Küçükken akşam olsun, babam işten eve gelsin, yatmadan önce bir tur güreşelim diye beklerdik. Önce biraz kültür fizik yapmak gerek tabi. Ellerimizi tavana uzatır elma toplardık. Halıya sıra sıra yatar, bacaklarımızı havaya kaldırır ve önce bisiklete binerdik. Biz babamdan aceleci idik; O daha oturduğu yerden kalkamadan biz ayağa fırlar ve iki kardeş bir olur babamın sırtını yere yatırırdık. 

Bacak kadar boyumuzla başladığımız kültür fizik seansları modern zamanlara gelindiğinde spor salonunu üyeliklerine dönüştü. Özellikle de günün erkenden karardığı kış ayları işten spora, spordan eve koşturarak geçti gitti. Neyse ki bahar geldi; şort-tshirt gezelim tozalım diye heves ederken belimde başlayan ağrının tesellisini fizik tedavide bulacağımı öğreneli ise bir hafta oluyor.

Beş önceki Cumartesi sabahı kendimi en enerjik hissettiğim gün olmasa da, yatağa yapışıp kalmak yerine kalkıp evi toparladım ve güzel bir kahvaltının ardından yollara düştüm. Sisli bir boğaz havasında karşıya geçtim ve tüm vücut kaslarımı çalıştıracak “total body” dersine yetiştim. Sabah sabah kaslarıma konsantre olacağım, tek tek hepsini ısıtacağım sakin bir modda iken haydi hopla zıpla, o ağırlığı at, bunu tut diyen bir programa adapte olmam kolay olmasa da bir saat çabuk geçti. Sonraki ders pilates idi ve tabi ki onu da es geçmedim. Hafta içi derslerine yetişemeyince en azından haftada bir saat pilates yapmak kaslarımı uzatıyor ve beni mutlu ediyordu. Gel gör ki, her haftaki hoca yerine o günün nöbetçi hocası geldi ve tanımasam da devam edeyim istedim. Kendisi hiçbir hareketi göstermeyip sadece sağ-sol diye tarif etmeye başlayınca her hafta yaptığım, bildiğim hareketlerde bile acaba yanlış mı yapıyorum diye sınıfı kolaçan etme ihtiyacı duydum. Huzursuz geçen bir saat bittiğinde sevindim.

Ertesi gün ofiste her yerim ağrıyordu. Bacaklarımın ağrısı ağırlıklarla oynadığımız ilk dersten mirastı ama otuz dört sene hiç hissetmediğim bel ağrıma anlam veremedim. İki gün sonrasında, bacaklarım iyileşmişti ama belimdeki ağrı artmış ve sabah yataktan oturarak değil de yuvarlanarak kalkabilir, gün içinde sağıma soluma bile dönemez olmuştum.

Sıkıntının kaslarımdan mı yoksa kemikten mi kaynaklandığını ayırt edemedim. Spor salonuna gitmeye devam ediyordum ve hafta içinde denk geldiğim dans derslerini es geçiyor sadece yürüyüş yapıyor, bazen kürek çekiyor, esniyor ve eve dönüyordum. Hareketleri yaparken bir acı veya ağrı hissetmiyordum, aksine vücudum ısındığı için kendimi rahatlamış hissediyordum, ta ki sabah uyanana kadar. Beşinci gün ofiste sohbet ederken “sırtındaki tutulma daha geçmedi mi, kas gevşetici bant kullanmadın mı?” diye sordu bir arkadaşım. Acaba kas gevşetici ne demek? Hemen sordum, öğrendim ve eczaneden Volteren Patch isimli bir kutu bant aldım. Prospektüsüne göre günde iki kez yapıştırılabilirmiş.

Ekşi sözlük’deki deneyimler kadar hızlı olmasa da birkaç gün içinde sonuç aldım. Sırtımdan bel boşluğuma doğru dağılan ağrı geçti, gitti. Sorunsuz bir haftanın ardından yine bir Cumartesi günü halıyı süpürürken belimin zorlandığını hissettim. İnceden başlayan sızı tüm gün devam etti ve Pazar sabahı yüzmeye gittim. Ateş burcu bünyemin su ile pek arası olmasa da iki ileri bir geri 15-20 dakika havuzda debelendikten sonra toparlanıp pilates dersine yetiştim.

Dersin hocası, “beli ağrıyanlar bu harekete dikkat etsin, kolaylaştırıp şöyle yapsın” diye gösterdiğinde ben iki türlü de denedim. Dersin sonunda, belimin ağrıdığını ama hareketleri normal versiyonda daha rahat yaptığımı söyledim. Sonuç, sadece gece açıldığım için üşütmüş de olabilirim, basit bir incitme de olabilir veya tehlikeli bir şey de; doktora gitmeliyim!

Bir ağrılı, bir ağrısız ve tekrar ağrılı Pazartesi günü arkadaşlarımın da önerdiği bir ortopediste muayeneye gittim. Hikayeyi anlattım. Hırvatistan’da kıç üstü düşmüş olmamın izi mi diye de sordum. Sırt üstü yattım. Bacağımı yukarı kaldırdım, acısız şekilde dizlerimi ters yöne yatırdım. Yattığım yerden kolayca kalkabildim. Doktor “mr isteyelim, sonucuna göre konuşalım” dedi (27 Ağustos’da düştüm; 9 Eylül’de muayene ve mr raporu).

MR, vücuda gönderdiği radyo dalgaları ve manyetik alan ile tüm kemikleri, dokuları, organları, sinirleri gösterebilen bir teknoloji. Uzandığım kızak ile belime kadar cihazın içine itildim ve kımıldamadan 8 dakika yattım. Saat tik takları gibi ritme ilave olarak üç kez de artan bir gürültü eşliğinde daralmadım. Şöyle bir bakındım ama içeride bir kamera filan da görmedim; halbuki Dr. House’un asistanları bu sahnede kameradan hastayı izler ve onunla konuşurlardı!

Sonucu ertesi gün doktoruma götürdüm. Fıtık olmuşum. Peki, fıtık ne demek?

Doktorluk çok zor bir meslek, hatta bence bir sanat. Hem teorisi var, hem pratiği. Hem de insan ilişkileri; hele ki sen de bir insan iken! Bunları aynı kefede eritebilmek çok zor ve pek kariyere filan da bakmıyor bence. Profesör abi, bilgisayar ekranındaki görüntüleri hızla geçerken fıtık olmuş 4-5 omurlarımın arasını da gösterdi.

Yanıtlar: “Öksürmüşsün olmuştur, olabilir; her zaman derler, ağır kaldırma, zorlama, öksürme, hapşırma, ıkınma, kabız olma… tabi kim ne kadar uyar, kimde ne kadar etkilidir bilinmez”. Son sözde “fizik tedaviye git, ağrı artarsa ameliyat ederiz” diyerek uğurladı.

Ne yapacağımı böylece öğrendim ama ya ne yapmayacağım? Neden hasta oldum? Artma ihtimali olduğuna göre ben daha yolu bile yarılamamışken ömür boyu “sakat” mı kaldım?

Kısaca tostun kaşarı dışarı taşmış ve baskı daha da artarsa kaşar da tost da yanacak.

Tamam, ben 0-1 modda bir insanım ama anladığım kadarı ile bu “fıtık” hali iki arada bir derede bir sıkıntı ve fikri bile beni oldukça rahatsız ediyor. Ofise döndüğümde, asabi hissediyordum ve tüm akşamı akılda deli sorular ile geçirip erkenden uyudum.

Pazartesi sabahı fizik tedavi doktoruna muayene oluyor ve devamında 14 seans sürecek fizik tedaviye başlıyorum.

fizik tedavi raporu

fizik tedavi raporu

MR raporuna ilaveten doktor fiziksel olarak da beni muayene ediyor. Sırt üstü yatıp bacaklarımı kaldırıp indiriyorum. Ayaklarımı kendime doğru çekip uzatıyorum. Dizlerimi çekip uzatıyorum. Doktorun dizimden bastırırken bacağımı kaldırmaya çalışıyorum. Belimden yere doğru uzanıp doğruluyorum. Hareketleri yapabiliyorum ve ağrı hissetmiyorum.

Hastalığımın adı “fıtık başlangıcı” imiş. Araya hafta sonları da girince üç haftaya kadar uzayan süreçte ağrım bazen azalıp bazen yok olup bazen geri geliyor. Gide gele öğrendiğime göre fizik tedavi seans sayıları 14 veya 20 ile başlıyor ve şikayetin durumuna göre 100’lü rakamlara kadar çıkabiliyor. Anladığım kadarı ile beldeki ağrının bacaklara ve ayak parmaklarına kadar yayılması fıtığın ilerlediğini gösteriyor.

İlk günlerde 7-8 dakika ultrason sıvısı ile masaj, 20 dakika boyunca 4 küçük elektrot ile kaslara akım verilmesi ve sauna etkisi yaratan hot pack uygulaması, sonraki 10 dakikada ise Dolgit ağrı kesici merhem ile yapılan ve ağrı olan noktayı uyarmaya yarayan mobilizasyon masajı. İlk günlerde fizyoterapistim yapılan masajlar ve dokuların uyarılması nedeni ile ağrımın artabileceği yönünde uyarıyor. İkinci haftada ağrım kesilince daha fazla zorlamayalım diye mobilizasyonu bırakıp ağrı kesici merhemi ultrason sıvısına karıştırmaya başlıyorlar. 20 dk elektrik ve ısınma ardına ultrason cihazı ile masaj olarak 14 seansı tamamlıyorum. Tedaviye başladıktan sonraki İkinci hafta sonunda ağrım geri geliyor. Üçüncü haftaya denk gelen son seanslarımda her gün yeni bir hareket ekleyerek bel kaslarımı güçlendirmem için gereken egzersizleri öğreniyorum.

14. seansın ardından ağrım yok ve hareketlerimi günde en az bir set yapıyorum. Üç hafta da böyle geceçek ve Nisan başında kontrol muayenesi için Fizik Tedavi doktoruma görüneceğim.

25 Ocak: on gün süren ağrının başlangıcı; volteren kullanarak dört günde geçti

15 Şubat: ikinci ağrı atağı: halı süpürürken nüksetti ve ertesi sabah havuza gittiğimde arttı.

18 Şubat: MR

23 Şubat – 13 Mart: Fizik Tedavi seansları

Nisan’ın ilk günlerinde kontrol muayenesine gittim ve şikayetim yoksa akut durumun geçtiği sonucuna vardık. İlerisi için günlük egzersizlerimi ihmal etmemeli ve kontrolü elden bırakmamalıyım. Azalan sıklıkla bir süre daha egzersizlerime ve taşıdığım ağırlıklara dikkat ettim.

Nisan sonunda ilk sırt çantalı ve uzun otobüs yolculuklu planımı uyguladım; Urla Hasat‘a gittim, çalıştım, gezdim ve sıkıntı çıkmadı.  Haziran ayının son günlerine kadar da yeni bir şikayetim olmadı. Ta ki çay-kahve almak dışında bilgisayar başından kalkmadığım, öğle yemeğine bile koşa koşa çıkıp dönebildiğim uzun mesaili günlere kadar. Bir akşam gece normal yattım ve sabah sağ bacağımda garip bir ağrı ile uyandım. Fazla önemsemedim ama gün içinde ağrı azalmak yerine arttı. Sağ arka bacağım dizime doğru çekiyordu. Sanki bacağımı uçtan uca saran bir yumak vardı ve dizimin arkasında sıkışmıştı. Gece yatakta bacağımı düz uzatamadım, alaturka tuvalete eğilemedim ve klozet üzerinde bile sınırlı şekilde oturabildim, ıkınamadım. Bacağımı sarsam sanki rahatlayacakmışım gibi hissettim ve üst bacağımı bandaj ile sımsıkı sararak uyuyabildim. Ertesi gün bilgisayar başında otururken unutup gidebiliyordum ama gene ne uzatabiliyor ne de rahat edebiliyordum. Gece ağrı dizimin arkasından üst ve alt baldırıma da yayılmıştı. Fizik tedaviden arta kalan ağrı kesici krem ile biraz masaj yaptım, bir ağrı kesici aldım ve gene sımsıkı sararak uyudum. Sabah uyandığımda bandajdan dolayı bacağımda iz vardı ama ağrı azalmış gibi geliyordu. Üçüncü gün halen geçmemiş, anlam veremediğim ve tanımlayamadığım bu gerginlik hali için iş yeri hekimine muayene olmaya gittim. Bacağımın gerildiğini, dizimin arkasında toplandığını neden ve nasıl olduğunu anlamadığımı söyledim. Uzandım. Bacaklarımı yukarı uzatmamı ve ağrının ne zaman başladığını sordu. Epey yukarıda başlıyordu ama dizimi kırmadan bacağımı dik tutamıyordum. Her iki dizimi de çekip karnıma doğru beşer saniye bastırdı. Sonra yüzüstü döndüm ve belimi muayene etti. Başlangıç seviyesinde fıtığım olduğunu söyledi. Eli ile fıtık olduğunu bildiğim (ilişkili olduğunu düşünmediğim ve aklımın ucuna bile gelmediği için doktora söylememiştim) omura masaj ve baskı yaptı. Egzersize devam etmemi, spor yapmamı, geçmezse tekrar muayene olmamı söyledi.

Akşam eve gelip de ayaklarımı uzatabildiğim için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam!

Bir kaç gün sonra, gene uzun masa başı oturması sonrasında dün akşam üstü belim tekrar ağrımaya başladı. Bugün de tüm gün masa başında geçiyor ve en azından saat başı yerimden kalkıp evde bir iş yapmak için kendime alarm kurdum, alarmı erteledikçe ağrım artıyor maalesef.

Sekiz senenin ardından üç ay önce tamamen bıraktığım spor aktivitelerime sadece kondisyon için değil sağlığım için de en kısa sürede geri dönmeliyim; sağlığımızın kıymetini bilelim; en azından işten eve dönerken bir durak önce inip yürüyelim!

———- o ———-

Bu arada, Ocak ayının son gününde, eksik bir kaldırım taşına denk geliyor ve sağ bileğimi de nerede ise iki sene önce kırdığım sol ayak bileğime nispet yaparcasına burkuyorum. Burkma dolayısı ile oluşan ödem tam geçti diyordum ki yeni bir şişkinlik oluştu ve sancımaya başladı. Ortopedi doktoru, iki bileğimi de gördükten sonra, aradan beş hafta geçmiş olduğunu ve bu ödemin burkma kaynaklı olmadığını söyleyerek MR istedi. Sonuç sağ bileğimde kalıcı bir ödem var. Ağrım artarsa PRP tedavisi önerdi. Doktorun özetlediği üzere, bu tedavide, bileğimdeki ödem şırınga ile çekiliyor. Kolumdan 20 cc kan alınıyor. Bir makina ile kan hücreleri ayrıştırılıyor (bildiğin merkezkaç). Serum ve gri hücreler ayrıştırılıp bileğimden ödemin boşalttığı keseye veriliyor. Amaç, kendi vücudumdan elde edilen bir nevi antibiyotik gibi keseyi temizlemek. Sonuçta ödem geçmiş olacağı için bileğim rahatça hareket edebilecek. Ağrım olmayacak. Tekrarlama olasılığı %50.

Merdiven inip çıkarken veya farklı bir ayakkabı giydiğimde veya bağdaş kurup oturduğumda, yani bileğimi kullandığım hareketlerde acı hissediyorum. Şimdilik acı seviyesi değişmedi ama ilerleyen günlerde takipteyim!

Tedavi olmadım. Gerek kırıktan alışkanlık gerekse fizyoterapistimin önerisi ile gece yatarken ayağımın altına yastık alıyorum. Şiş arttığı zamanlarda gece yatarken bandaj kullandım ve sabaha inmiş oluyor. Aylar sonra Ayvalık‘dan yola çıkıp saatlerce dağ tepe dolaştıktan sonra ağrı oldu ve ertesi günü de çorabın içine bandaj giyerek çözüm buldum.

Bir süre sonra da tüm ödem hiç bir iz bırakmadan geçti. İki yıl içinde tekrar burkmadım ve herhangi bir tekrarlama olmadı.

 

Ultrason cihazının ekranı

Fizik Tedavi için kullanılan ultrason cihazının ekranı

13.03.2015