) ve saat kulesi

Şehirde, Tapınak Şövalyeleri adı ile 2010’dan bu yana Mayıs ayında düzenlenen bir de festival var.

Süt dökmüş kedi misali kapı önünde, dışarı çıkan turistlere karışıyor ve yağmur altında birkaç sanatsal poz denemesinden sonra biz de oradan ayrılıyoruz. Araç ile tepeden şehre inmek bile vakit aldığına göre, yürüyerek tepeye tırmanılacak mesafe de göze alınarak yola çıkılmalı; araştırdığımda toplu ulaşım bulamadım ama şehir merkezindeki turizm danışma ofisine sormakta fayda var.

Tomar çarşısı

Tomar çarşısı

Kalenin olduğu tepeden şehri ikiye bölen nehre kadar inen eski Tomar’ın sokakları nehre paralel ve dik uzanıyor. Yağmur nedeni ile ortalıkta pek insan göremiyoruz ama ıslak dar sokaklarda dolaşmak, dükkânların vitrinlerine bakmak yine de keyifli.

Tarihi meydanda 15. yüzyıl, Katolik St. John Baptista Kilisesi (Igreja de São João Baptista) ve saat kulesi görülebilir. Orada bulunduğumuz sırada muhtemel bir ayin nedeni ile içerisi kalabalıktı ve ben de sadece dışardan fotoğraflamak ile yetindim. Meydanın (Praça da República) yamaç tarafında ise belediye binası (17. yüzyıl) yer alıyor.

Meydandaki heykel ise Tomar Kalesi’nin ve şehrin kurucusu Portekiz Kralı ve Tapınak Şövalyelerinin lideri Gualdim Pais’e ait.

Tomar meydanı (praça da republica de Tomar)

Tomar meydanı (praça da republica de Tomar)

Tomar’daki Yahudi cemaatinin geçmişi 13. yüzyıl başına kadar uzanıyor ve sokak aralarında gezerken önünden geçtiğim Sinegog da 15. yüzyıla tarihleniyor. Yahudi mabedi olarak inşa edilen bina, 1496’da Kral’ın Yahudileri kovması sırasında satılmış, bir dönem hapishane olarak kullanılmış, 17. yüzyıl başına kadar kısa bir süre Şapel’e çevrilmiş ve 19. yüzyıl sonlarında bir bakkal deposu iken 1921’de ulusal anıt ilan edilmiş. Binayı satın alan kişi tarafından restore edilerek müze olarak açılmış. Islak sokağa bakan kapısı ve dışardan fark edebildiğim beyaz iç duvarları ile o sırada pek ilgimi çekmemiş olsa da, Endülüs döneminin mimari etkisindeki (Moorish) tavan tasarımı, resimleri, taş oymaları, seramikleri ve dünyanın çeşitli bölgelerinden hibe edilmiş Yahudi tarihi ile ilgili eserleri ile Portekiz Yahudi toplumunu tanımak için görülmesi gereken bir müze imiş.

Şehir haritasına bakarak güneşli bir günün dolu dolu geçirilebileceği bu küçük şehirde geçirdiğimiz bir saatlik ıslak fotoğraf molamızın ardından direksiyonu Fatima’ya çeviriyoruz.

Tomar'ın ortasından geçen Nabao nehri eski şehri yeni şehirden ayırıyor

Tomar’ın ortasından geçen Nabao nehri eski şehri yeni şehirden ayırıyor

Bu akşam konaklama Fatima‘da. 

Mayıs 2014