Sakin şehir Gerze’de konaklamadan yola devam ediyor ve akşam üstü Samsun Bafra merkezine varıyoruz. Batı Karadeniz rotamız üzerinde Samsun’un batı bölgesinde iki gün geçirmeyi ve iki farklı noktada kamp kurmayı planlıyoruz.

Bafra’da tarihi bir konakta hizmet veren Aslanlı Konak Restaurant’da akşam yemeğimizi yiyor ve uygun bir kamp yeri bulmak için Kızılırmak Deltasına doğru gidiyoruz. Bafra çıkışından itibaren yol boyunca asılmış tabelalarında pek çok farklı bir tür kuşun tanıtımı yapılıyor.

“Kızılırmak Deltası Sulak Alan ve Kuş Cenneti” bölgesi 2016 yılında Unesco Dünya Doğal Mirası Geçici listesine alınmış ve 2018 itibari ile kalıcı listeye geçmek için gerekli başvuru aşamalarını tamamlamış.

Ziyaretçi Merkezi önündeki bilgilendirme panosunda gördüğüm bir soru ilgimi çekiyor!

Kızılırmak Deltası neden bir kuş cennetidir?

Acaba, yer yüzündeki tüm deltalar aynı zamanda kuş cenneti midir?

Kızılırmak’ın Karadeniz ile buluştuğu bu delta Anadolu’nun en verimli doğal alanlarından bir tanesi ve Karadeniz’i aşarak göç eden pek çok kuş türü için hayati önem taşıyor. Tüm dünyada nesli tehlike altında olan 24 kuş türünün 15 tanesi Bafra semalarında süzülüyor, uzun göç yolculuğu için hazırlanıyor, dinleniyor, besleniyor ve korunuyor imiş. Hatta bir bölümü tüm sene burada yaşıyormuş. Kuşların yanı sıra çok sayıda yılkı atı ve manda da burada yaşıyor. 

Uluslararası kriterlere bakılırsa, bir bölgede 140’a yakın yelkovan kuşunun veya 600 adet küçük martının görülmesi bu bölgeyi Uluslararası önemli kuş alanı olarak kabul etmeye yeterli imiş. Bulunduğumuz Kızılırmak Deltası’nda tespit edilen yelkovan kuşu sayısı 1000’e yakın ve küçük martı sayısı da 40 binden fazla imiş!

Su kuşlarının dünya üzerinde üç farklı göç yolu var ve bir tanesi de Kızılırmak Deltası üzerinden geçmek! Hali ile Kızılırmak Deltası dünyadaki çeşitliliğin önemli bir bölümü için önemli bir üreme merkezi olarak düşünülebilir.

Kızılırmak Deltası'nın evsahibi mandalar bahar ve yaz aylarında özgürce dolaşıp otluyor

Kızılırmak Deltası’nın evsahibi mandalar bahar ve yaz aylarında özgürce dolaşıp otluyor

Benim için ise, yılın bu mevsiminde deltanın her yerinde özgürce dolaşan mandalar bölgeyi unutulmaz kılıyor. Sıcak havanın da etkisi ile her su birikintisinin içinde serinleyen veya tüm gece çadırın etrafında otlayan mandalar görmek mümkün. Ortam bu kadar sıcak ve nemli iken sivrisinekleri de hafife almamak lazım tabi!

Planımız, delta içinden geçip Galeriç Longozu’na (subasar ormanı veya Yörükler Longozu) devam etmek ve burada kamp kurmak idi. Bu longozun fotoğraflarını aylar önce bir Atlas dergisinde görmüştüm. İğneada’da olduğu gibi longozda da keyifli bir kamp yapmayı hayal etmiştim.

Yolun devamını, Kuş Cenneti içindeki köy yollarından devam ederek ulaştığımız Doğanca Ziyaretçi Merkezi önünde nöbet tutan Jandarma ekiplerine soruyoruz. Meğer, delta ile longoz arasındaki sahil yolu Temmuz 2018’de Valilik kararı ile kapatılmış! Kamp yapmak istediğimizi ve önerebilecekleri başka bir yer olup olmadığını sorduğumuzda, bize denize doğru devam etmemizi ve ileride ateş yakmak ve piknik yapmak yasak olduğu için rahatça konaklayabileceğimizi söylüyor.

Toprak üzerinde ateş yakma taraftarı değiliz ve çok zorda kalmadıkça da yakmıyoruz.

Bafra Kızılırmak Deltası kampı

Uzun bir günün sonunda, güneş batmadan kamp yerini belirlemeliyiz. Çevrede biraz dolaşıyor ve kesinlikle bir mesire yeri olmayan, çevredeki köylülerin hayvanlarını otlamak için saldıkları bu bölgenin pisliğine hayret ediyoruz. Hal böyle iken, doğanın korunabilmesi için alınmış yasak kararına hak veriyoruz!

Bulabildiğimiz en uygun düzlükte mıntıka temizliği yapıyor ve çadırımızı kuruyoruz. Tam karşımızda batan güneşin kızıllığı yavaş yavaş silinirken yuvalarına uçan türlü türlü kuşun görüntüsü ve sesleri anlatılamayacak kadar güzel! Gökte hızla yükselen dolunay ışığında biraz sohbet ettikten sonra oturduğumuz yerde göz kapaklarımız düşüyor.

Çadırın içine giriyoruz ama hem nemli havanın sıcağında hem de dolunayın aydınlığında uyuyabilmek ne mümkün!

Dön o yana, dön bu yana derken tam dalmışım ki, garip bir homurtu ile uyanıyorum. Ne garip sesler duyuyorum öyle, sanki iki yaşlı adam çadırın dibinde homurdanıyor. Uyku sersemi, çadırın ön tarafında dolunayda uzayan gölgelerini farkediyor ve homurtularına anlam vermeye çalışıyorum. Haşur huşur sesleri geliyor sonra, sanki biri çim biçme makinasını çalıştırdı!

“Uyu, uyu, mandalar otluyor!”

Uyumuşum. Sabah olup da uyandığımızda,  çadırdan çıkmadan önce ilk iş pencerelerden etrafta manda olup olmadığını kontrol ediyorum.

Güneşli bir sabaha uyandık. Biz sofrayı kurarken az ilerimizde bizi seyreden mandalar, bir süre sonra uzaklaşıyor ve biz de rahat rahat kahvaltı ediyoruz. Bugün, Bafra içinde dolaşacak ve tekrar dağlara çıkacağız; sahil çok sıcak!

Biz kahvaltı sofrası kurarken merak gözler de bizi seyrediyor

Biz kahvaltı sofrası kurarken merak gözler de bizi seyrediyor

Kızılırmak’ın Karadeniz ile buluştuğu noktada birkaç fotoğraf çekip Ziyaretçi Merkezi’ne geri dönüyoruz. Kafeteryada manda kaymağından yapılmış dondurmanın tadına bakıyoruz. Tadını biraz AOÇ (Atatürk Orman Çiftliği) dondurmasına benzetiyorum, ama çok daha şekerli.

Bölgede bisiklet ile gezebilir veya Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Ziyaretçi Merkezi ile longoz (Yörükler Köyü) arasında hizmete verilmiş turlarına ücretsiz katılabilirsiniz. Tur güzergahı 29 km olarak belirlenmiş ve yaklaşık 2 saat sürüyor. Bu güzergah üzerinde yer alan İkiztepe Höyüğü’nden çıkarılmış çeşitli antik buluntular Bafra Müzesi’nde sergilenmekte.

Bafra Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi

Sıcak havadan yorgun düştüğümüz ve kuş gözlemek için uygun bir mevsim olmadığı için ücretsiz tura katılmak yerine rota planına sadık kalmaya karar veriyoruz. Bölgeyi ziyaret etmek için, iklimin daha ılıman olduğu ve kuşların yoğun olarak göç ettiği bir sonbahar ayı daha uygun olabilir. Yanınızda gözlem için dürbün ve fotoğraf çekmek için uygun objektifler getirmelisiniz.

Bafra merkezinde Bafra Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi’ne gidiyoruz. Restore edilmiş tarihi bir konakta hizmet veren müze, Pazar günü hariç her gün 08-12 ve 13-17 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Günümüzden binlerce yıl önce (Tunç Çağı, MÖ 3200- 2100) insanlardaki kötü ruhları dışarı çıkarmak için beyin ameliyatı yapıldığını ve İkiztepe Höyüğü’nde yapılan kazılarda bulunmuş ameliyatlı bir kafatasının bu müzede sergilendiğini biliyor muydunuz?

Bafra da yakın coğrafyasında olduğu gibi mübadele yaşamış bir şehir. 80’li yıllarda Ankara’da kapalı bir çevrede büyümüş bir çocuğun, ülkesinin yakın tarihinde yaşanmış sosyolojik değişimleri anlamaya başlaması biraz zaman alıyor maalesef. Yıllar önce bir tiyatro oyununda, mübadele kanunu ile göçe zorlanan Trabzonlu Rum bir ailenin dramını izlediğimde garipsemiştim. Meğer, biz tüm Anadolu’da yetmiş millet bir arada yaşıyormuşuz!

Bafra sokakları

Daha önce Samsun şehir merkezine gitmiş olsam da kasabalarını, konaklarını ve müzelerini görmemiştim. Tarlalarında tütün ekildiğini, camileri kadar kiliseleri de olduğunu bilmezdim. Yine, Bafra Müzesi’nin karşısında, müze binası gibi çift taraflı merdiven ile kapısına çıkılan bir ev varmış. Evin içini ve adeta bir atlas gibi işlenmiş tavanlarını görmedik ama hakkında yazılmış akademik bir yazıya ve fotoğraflara buradan ulaşabilirsiniz.

“18. yüzyıldaki siyasi olaylar Osmanlı Devletini endüstrileşen Avrupa karşısında yeni arayışlara zorlamış ve köklü değişikler yapılmasına neden olmuştur. Osmanlı Devletinde Batılılaşma dönemi olarak nitelendirilen 18.ve 19. yüzyıllarda öncelik askeri, teknik alanlar olmak üzere kültürel alanda da değişimler yaşanmış ve sanat ortamına yansımıştır. Önceleri etkisini saray çevresinde gösteren sanatsal girişimler takip eden süreçte başkent İstanbul genelinde sonrasında ise tüm İmparatorluk sınırları içerisinde yeni gereksinimlere yönelik bir sanat ortamı oluşmuştur. Bu çalışmanın konusu Samsun’un Bafra İlçesinde bulunan bir Rum evinin tavanında yer alan resimlerdir. Samsun sınırları içindeki tarihi konak ve evlerde; geometrik-bitkisel süslemeler ve yazılar bulunmaktadır. Bu evi özel kılan geometrik bezemeler ile birlikte, şehir ve doğa tasvirleri, insan ve hayvan betimlemelerine yer verilmesidir. “

Kamp ve tatil rotamızın ilerleyen günlerinde, söz konusu çalışmada bahsedilen

  • Karamustafa Paşa Camii ve şadırvanını,
  • paşanın annesi adına yaptırdığı ve şahane işlemelere sahip Abide Hatun Camii’ni ve
  • bir Ortodoks Rum Kilisesi iken mübadele sonrası cami olarak kullanılmaya devam edilen Gümüş Maden Camii’ni görmek için Merzifon‘u ziyaret ettik.
Ameliyatlı kafatası - İlk Tunç çağı

İlk Tunç Çağı ameliyatlı kafatası –  Bafra Müzesi

Kaymaklı Lokum

Tarifini Bafra Müzesi’nde öğrendiğimiz yerel bir lezzetin peşine düşüyor ve şehir merkezindeki lokumcuya gidiyoruz. Bafra lokumu almak istiyoruz ancak manda sütünün kaymağı ile yapılan bu şekerlemeyi sadece kış aylarında bulmak mümkün olurmuş!

Öğle yemeğinin ardından Bafra’dan ayrılıyor ve Kızılırmak Vadisi’ni takip ederek Ladik yönünde yola devam ediyoruz. Bu akşam Nebiyan Dağı eteklerinde kamp kurma niyetindeyiz.

İçindekiler: Nişasta, şeker, su, limon tuzu ve manda kaymağı

Yapılışı: Nişasta ve şeker karıştırılarak ateşin üzerinde pişirilir. Devamlı karıştırılır. Limon tuzu eklenerek kıvama getirilir. Kıvama gelince kalıplara dökülür. Böylece 3 cm kalınlığında lokum elde edilir. Bir gece bekletilen lokumlar 10 cm olarak kesilir ve merdane ile açılır. İçlerine kıvama getirilen manda kaymağı konularak rulo yapılırlar Nişasta yardımı ile yuvarlanıp açılan rulolar makasla kesilir. Afiyet olsun.

26.08.2018