Bu hafta sonu leyleği havada görmüş arkadaşlarla sabah erkenden yola düşüyor ve yaklaşık üç saat kadar sonra ilk durağımız Şarköy merkezde, sahilde çınar ağaçları altındaki bir bahçede mola veriyoruz. Şarköy, yaz boyunca tatilci İstanbulluların hareketlendirdiği bir ilçe merkezi. Sonbaharın gelmesi ile sessizleşmiş cadde ve sahil boyunca sıralanan çoğu evin penceresinde kiralık, satılık veya eşyalı kiralık ilanları görüyoruz.

Şarköy'ün deniz kızı

Şarköy’ün deniz kızı

Betonarme binalar arasında tek tük kalmış rengarenk ahşap evlere rastlamak mümkün. Bizim gibi, Marmara Denizi’ne açılan kumsalı seyreden balık etli deniz kızı ile karşılıklı çayımızı kahvemizi içtikten sonra yola devam ediyoruz. Denize paralel dağlarda döne döne yükseklere doğru ilerliyoruz. 

Öğle saatinde Yeniköy’de, Cansın Bağcılık’ın (Cansin’s Wineyard) misafiriyiz. Nüfusunun çoğunluğunu Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya’dan göçen muhacirlerin oluşturduğu Yeniköy’ün ekonomisi tarıma dayanıyor. Yöredeki arazilerinde ne yetiştirebileceklerini araştırarak yola çıkan İstanbullu aile, yedi yıl gibi kısa bir sürede epey yol almış ve geniş bir üzüm bağı kurmayı, farklı türlerde üzüm yetiştirmeyi başarmış. Bağ bozumu yapılmış ve ürünlerin çoğu toplanmış bağa yayılıp fotoğraf çekerken dalda kalmış üzümlerden tatmadan edemiyoruz.

Cansın Bağcılık (Cansin's Wineyard)

Cansın Bağcılık (Cansin’s Wineyard)

İri taneli Alponse Lavallee türü kara üzüm sofralık olarak üretiliyor. Marmara Bölgesi’nde yaygın olmak ile birlikte Ege ve İç Anadolu’da da yetiştirilen türün  pazar değeri de yüksek imiş. Yağmurlardan sonra asmalarda baş gösteren bir hastalık nedeni ile bu sene beklenen verim sağlanamamış. Crimson Seedless türü kara üzüm ise çekirdeksiz ve çok lezzetli. Ekim ayında olgunlaşacak meyveler henüz yeni yeni renklenmeye başlamış. Bağdaki üçüncü üzüm türü ise henüz birkaç yıl önce dikilen İtalyan fideleri.

Alponse Lavallee türü kara üzüm

Alponse Lavallee türü kara üzüm

Mangaldan sofraya gelen ev yapımı Tekirdağ köftelerimizi yerken bağda yetiştirilen üzüm türlerinden ve çiftçilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılardan bahsediyoruz.

Uzayıp giden fidelere ve yeşil tepelere karşı dalından yediğimiz meyveler, arka bahçeden topladığımız domates, biber ile hazırlanmış salata ve mangalda közlenmiş mısır ile damağımızın bayram ettiği sofradan kalkıp yola düşmek zor oluyor.

Crimson Seedless türü kara üzüm

Crimson Seedless türü kara üzüm

Üzüm yetiştiren pek çok aile gibi kendi şarabını üretmek ve bağın verimini artırmak yolunda ilerleyen ve başarılı girişimcilik hikayesini bizimle paylaşan Cansın Bağcılık ailesine misafirperverlikleri, leziz ikramları ve keyifli sohbetleri için tekrar teşekkür ederim.

Cansın Bağcılık (Cansin's Wineyard)'ın asma bahçeleri

Cansın Bağcılık (Cansin’s Wineyard)’ın asma bahçeleri

Mürefte kıyılarından, bir yanımız orman bir yanımız deniz, karşıdan Marmara ve Avşa adalarını seyrederek giden yollardan kıvrıla kıvrıla Uçmakdere köyüne doğru yol alıyoruz.

Uçmakdere Köyü sokakları ve ahşap evleri

Uçmakdere Köyü sokakları ve ahşap evleri

Ganos dağı eteklerindeki Uçmakdere Köyü zamanında büyük bir Rum yerleşkesi imiş. Bugün yamaş paraşütçülüğüne de ev sahipliği yapan köyün tarihini Tekirdağ Yamak Paraşütü Kulübü şöyle anlatıyor: “1918’de çekilmiş bir fotoğrafa göre; köyde yaklaşık 500 hane varmış ve evlerin çoğu 3 katlı ve camekanlı imiş. Köyde üç tane eczane, iki kilise, üç ayazma, iki Maşatlık (Rum mezarlığı) ve iki ahşap köprü olduğu, her sokakta kandiller yandığını, üçyol ağızlarında ise “Talika”ların birbirlerini görebilecekleri dev aynaların olduğu, her evin altında tonlarca şarap alabilen mahzenlerin olduğu, ziyarete gelen Rumlar tarafından anlatılmaktadır. Özellikle “Çavuş Üzümleri”nin Amerika’ya buradan gönderildiği resmi kayıtlarda bulunmaktadır. 1924 yılındaki mübadele ile köydeki Rum ahali Yunanistan’a göç etmiş, yerlerine Selanik’in Gevgeli-Karasinan ve Mayadağ kazalarından gelen Türkler yerleştirilmiştir.”

Uçmakdere köyü meyve yüklü ağaçları ile renkli ve sakin bir köy. Köylülerle sohbet ediyor, sonbahar yapraklarının kapladığı temiz sokaklarda, ahşap evler arasında dolaşıyoruz. Köyün ortasından geçen dere bugün akmıyor. Köy kahvesinde verdiğimiz molanın ardından İstanbul’a dönüş yoluna geçiyoruz.

Sazlı sözlü dönüş yolumuzun şen şakrak türküsü hepimiz için gelsin!

Uçmakdere sahili

Uçmakdere sahili

13.09.2014