İstanbullu bir insanın Ege kıyılarında ilk farkettiği, bu kıyılarda yaşayan insanlara sirayet etmiş rahatlık olacaktır. İstanbul’da iken kılcal damarlarımızda bile hissettiğimiz yüksek tansiyon, İzmir’e gelince yerini trafik ışıklarının uzunluğuna bırakır. Yaya şeridine ilk adımını yeşil ışık yandıktan sonra atan İzmirli karşı kaldırıma kadar atacağı toplam on adımı ancak kırmızı ışığın sinyaline denk getirir bir sükunetle karşıya geçer. Araçtaki İstanbullu bir gözü ile ışığın değişmesini beklerken diğer yandan neden bu kadar uzun sürebildiğini anlayamaz: haydi, haydi, haydi!

Manisa’yı geçip İzmir şehir merkezine doğru ilerlerken Ege Üniversitesi kavşağında direksiyonu Bornova’ya doğru kırıyoruz. Harita üzerinde keşfettiğim, Gençlik Caddesi’ni kesen bu sokaklarda Cumhuriyet öncesi ve sonrası yaşamış Levanten ailelerin bahçeli evleri ve köşkleri yer alıyor. Bunların kimisi bugün restore edilip farklı amaçlarla kullanılıyorken kimi ise yüksek duvarları arkasında kaderlerine terkedilmiş. Yakın dönemlerde inşa edilmiş olmak ile birlikte, genel olarak görünüşleri Kemeraltı‘nın arka sokaklarındaki tarihi mimariden farklı görüyorum.

Aracımızı sokak başında parkedip yüksek duvarları aşan yeşilliklerin ve mis gibi kokan çiçeklerin arasında sokak boyunca yürüyor, ışıl ışıl bir Cumartesi sabahına günaydın diyoruz.

Arkas Sanat Merkezi - Santa Maria - 1480’de yapılan Santa Maria Kalyonu 22,6 metre (74 ft) boyunda ve 40 mürettebatlı. Kristof Kolomb’un 1492 yılında yaptığı ilk transatlantik yolculuğunda kullanılan üç gemiden en büyük olanı idi. Seferin amiral gemisi olarak kullanıldı.

Arkas Sanat Merkezi – Santa Maria – 1480’de yapılan Santa Maria Kalyonu 22,6 metre (74 ft) boyunda ve 40 mürettebatlı. Kristof Kolomb’un 1492 yılında yaptığı ilk transatlantik yolculuğunda kullanılan üç gemiden en büyük olanı idi. Seferin amiral gemisi olarak kullanıldı.

1800’lü yıllarda inşa edilmiş ve 2012 Mayıs’da restore edilerek ziyarete açılmış Arkas Deniz Tarihi Merkezi Müzesi, günün ilk durağı.

Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’ın ailesinin de bir dönem konut olarak kullandığı 3 katlı müze-evde, Arkas’ın bir ömür boyunca topladığı gemi maketleri, tablolar ve gemi antikalarından oluşan koleksiyonun bir bölümü sergilenmekte.

Müze açılışındaki bir röportajında, koleksiyondaki 400 adet gemi maketini sayısının yıldan yıla arttığını anlatan Arkas, bu alanda çok az usta olduğundan ve bir ustanın bir maketi ortalama altı ayda tamamladığından bahsetmiş.

Sekstant - Herhangi iki madde arasındaki açıyı veya gök cisimlerinin görünen ufuktan olan yüksekliklerini ölçerek mevki bulmakta kullanılan, astronomik ölçüm yapan bir denizcilik aletidir. Denizciliğin eski çağlarından beri kullanılmakta olan bu seyir aleti bugünkü şekline 18. yüzyıl ortalarına doğru denizciliğin okyanuslara açılması ile kavuşur. Günümüzün modern uydu seyir cihazlarının yaygınlaşması ile önemini yitirmiş olmasına karşın, gemilerde bulunma mecburiyeti hala yürürlükte olan bir alettir.

Sekstant – Herhangi iki madde arasındaki açıyı veya gök cisimlerinin görünen ufuktan olan yüksekliklerini ölçerek mevki bulmakta kullanılan, astronomik ölçüm yapan bir denizcilik aletidir. Denizciliğin eski çağlarından beri kullanılmakta olan bu seyir aleti bugünkü şekline 18. yüzyıl ortalarına doğru denizciliğin okyanuslara açılması ile kavuşur. Günümüzün modern uydu seyir cihazlarının yaygınlaşması ile önemini yitirmiş olmasına karşın, gemilerde bulunma mecburiyeti hala yürürlükte olan bir alettir.

Sadece meraklı bir kişi olarak bile yaklaşık bir saatte gezebildiğim müzede, eğer denizcilik tarihi ile ilgili iseniz, tüm detayları keşfetmeniz birkaç saatinizi alabilir. Coğrafi keşiflerin, dönüşen ticaretin ve dünya savaşlarının denizcilik tarihi, sosyal hayat ve sanat üzerindeki etkileri, MÖ. 10. yüzyıldan günümüze kadar geçen çağlar boyunca yaşanmış teknolojik gelişmeleri ortaya koyan gemi maketlerindeki detaylar görülmeye değer.

Merkezi sadece Salı, Perşembe ve Cumartesi günleri saat 10:00-18:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Rehberli tur için rezervasyon yapılması isteniyor: 0232 342 10 11.

tarihi d'Andria evi ve bahcesi

tarihi d’Andria evi ve bahçesi

Bahçe kattan dışarı çıkarken, içinizde bir eksiklik hisseder, keşfetmeye doyamaz iseniz Alsancak’daki Arkas Sanat Merkezi’ne de gitmelisiniz! Yine bir tarihi binada hizmet veren Merkezde dönem dönem değişen sergiler de yer almakta. Geçtiğimiz sene, Pitoresk İstanbul’a benzer şekilde, İzmir’e gelen sanatlı seyyahların eserlerini konu alan bir serginin de burada açıldığını hatırlıyorum.

80. Sokak’da yürüyor ve köşeye geldiğimizde cıvıl cıvıl kuş seslerinin geldiği bahçeyi, Andria Evi’ni görüyoruz. 1830 yıllarında Zipcy ailesi tarafından Arapkirli Sokak (bugünkü 80. sokak)’da inşa edilmiş köşk, daha sonra uzun yıllar Richard Mattheys ve ailesi tarafından kullanılmış. 1928 yılında Charles Balladur’a satılan ev miras yolu ile d’Andria ailesine geçmiş. Yeni sahip Raymond d’Andria İstanbul’a taşınmasından hemen öncesinde köşkü bir Türk’e satmış. Restorasyon projesi tamamlanmış tarihi köşk, günümüzde kafe olarak kullanılmakta.

 

Andria Evi'nde sabah kahvesi

Andria Evi’nde sabah kahvesi

İzmir ve çevresinde yaşamış Levanten ailelerden gelen mektupları ve haberleri de içeren İngilizce bir blog sayfasında, dönemin gelişmelerine, evlerin ve ailelerin geçmiş zaman fotoğraflarına ulaşabilirsiniz.

Internette araştırırken farkettiğim, “Eski İzmir Konakları” isimli bir fotoğraf yarışmasında İzmir’in tarihi konaklarının derece almış fotoğraflarını siz de buradan görebilirsiniz. Andria Evi veya Birgi Çakırağa Konağı gibi tarihi yapılar, yeni keşiflere ilham verebilir!

Köşkün verandasında verdiğimiz kahve molasının ardından İzmir’e doğru yolculuğumuza devam ediyoruz.

18 Mart 2017