Aizanoi Antik Kenti, Kütahya şehir merkezine yaklaşık 50 km mesafede yer alıyor. Antik kente ulaşmak için Kütahya-Uşak karayolu üzerinde Çavdarhisar merkezine varmadan, kahverengi tabela yönüne sapıyoruz. 

Bu topraklar üzerinde tespit edilmiş yerleşik yaşam izleri günümüzden 5 bin yıl öncesine dayanıyor.

M.Ö. 3000’li yıllarda Anadolu’nun kadim ana tanrıçası Kibele (Kybele) adına kurban ve adak törenlerinin yapıldığı söylenen Meter Steunene kutsal alan kalıntısı Kocaçay kıyısında görülebilir.

M.Ö. 133’den itibaren Roma İmparatorluğu’nun egemen olduğu topraklarda Helenistik dönemde farklı devletler hüküm sürmüş.

Roma döneminde verimli topraklarda tahıl ekilmiş, şarap ve yün üretimi yapılmış. Günden güne zenginlemiş şehirde, M.S. 2. yüzyılda, antik kentte 100 bin kişinin yaşadığı tahmin ediliyor. Bugün, antik kent kalıntıları arasında gördüğümüz çoğu kalıntı da imar faaliyetlerinin arttığı, bu zengin döneme tarihleniyor.

Şehir, 7. yüzyıldan sonra önemini yitirmiş ve terkedilmiş. 13 yüzyılda Çavdar Türkleri’nin göç edip yerleşmesi ile bölge “Çavdarhisar” olarak anılmaya başlıyor.

Aizanoi kenti, 1824 yılında Avrupalı gezginlerce yeniden keşfedilmiş ve on yıllar içinde Avrupalı akademisyenler tarafından tarihteki yeri tespit edilmiş. 1926’de Alman heyet tarafından ilk kazma vurulmuş ve 1970’den itibaren düzenli olarak kazılmış. Günümüzde de devam eden arkeolojik çalışmalar, 2011 itibari ile Pamukkale Üniversitesi liderliğinde yürütülüyor.

Efes, Bergama, Side gibi önemli kentler ile çağdaş olan Aizanoi Antik Kenti 2012 itibari ile Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almakta.

– – o – – 

Antik kentte gün yüzüne çıkarılmış kalıntılar arasında Macellum, Zeus Tapınağı, Tiyatro ve bitişik nizam inşa edilmiş stadyum (ki 15bin kişi kapasiteli), İki hamam, sütunlu cadde, Kocaçay üzerinde ikisi de ayakta kalmış iki köprü, İki agora, Gymnasium, Meter Steunene kutsal alanı, mezarlıklar ve su yolları sayılmakta. Tüm bunları görebilmek isterseniz geniş arazide yürüyerek gezip keşfetmenizi öneririm.

Ana yoldan saptıktan sonra, kasaba ile iç içe kalmış binlerce yıllık taşları ve sütunları görerek ilerliyoruz. Yıkıntılardan taşınan taşlar ile inşa edilmiş bu taş evlerin çoğu 1970 Gediz depremi (7,6) ile zarar görmüş ve terkedilmiş.

Macellum ve Sütunlu Cadde:

2. yüzyıla tarihlenmiş ve dünyanın ilk borsalarından birisi olarak tarif edilen Macellum çevresinin kazılarak araştırmaların ilerletebilmesi için bölgede kamulaştırma yapılmış. Anlaşılan bu evler de yakında yıkılacak! Hemen yol kenarındaki bilgi panosunda kalem kalem listelenmiş olan ürünler ve fiyatlar, 301 yılında Roma İmparatoru tarafından ilan edilerek Macellum duvarlarına kazınmış.  Yüksek enflasyona karşı verdiği ekonomik mücadele ile tanınan imparatorun uygulamaları ve neticeleri hakkında bu blogu önerebilirim.

Antik Liman’dan Macellum kalıntılarına kadar devam ettiği belirlenmiş Sütunlu Cadde’den günümüze ulaşmış birkaç adet sütun görüyoruz. Bu parçalar, depremde yıkılmış ilkokulun bahçesinde bulunmuş ve 5. yüzyıla tarihlenmişler. Mermer sütun başlarının, henüz bu cadde kurulmadan 4 asır daha öncesinden, Tanrıça Artemis adına yapılmış bir tapınaktan devşirildiği görülmüş. Galeri boyunca açığa çıkarılmış heykeller Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

https://www.instagram.com/p/B2dodMag6xI/

Aizanoi Zeus Tapınağı:

Tapınağın sütunları arasında dolaşmaya başladığımızda yakından gördüğümüz yekpare surlar oldukça etkileyici ve fotojenik! Bu tapınak, Anadolu’daki en iyi korunmuş Roma dönemi tapınağı olarak anılıyor. Pseudodipteros planlı mimarideki sütunlu yapısı ile tek örnek olarak biliniyor. Yapımına, 2. yüzyılda İmparator Hadrian zamanında başlanmış ve inşaat maliyeti tapınak arazisinin kiraya verilmesi ile karşılanmış.

Kiracılar başta ödeme yapmaya yanaşmamış ve  İmparator ile kent konseyi arasında yazışmalar yapılmış. Konu o kadar önemli hale gelmiş ki, tapınağın özel olarak hazırlanan bir bölümünde yazıt olarak kaydedilmiş.

Tapınağın etrafını gezerken duvarlar üzerinde çöp adamlar, atlılar ve faklı savaş sahnesi çizimleri görülüyor. O sırada, sonradan yapılmış olduğu belli bu karalamaları tahribat olarak yorumlamıştık. Haklıydık ancak birkaç yüzyıl fark ile! Bu çizimler, 13. yüzyılda, tapınağın çevresindeki surlarda yaşamış Çavdar Türklerine aitmiş. Onların günlük yaşamını, savaşlarını, avlanmalarını ve hatta şenlikleri anlatıyormuş. Tapınağın iç ve dış cephesinde 400 kadar çizim tespit edilerek incelenmiş.

Orjinaline uygun şekilde restore edilmiş ahşap merdiven ile tapınağın alt katına iniyoruz. Burası bir zamanlar kehanet merkezi ve depo olarak kullanılmış.

Bu galeride, özellikle antik kentin stadyumunda dövüşmüş gladyatörlerin mezar taşları ilgilimizi çekiyor. Gladius, Latince kılıç ve Gladiator ise kılıç ustası anlamlarına geliyor. Aizanoili gladyatörler mücadele ettiği kumlu zeminde ayakkabı veya sandalet giymez sadece ayak bileklerini destekleyen kısa tozluklar kullanırmış. Gladyatör “Retiarius” görmeyi ve işitmeyi zorlaştırdığı için miğfer kullanmamış. Sadece kasık kuşağı ve geniş bir kemer takar. Kılıç ve kalkan ile ağır silahlanmış başka bir gladyatör “Secutor” ile mücadele etmiş.

Roma İmparatorluğu’nun Doğu-Batı olarak bölünmesi ile Doğu Roma toprakları Bizans hakimiyetine geçer. Bizans İmparatoru’nun Hristiyanlığı kabul etmesi sonrasında da antik tapınak kilise olarak kullanılmaya başlar. Haç motifleri ve Latince yazılmış dualar görmek mümkün.

Antik Roma döneminde, tapınak girişinde Zeus için açılmış sunağın Bizans döneminde fırına çevirilerek ekmek pişirildiği tespit edilmiş.  

Bugün, tapınağın ön tarafında sergilenen ve antik kentin bir simgesi durumuna gelmiş kalıntı üzerindeki motifte bir kadın, dallar ve yapraklar arasında görülüyor. Bu kadının Meter Steunene (Roma dönemi söylenişi ile) olduğu ve tapınağın hem Zeus’a hem de Kibele’ye adanmış olabileceği düşünülmüş. Farklı araştırmalarda ise, bunun söz konusu olamayacağından bahsedilmiş.

Bilinen o ki, esasen tapınağın üstündeki bir alınlığın parçası olan bu büst, depremler neticesinde yere düşmüş ve bugünkü yerine yakın bir yerde bulunmuş.

Aizanoi Penkalas Projesi:

Hazırlıklarına 2012 yılında başlanmış proje ile, antik çağda şehir için önemli bir ulaşım yolu olmuş Kocaçay’ın (antik ismi ile Penkalas) su seviyesinin yükseltilmesi için çalışılıyor. Böylece geçmiş binyılların ardından, üzerinde yeniden kayıkların yüzdürülmesi mümkün olacak. Proje tamamlandığında, çevresindeki ticari iş hacminin artması ve sosyal hayatın gelişmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda, su yatağı araştırılmış ve yaklaşık bin parça tarihi eser su yüzüne çıkarılarak envanteri çıkarılmış.

Okuduğum kadarı ile Kocaçay üzerindeki beş Roma dönemi köprüsünün restorasyonu tamamlanmış. Ancak biz bugün yol üzerinde, kullanıma kapalı olan bir tanesini uzaktan görebildik. Bu anlamda, bölgeyi yürüyerek keşfetmek daha avantajlı olabilir.

Aizanoi Antik Tiyatro

Aizanoi Antik Tiyatro

Antik Tiyatro ve Stadyum:

Bütünleşik şekilde inşa edilmiş mimarinin dünyada tek örnek olduğu düşünülüyor. Vakti ile gladyatörlerin mücadele ettiği arena kalıntıları arasından yürüyüp antik tiyatro kapısına çıkıyoruz. 

Hamamlar:

Stadyuma giderken gördüğümüz ilk hamam kalıntısını geziyoruz. Bu sene yapılan çalışmalarla tespit edildiğini okuduğum soğuk su havuzunun zemini kum ile örtülmüş. Belli ki soğukluk, sıcaklık ve giyinme için farklı odalar mevcutmuş.

Mezar taşları ve semboller:

Bu kadar uzun süre yaşanmışlığın olduğu topraklarda mezar taşlarındaki işçilik ve semboller ayrı ayrı önem taşıyor. Müze girişinden itibaren, tapınağın karşı tarafında sergilenen mezar taşlarını birer kitap gibi okumaya çalışıyoruz. Taşların yanlarında bilgilendirme panolarını da okuyoruz ama aklımızdaki deli sorular peşimizi bırakmıyor. Ören yerinden ayrılmak üzere iken tanıştığımız ve kazı alanında görevli bir rehber tüm sorularımızı yanıtlıyor.

Taşlar genellikle üçgen alınlıklı, Frig tipi ve Suriye tipi olarak ayrılıyor.

Mezar taşları üzerindeki motifler toplumların yaşam şekilleri, meslekleri, maddi durumları, gelenekleri ve ahiret inançları gibi pek çok konuda bilgi veriyor. Aizanoi’de tespit edilen mezar taşları arasında avukatlık, noterlik, öğretmenlik, bekçilik ve hekimlik gibi mesleklere rastlanmş.

Frig tipi kaya mezar taşlarında üçgen ve Suriye tipi alınlık modelleri görüyoruz. Bu farklı modeller öncelikle mezarın tarihini ele veriyor. MS 2. yüzyıl öncesinde Suriye tipi alınlık yaygın imiş.

Suriye tipi alınlık modeli ilkin Suriye bölgesinde kullanıldığı için bu ismi almış ve yarım daire çevresindeki üç katmanlı işlemesi ile dikkatimizi çekiyor.

Genellikle alınlık içine işlenmiş vazo, çiçek veya tarak motifi kadını; kartal, aslan veya boğa motifi erkeği sembolize ediyor. Eğer, mezar sahibi kadın savaşçı kişiliğe sahip ise alınlıkta dişi bir aslan motifi görmek de mümkün!

Alınlıkta göz figürü de yaygın kullanılmış. Buradaki göz veya medusa figürlerinin mezar sahibini ve ahir hayatta kullanması için beraber gömüldüğü değerli eşyalarını koruyup kolladığına, kötü niyetli ziyaretçileri lanetlediğine inanılıyor.

Kaya mezarlarının kapı şeklinde işlenmiş olması pagan inancındaki ahiret ve ölümden sonraki hayata işaret ediyor. Kapı üzerindeki kapı tokmağı, anahtar deliği gibi figürler de net olarak işlenmiş.

Mezar taşı ne kadar büyük ve heybetli ise, mezar sahibinin o kadar zengin ve varlıklı bir aileye mensup olduğu anlaşılabilir.

Aizanoi Amazonlar Lahdi:

Aizanoi’nin bilinen en popüler mezar yapısı ise bir Amazon kadınına ait. 1990 yılında antik kentte izinsiz kazı yapan define avcıları tarafından bir bölümü parçalanarak açığa çıkarılmış. Daha sonra akademisyenler tarafından kazı yapılarak lahit kurtarılmış ve tamamı gün yüzüne çıkarılmış. Günümüze ulaşmış tek Amazon Lahdi olarak biliniyor. Lahdin üzerindeki figürlerde Greklerin amazonlarla savaşı anlatılmakta imiş.

Samsun bölgesi ile anılan Amazon kadınlarının, Hitit topraklarına yaptıkları akınlar sırasında buralara kadar gelmiş olduğunu düşünebiliriz.Lahit meşhur Afyon mermeri (Dokimaia Antik Kenti) ile yapılmış ve bugün Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmekte imiş. Alacaklıyız!

Aizanoi Gladyatör mezar taşı

“Bu mezar taşı ağ, hançer ve üç dişli mızrak kullanan Retiarius isimli gladyatöre aittir. Sadece kasık kuşağı ve geniş bir kemeri beline takarak mücadele etmiştir.”

15.09.2019