Doğu Karadeniz gezimizin beşinci gününde, Çoruh Nehri Vadisi’nde ilerlemeye devam ediyoruz. İlk molayı, Artvin Yusufeli ilçesine bağlı İşhan Köyü’nde veriyoruz.

Köye vardığımızda ilk önce Gürcü dönemi mirası İşhan Manastırı’nı ziyaret ettik.

Sonrasında köy sokaklarında dolaşıyoruz. Yaşlılarla sohbet edip bahçelerden meyve aşırma hevesindeyiz. Köy sokakları oldukça sakin görünüyor. 

İşhan’daki çoğu kadın öğle saati olmadan komşu köydeki düğüne, erkekler de bağlıklara, seralara çalışmaya gitmiş. Köyde kış hazırlıkları başlamış. Köy evleri arasında kalmış boş alanlarda örtüler serilmiş, türlü türlü meyveler, kızılcıklar, elmalar, erikler kurumaya bırakılmış.

Temel amcaya evinin önündeki divanda oturmuş bahçede koşturan iki torununu seyrederken rastlıyoruz. Bizi gören gelini de işini bırakıp yanımıza geliyor ve sohbet ediyoruz. Bugün komşu köyde düğün varmış. Temel amcanın eşi Fadime teyze de düğüne gitmiş. Temel amca, dokuz çocuğunun annesini “beli eğrildi, çirkinledi” diye anlatıyor. Temel amca bize eşini çekiştirirken gözlerinin içi gülüyor.

Temel amca beş yaşında iken öksüz kalmış ve okula gitmemiş. Çocukken okul çantası, ayakkabısı yok diye utanıyormuş, akşama kadar ağaç dibinde oturup eve dönüyormuş. Kız kardeşini ise yedi yaşında geldiğinde valiye evlatlık vermişler. Kardeşi yeni ailesiyle Ankara’ya taşınmış. Büyüdüğünde doğduğu köye bir kez gelmiş, görüşmüşler. Çok zaman olmuş.

– – o – –

Bahçeler arasından geçip iki katlı bir evin avlusuna çıkıyoruz. Bizi alabalık bir aile karşılıyor. İstanbul’dan, İzmit’den ve Almanya’dan çocuklar torunlar toplanıp bir araya gelmişler. Evin annesi kış hazırlıklarının peşinde koşturuyor. Birkaç kuşaktır bu köyde yaşamakta olan aileye tarihi manastırı ve Gürcüleri soruyoruz. “Köyümüzde Gürcü yok, kiliseyi ziyaret için gelip giderler.” diye anlatıyorlar.

Çoruh Vadisi boyunca devam eden Deriner Barajı inşasında su tutulmaya başlanmış ve yol boyunca terkedilmiş köyler görüyoruz.

Çoruh Vadisi boyunca devam eden Deriner Barajı inşasında su tutulmaya başlanmış ve yol boyunca terkedilmiş köyler görüyoruz.

İşhan Manastırı’nın yılda ortalama 5000 ziyaretçisi oluyormuş ve önceki seneye kadar gelenlere makbuz kesiliyormuş. Bu sayede köye de bir gelir kalıyordu, diye anlatıyorlar.

Biz bu sabah kiliseyi gezerken herhangi bir kayıt işlemi olmadı ve kimse tarihi kalıntılar arasında ne yaptığımızı sormadı. İşhan Manastırı, Osmanlı’nın bölgeyi ele geçirmesinin ardından cami olarak kullanılmaya başlanmış. 1983’de Erzurum – Kars merkezli meydana gelen 6.9 büyüklüğündeki depremde zarar gördükten sonra ise kaderine terkedilmiş.

İşhan Köyü’nün rakımı yaklaşık 1000 metre ve ılıman iklimi meyve sebze yetiştirmek için oldukça uygun diyorlar. Çocukluğumuzda çok daha fazla meyve olurdu, kamyon kamyon taşınırdı, diye anlatıyor. Şimdilerde, bağlık denen köyün alt tarafında meyvecilik ve seracılık yapılıyormuş. Köyün geçim kaynakları da çok daralmış. Köylü gelir elde etmekten ziyade ancak kendine yetecek kadar sebze meyve üretiyormuş. Az sayıda ailenin küçükbaş – büyükbaş az sayıda hayvanı varmış. Köyde geçim kapısı kalmadığı için gençler köyü terk etmiş. 

Bugün köyde yaklaşık 150 hane ve 300 kişi yaşıyormuş. Gençler terk edince geriye yaşlılar kalmış. Köydeki ilkokulda yıllar önce 300 öğrenci varken günümüzde sadece 10 öğrenci kalmış. Yaz başında denetimegelen müfettişler “Alanbaşı ve İşhan önemli köyler, buralardaki okulları kapatamayız” demişler. Ancak, çocuk sayısı azaldığı için ve 4+4+4 eğitim modeline geçiş yapıldığında, 4. sınıftan büyük çocuklar ancak taşımalı sistem ile eğitimlerine devam edebilecekmiş.

Ege’de ve Trakya’da gezdiğimiz çoğu köyde de aynı ihtiyaçları dinlediğimizi hatırlıyorum.

Çoruh Vadisi eteğindeki bir köy evinin çardağından panoramik manzara

Çoruh Vadisi eteğindeki bir köy evinin çardağından panoramik manzara

İşhan Köyü’nden ayrılıyor ve Çoruh Vadisi boyunca devam ediyoruz. Deriner Barajı inşası nedeni ile eteklerinde su toplanmaya başlamış bir köyün manzarasından çok etkileniyor ve burada bir saat kadar mola veriyoruz. Köy evinin bahçesindeki asma çardağın altı uçurum! Evin bahçesine doğru ilk adımı atarken hayli çekingen olsak da sonrasında sesimizi duyup gelen çocuklar ile endişemizin boşa olduğunu anlıyoruz. Çardağın altında kurulmuş salıncakta sallanıyor ve manzarayı seyrediyoruz. Manzarayı seyrediyor ve çocuklarla salıncakta sallanıyoruz. 

Gün batımında Şavşat ovalarında olabilmek üzere yolculuğumuz devam ediyor. 

22.08.2012