Son yıllarda yazılan, çizilen tatil rotaları arasında en iyi on ada arasında sayılmaya başlayan Hvar, Dalmaçya kıyıları boyunca uzanan gezimin en turistik duraklarından birisi oluyor. Adada bir gece kalıyor ve iki kasabayı gezip görüyorum.

Adaya feribot ile veya katamaran ile ulaşım mümkün. Eğer ki araç ile yolculuğa devam ediyorsanız feribotlar (arabalı vapur gibi) Stari Grad kasabasına birkaç km mesafedeki limana, eğer ki yürüyerek yola devam edeceksiniz katamaranlar (deniz otobüsü gibi) Hvar merkezdeki limana yanaşıyor. İki kasaba arasında otobüs ile yolculuk yaklaşık yarım saat sürüyor ve önce Stari Grad’da yaptığım rezervasyonu daha sonra Hvar kasabasına değiştirmeme neden oluyor.

Korçula’dan sabah 6’da bindiğim katamaran saat 8’de Hvar adasına varıyor (70 kuna).

Hvar limanı

Hvar limanı

İskele aynı katamaran ile Split’e geçecek yolcular ile kalabalık. Önceden rezervasyon yaptığım konukevi meydanın doğusunda kalıyor ve sahilden tüm adanın etrafını dolaşabilmek mümkün. İskeleden sahil yolunu takip ederek yaklaşık 15 dakika yürüme mesafesinde. İki katlı evin girişi asmalarla kaplı.

Odaya yerleşiyor ve sabah keşfi için meydana yürüyorum. Katamaran biletleri 24 saat öncesinden hem online hem de gişeden satışa çıkıyor ve ben satış ofisine vardığımda, camekanda ertesi gün Split’e gidecek sabah 8 seferi için bilet kalmadığını yazdığını görüyorum. Uzayıp giden sıra bana geldiğinde sabah 06:35 seferine biletimi alıyorum.

Hvar keşfine Rönesans döneminin izlerini takip ederek, şehir meydanı St. Stephan meydanını ve Katedrali gezerek başlıyorum. Meydanda kale tarafındaki bir sokağa saparak merdivenleri tırmanarak surları aşabilir ve 16. yüzyıla tarihlenen Kale’ye (Tvrdava Fortica) tırmanabilirsiniz. Güneş hızla yükselirken, Kale’yi ben pas geçiyorum ama kaçırdığım manzarayı buradan seyredebilirsiniz. MÖ. 2. yüzyılda Yunanlılar tarafından kurulan kasabada ve adanın çevresinde antik Yunan dönemine, Romalılar ve Venedikliler dönemlerine ait kalıntılar da görmek mümkün.

Hvar'ın taş evleri

Hvar’ın taş evleri

Meydanın (Trg Sv. Stjepena) devamındaki pazarda kısa bir tur attıktan sonra otogarın karşısından ara sokaklara giriyor, eski şehrin kapıları ahşap, duvarları begonviller ile kaplanmış taş evlerinin arasında, dar sokaklarında dolaşıyorum.

Adadaki hediyelik eşya tezgahlarda lavanta kokulu ürünler ve iğne oyaları, ahşap el işlemeleri ve yerel şaraplar görebilirsiniz.

Hvar sokakları lavanta kokar

Hvar sokakları lavanta kokar!

Öğle sıcağı bastırdığında Dalmaçya kıyılarında son kez denize girmek üzere adanın doğusuna doğru yürümeye devam ediyorum. Franciscan Manastırı önündeki plajı geçip gene yürüme mesafesinde ama merkezden biraz daha uzak çakıl plajda havlumu seriyorum. Dalmaçya kıyıları çakıl ve kayalık.

Yan tarafımda iki tane İtalyan kız var ve birisi aralıksız konuşabilirken diğeri ara sıra onu başı ile onaylıyor. Az sonra çoluk çocuk gelen Hırvat bir aile de onların yanına yerleşiyor. Sağ tarafımdaki İtalyan çift sessizce uzanmış güneşleniyor. Çakıl deniz oldukça temiz ve ayaklarımın arasından geçen gümüş renkli balıkları görebiliyorum. Sığ ve durgun deniz küçük çocuklar için de çok güvenli.

Hvar sahili

Hvar sahili ve karşıda Paklenski adaları

Öğleden sonra adanın tarihi kasabası Stari Grad’e gidiyorum. Katedralin arkasındaki duraktan kalkan otobüs zamanında hareket ediyor (tek yön 27 kuna). Yaklaşık yarım saat süren manzaralı yolculuk sonrasında ilk durak feribot iskelesi ve ikinci durak da iskeleye birkaç km mesafedeki şehir merkezi oluyor. Avrupa’nın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Stari Grad’a geldiğimde turistik kalabalıktan uzakta sakin bir Hırvat kasabası buluyorum. Stari Grad daha ilk dakikadan otobüs durağındaki sakinliği ile bile Hvar’dan farklı olduğunu hissettiriyor.

Parkın içinden geçiyor ve meydana geliyorum. Henüz öğle yemeği yemedim ve bana siyah beyaz kovboy filmlerinde silahşorların karşılaştığı ve solukların tutulduğu sahneleri hatırlatan meydanda karşılıklı iki mekan arasında karar vermem gerek!

İlk mekan U.O.Ploca 85 bana yaşlı amcaların ikindi saati toplandığı kahve izlenimi veriyor. Yan tarafındaki küçük kafe ise sanki liseli çocukların okulu kırıp geldiği bir hamburgerci. Karşıdaki Bistro Kod Damira ise rengarenk tasarlanmış masaları ve vitrini, duvarda asılı kara tahta menüsü ile bana çok daha sevimli geliyor.  Lavantalı limonata denemek istiyorum aslında ama sadece muz, elma ve kuru ekmek ile geçen iki günden sonra mideme pek güvenemiyorum ve protein takviyesi için ton balıklı-fasulyeli bir salata sipariş ediyorum. Biraz sirkesi çok geliyor ama başarılı bir salata (55 kuna).

Stari Grad

Stari Grad

MÖ 384’de 99. Olimpiyat oyunları sırasında Ege denizindeki Paros adasındaki denizciler farklı ve alışılmadık bir oyun oynamak ve yeni dünyalar keşfetmek üzere denize açılmaya karar vermişler ve 700 mil öteye ulaşıp Faros kentini, bugünkü Stari Grad kasabası kurmuşlar. Maceraperest Faroslular her sene düzenlenen uzun mesafe yüzme yarışı ile içlerindeki olimpiyat ruhunu yaşatmaya devam ediyorlar, anlaşılan!

Bugün günlerden Cuma ve yarın düzenlenecek Faros Maratonu’nun afişlerini ilk gördüğümde aklıma Trabzon’un Faroz mahallesi (yeni adı, Yalı) geliyor. Son yıllarda popülerleşmiş kolbastı dansı ile de bilinen deniz kıyısı, bozulmamış tarihi mimarisi ile de anılıyor. Internette yaptığım kısa araştırmaya göre; tarihi MÖ 7. yüzyıla dayanan Trabzon yöresinde yaşamış farklı ırklardan, farklı devletlerden birisi de Pontuslular ve Yunanca “deniz feneri” anlamına gelen Faroz ismi de o günlerden miras. Diğer yandan mahallenin son yıllarda ünlenmiş kolbastı oyunu ise 1934’de kayıtlara geçmeden önce de Farozlu balıkçılar arasında oynanır ve “hoptek” adı ile bilinirmiş. Hoptek kelimesinin kökünün Slav dillerinden gelmiş olduğu düşüncesi yaygın; SSCB’nin yıkıldığı Ekim devrimi öncesi Kırım kıyıları ile yapılan yoğun ticarete ve Ukrayna’nın geleneksel dansı “hopak”a benzetiliyor. Diğer yandan Yunanistan’a göçen Trabzonlu Rumların geleneklerinde benzer bir oyuna rastlanmıyor.

Stari Grad, Trg Sv Stje Pana meydanı

Stari Grad, Trg Sv Stje Pana meydanı

Adanın en eski kasabasının tarihi dramatik! 19. yy’da da asma bağlarına dadanan salgın bir hastalık (filoksera) adanın süregelen ekonomik sıkıntısını katmerlemiş ve nüfusun büyük çoğunluğu adadan göç etmiş ve henüz yüzyıl geçmemişken, kalan nüfusun bir bölümü de 2. Dünya Savaşı sırasında Sina Çölü’ne sürülmüş. Yaşanan felaketlerin ardından 1991’de Hırvatistan’ın kurulması ile bağımsızlığını kazanan adada deniz, kültür ve gurme turizminin gelişmesi ile diğer kasabalar gibi Stari Grad’da yeniden büyümeye ve gelişmeye başlamış.

Stari Grad’dan Vrbodka’ya kadar olan bölge (Ager Pharensis) 2008’den bu yana Unesco koruması altına alınmış. Parsellenmiş tarım arazisinde Antik Yunan iktidarından günümüze zeytin ve üzüm yetiştiriciliği devam ediyor. Kasabalı filozof, yazar ve Rönesans döneminin önemli şairi Petar Hektorovic’ın evi (Tvrdalj – 16. yy) hem adanın tarihini ve mimari estetiğini görmek hem de sanatçının farklı dünyasını solumak için alternatif bir adres olabilir.

Stari Grad

Stari Grad

Sokaklarında çocukların oynadığı, evler önünde bisikletlerin bırakıldığı şehirler bana her zaman huzurlu gelir de Stari Grad’ın taş evleri arasında, yarınki Faros Maratonu öncesi flamalarla süslenmiş meydanlarda dolaşmak çok keyifli!

Otobüste, Dalmaçya kıyılarında batan güneşi takip eden güzel manzarayı seyrederek Hvar’a dönüyorum. Sahilde biraz dolaşıyor ve yorucu bir günün sonunda fazla gecikmeden odaya dönüp çantamı topluyorum. Gün doğumunu Split’e giden katamaranın penceresinden seyredeceğim!

Ben genelde son dakika yolcusu olduğum için işim şansa kalıyor ama farklı kültürlere seyahat ederken festival zamanlarına denk gelmek günleri çok daha da renklendiriyor. Velo Grablje kasabasındaki lavanta hasatı gelenekselleşen hasat festivali ile Haziran ayının son hafta sonunda kutlanırken lavanta yağı üretimi de gene sene de bir hafta, Temmuz ayında yapıyormuş (2014 festival programı). Eylül ve Kasım ayının başına kadar, sonbahar süresince ise üzüm ve zeytin hasatı şenliklerle kutlanıyormuş.

Dönüşte fotoğraflara bakıyorum da adaya kadar gitmişken Hvar ve Stari Grad kasabalarının yanında Paklenski adalarının koyları, Vrboska kasabası ve Jelsa limanından gün batımı da görülmeye değer! Hvar adasının turizm ofisinin sayfasında detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Günleri tutturamayınca, turizm ofisinde afişini gördüğüm bir fırsatı daha kaçırıyorum. Mayıs-Ekim ayları arasında her Pazartesi ve Perşembe, Cephanelik binası önünde (Arsenal) diğer gezginler ile buluşabilir ve keyifli bir akşamüstü gezisine katılabilirsiniz (Mayıs-Eylül arasında saat 19’da, Eylül’de saat 18’de)

Ayrıca, adrenalin yüklü aktiviteler sunan adayı farklı telefon uygulamaları kullanarak keşfedebilir veya alternatif turlara katılabilirsiniz.

gün batımında Franciscan Manastırı

gün batımında Franciscan Manastırı

yolculuğa eşlik etmek için >>> Instagram

hatırımda kalanlar için >>> facebook

29.08.2014