Karlı bir İstanbul sabahında pencereden dışarıya, ara sokaklarda bile karmaşa yaratabilen trafik sarmalına baktığınızda güneşli bir Lizbon sabahında, sakin sessiz sokaklarında olmayı özleyebilirsiniz. Lizbon güzel ve tekrar görmek istediğim bir şehir. Toplamda bir gün bile geçirmediğim başkentte doya doya gezebildiğimi söyleyemem ama seyahat öncesinde ve sırasında aldığım notları, aklımda kalanları paylaşmalıyım ki unutmayayım!

Portekiz’in başkentine uçuş yaklaşık 4,5 saat sürüyor ve bir ay öncesinde bile aktarmalı uçuşları takip ederek ekonomik biletler bulmak mümkün. Ancak, İstanbul’da Macar Konsolosluğu üzerinden yürütülen vize başvurum neticelenmeden bilet almak istemediğim için son haftada tek yön bilet bile daha avantajlı hale gelebiliyor maalesef.

Uçak alçalmaya başladığında geniş tarlalar ve köy evleri görmek keyifli, şehre yaklaştıkça tarlaların neden yuvarlak sınırlar içinde sürüldüğünü henüz öğrenemedim; bilen var mı?

İşte o devasa İsa heykeli ve şehri ikiye bölen Tagos nehri! Kırmızı renkli 25 Nisan Köprüsü’nün üzerinden de hafif bir eğim ile geçiyor ve şehrin kuzeyinde kalan havaalanına iniyoruz. Aradaki saat farkı ile beraber Pazar sabahı için henüz erken bir saatte havaalanı da şehir gibi sakin.

Uçaklar rötar yapmıyor ve Amsterdam’dan aktarmalı gelmiş Azgezmiş arkadaşlarımla tam da zamanında alanda buluşuyoruz. Bir hafta boyunca orta Portekiz’i doğudan batıya birlikte turlayacağımız şoförümüz ile buluşuyor ve otele gidiyoruz.

Seyahat öncesi derlediğim ve sayfanın en altına eklediğim notlara göre de şehir merkezine toplu taşıma ile ulaşım da gayet kolay görünüyor.

Oteli ben ayarlamadığım için hatırlamıyorum ama online sitelerden araştırdığımda şehir merkezince ekonomik fiyatlı konaklama alternatifleri bulmuştum. Yedi tepe üzerine kurulmuş bir şehirde uzun uzun yürümeyi, rampalar inip çıkmayı göze almak ve metro durağına, merkeze yakın, belki Baxia bölgesindeki bir konaklama fırsatı araştırmak kolaylık olacaktır.

Alfamo sokakları, Lizbon

Alfamo sokakları, Lizbon

Öğlen olmadan sokaktayız. Lizbon sokaklarında yerel bir rehberin eşliğinde dolaştık. Rehberimiz biraz bize Portekizlilerin günlük hayatından biz de ona biraz İstanbul’dan, ortak Akdeniz kültüründen bahsettik. Özellikle Alfama bölgesindeki klasik kapı kollarında görülen kadın eli, aslan başı gibi figürlerine beklediği hayreti göstermemiş olmalıyız ki ancak bizdeki Ege köylerinden de aşina olduğumuzu, gördüğümüz diğer Akdeniz ülkelerinde de benzer estetik unsurlara rastladığımızı anlatınca rahat bir nefes aldı.

  • Seramik ve çini kaplı duvarları ve bu kadar güzel desenli kaldırımları ise Portekiz dışında hiçbirimiz görmemiştik, görülmeli!
  • Grafitilerle boyanmış binalar ve dar sokaklar görülmeli.
  • Her fırsatta en tazesinden pastel de nata yenmeli (0,90 euro). Hamur işinde genel olarak iyiler; çeşit çeşit ekmekleri de oldukça lezzetli. Yerel restoranlarda yemekten sonra tatlı ve çay-kahve ikramı da var. Ne güzel bir benzerlik!
  • Meydan meydan gezilmeli; kaldırımların desenleri boyunca yürümeli, sahile inmeli
  • Hele ki bizim gibi hemen öncesine denk gelirseniz, her sene Haziran ayının ikinci haftasında, Lizbon’un koruyucu azizi Santo Antonio adına düzenlenen sokak festivali için haftalar öncesinden süslenmeye başlamış eski mahallenin, Alfama’nın rengarenk dar sokakları arşınlanmalı, çeşmelerinden su içilmeli
  • Gün içinde pek çok durakta rastladığımız ama vaktimizin yetmediği, turistik olarak da bilinen 28 numaralı tramvay hattında ile en az bir tur atılmalı, dere tepe şehrin en güzel sokakları, caddeleri bir de pencereden gezilmeli
Lizbon Rossio Meydanı

Lizbon Rossio Meydanı

Fado müziği için Portekiz’in milli tınısı denebilir. Okyanusa açılan balıkçıların, yeni dünyayı keşfe giden denizcilerin belki, özlemin, hasretin ezgisini gördüğümüz tüm Portekiz şehirlerin, köylerinin sokak aralarında, evlerin açık pencerelerinden dinledik. İlk gece ise Lizbon’da, Clube de Fado’da izlediğimiz sanatçılar ise gerçekten harika idi; önerilir! Birkaç gün öncesinden mail atarak rezervasyon yaptırmak gerekli ve ilk içecek dahil giriş ücreti olarak 15 euro ödedik. 

  • Gece otele dönüşte, Benfica, 2014 Premier lig şampiyonluğunu kutlarken biz de Lizbon sokaklarında idik!
  •  Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan, 16. yüzyılın başında inşa edilmiş Jeronimos Manastırı görülmeli ve Avrupa’nın en batısındaki farklı bir ülkenin estetik anlayışı doya doya görülmeli! Ziyaretten önce Kilise’nin gizemli tarihi hakkında araştırmak ve ziyaret saatlerini kontrol etmek faydalı. 
  • Belem’de sahile karşı çimlerde uzanıp güneşlenmeli; Pazar öğleden sonrasında panayır alanına dönmüş parkta, ortada kurulmuş sahnede konser veren gençler dinlenmeli ve doyasıya dans edilmeli!
  • Belem Kulesi’ne karşı batan güneş ışına sırtını verip Kule’nin eteklerine vuran dalgaların sesi dinlenmeli

Pazar günü tatilini sahil kenarında dinlenerek geçirmiş Lizbonlular, Pazartesi sabahında iş, okul yollarına düşmüş; şehrin caddeleri kalabalıklaşmışken biz Setubal’a ve Evona’ya doğru hareket ediyoruz.

Belem Kulesi, Lizbon

Belem Kulesi, Lizbon

18.05.2014

Derleme notlar:

  • Havaalanı Metro durağından Kırmızı hat ile son durak Sao Sebastiao’na yönüne veya mavi hat ile Baixa Chiado yönüne gidebilirsiniz.
  • Günlük kart: 4,60 euro (24 saat; only metro olabilir); 50 cent deposit, sonra yükleme yaparak kullan (max 20 euro).
  • Tram: electricos (duraktaki numarası yanında parantez içinde E yazıyor)
  • Tram 28: eski şehir ile yeni şehir arasında tam bir tur; son durağındaki mezarlık enteresan (+2 euro) [yellow bus: turistik tram]
  • Tram 15: Praca de Figueira’dan kalkan ve Praca de Commercio’dan geçer (yaklaşık yarım saat)
  • Avenida da Liberdade: lüks cadde – Bairro Alto ve Alfama tepeleri arasında kalıyor
  • Marques de Pombal  Meydanı (rondo): sütun var

Baixa Bölgesi:

  • Yeni şehir merkezi (Baixa Chiado – Baça diye okunur) trafiğe kapalı turistik cadde. “Aşağı şehir” de deniyor. Rua da Prata caddesini dik kesen sokaklarda mozaik (azulejos) kaplı duvarları olan evler var.
  • Rua de Ouro’nun sonundaki asansör ile (Elevador de Sanda Justa) Bairro Alto mahallesine çıkılabiliyor (gece yarısına kadar açık). Manzarası güzel, Baxia ve deniz. Bairo Alto tarafında, bitişikteki yapı şehrin en eski kiliselerinden 1329’da yapılmış Carmo Convent.
  • Bica finüküleri: Santa Catarina ve Bairro Alto arasında
  • Praça de Municipio: Belediye meydanı, City Hall var
  • Rossio meydanı: Eski şehir merkezi ve Rua Agusto (trafiğe kapalı turistik cadde)
  • Praça de Dom Petro IV (Rossio meydanı): 4. Petro meydanı, heykel ve iki barok havuz var; Tiyatro binası var.
  • Restauradores Meydanı: Dikilitaş var. Saray var.
  • Praça de Commercio: Meydana çıkış kapısı 1755 depremi anısına yapılmış. Kapının sağ tarafındaki heykellerden biri Marquis of Pombal’e, sol taraftaki heykellerden biri Vasco da Gama’ya ait. Meydanda Kral-at heykeli var.
  • Meydanı çevreleyen binalar hükümet binaları. Yüzünüz denize dönükken sağdan Belem’e, soldan Alfama’ya gidersiniz. Turistik tram (yellow bus) buradan hareket eder. Belem için tram 15’e bineceksiniz. Alfama için meydandan Tram 12’ye, veya yüzünüz denize dönükken meydanın sol köşesinden tram 28’e bineceksiniz. Alfama’ya yürüyerek de çıkabilirsiniz.

Bairro Alto bölgesi:

  • Küçük bir meydan var. Meydanın sağ köşesinden aşağı inince Rossio tren garı var. Şehrin en yüksek bir noktası olduğu için Restaurodores Meydanı’ndan Elevador da Gloria ile çık.
  • Rossio Tren Garının yanındaki ginja (vişne likörü) dükkânında Queijadas de Sintra pastası ye!
  • Gece kalabalık.
  • Rua Garrett, bölgenin en önemli sokağı. 120 numaralı “Cafe a Brasileira” tarihi bir cafe

Alfama bölgesi:

  • Castle of Saint George (Sao Jorge):  bu tepede, dar sokaklar ve çamaşırlı, çok küçük evler var.
  • Kale’ye çıkmak için: Tram 28 – Tram 12 – Otobüs 735
  • İsmi Arapça “al hamam”dan geliyor; Arap etkisi var. 1755 depreminde yıkılmayan tek bölge.
  • Casa dos Bıcos (Spike evi): Rua dos Bacalhoeiros bölgesinde. 1125 tane elmas şeklindeki taşlarla yapılmış, 16. yy
  • Lizbon Katedrali (Santa Maria): Kaleye çıkarken sağ tarafta

Graça bölgesi:

Kale yolunda, kaleye sapmadan tram yolundan çık.
Santa Engracia Church ve yanında bir bit pazarı var.
Graça Church önündeki kafe güzel, kaleyi görüyor.

Moorish bölgesi (Sintra):

  • Eski tren istasyonu – Kale

Belem bölgesi (Bethlehem): 

  • 25 Nisan Köprüsü Okyanus’a yakın; şehrin batı yönünde, Tagus nehrinin kuzeyinde
  • Köprü, San Fransisco’daki Golden Gate Bridge’ı yapan firma tarafından 1966’da yapılmış, 1999’da da trenlerin geçişi için tren platformu ilave edilmiş. Köprüye ilk olarak 1974’e kadar faşist diktatör Salazar’ın ismi ile verilmiş, devrilmesi sonrasında, o günün tarihi ile anılmaya başlanmış.
  • İgreja de Sao Vicente de Fora (Sao Vicente de Fora Kilisesi): La Fontaine masallarından mozaikler var.
  • Torre de Belem (Belem Tower): Belem Kulesi
  • Tek/bir başına olan bir burçtur burası. İçinden kuleye çıkabilirsiniz. Nehrin ağzında yapılmış, Lizbon’un savunmasına dönük bir kuledir bu. İçinde toplar vardır. Lizbon’un Boğaz girişi olarak düşünün. 30 metre yüksekliğindedir. Bir şehir efsanesi vardır; güya Tower Tagus nehrinin ortasında yapılmıştır, ama 1755 depreminden sonra nehir rotasını değiştirmiştir ve Tower nehrin kenarında kalmıştır. Tarihçiler bunun doğru olmadığını, Tower’ın küçük bir adacık üzerine inşa edildiğini söyler.
  • Padrao dos Descombrimentos: Kaşifler Anıtı (içinde asansör var)
  • Heykelin yeri, tam da Tagus Nehri’nin Atlas Okyanusuna döküldüğü yer. Portekizli denizcilerin dünyayı keşfe çıktıkları yeri temsil ediyor 15-16 yy denizcilerinin figürlerinden en bildiklerimiz Vasco de Gama ve Macellan.
  • Jeronimos Manastırı: Girişte solda Vasco da Gama’nın mozolesi var.
  • Pasteis de Belem (Antiga Confeitaria de Belem): Nata (geleneksel tart)

Yemek:

  • Codfish (morina balığı): milli balık
  • Tavares Rico: Rua da Misericordinal, no:35-37 – 1784 tarihli restoran
  • A Licorista E O Bacalhoeiro: Rua Agusto’da (yüzünü denize doğru dön) sağdan bir sokak paralelinde, Rua dos Sapateiros sokağının hemen başında (saat 10-15 ve 19-22 arasında açık)
  • Turism information: Rua Agusto’nun sonuna doğru bir yerde