Beçin yerleşkesi Milas Ovası’na hakim, yüksek bir düzlükte kurulmuş. Kalenin dik yamaçlarında ve eteklerinde bulunan izler, antik dönemde bu bölgenin mezarlık (nekropol) olduğunu göstermiş. Kurtarma kazıları sırasında bulunan izler, iç kaledeki antik yerleşkenin tarihini MÖ 3000’li yıllara kadar götürüyor (tunç çağı). Diğer yandan, beylikler dönemi öncesinde bölgede hiç bir yapılanma izine rastlanılmamış. Beçin Antik Kenti, halen Unesco Dünya Mirası geçici listesinde yer almakta (2012).

8. yüzyılda bölgeye hakim olan Menteşe Beyliği, 1380’de başkentini Milas’dan savunması daha kolay olan Beçin’e taşımış. Aynı yüzyılda kenti ziyaret eden gezgin İbd Battuta meşhur seyahatnamesinde, Beçin için “yeni kurulmuş, yeni binaları ve mescitleri olan bir kent” ifadesini kullanmış. Menteşeoğulları lideri Ahmet Gazi’nin ölümü sonrasında Beçin toprakları Osmanlı hakimiyeti altına alınmış (Yıldırım Beyazıt dönemi).

Osmanlı döneminde önemini yitiren kaleyi 17. yüzyılda ziyaret eden Evliya Çelebi ise, “kale içi yerleşimin eskiden büyük bir şehir olduğunu ama gezdiği şehrin ve kale surlarının harap durumda olduğunu” yazmış.

Kale surlarına doğru giderken ziyaret ettiğimiz yapılar Menteşe Beyliği dönemine tarihleniyor. 

Mültezim Evi ve Sofuhane

Mültezim Evi ve Sofuhane

Mültezim Evi ve Beçin Definesi

Kalıntılar arasında gezerken önündeki tabelayı okuyup geçdiğimiz Mültezim Evi mimari özelliklerinin yanı sıra yakınlarında bulunmuş sikkeler ile önem taşıyor. Ev yerleşkesi 2000 yılında yapılan kazı çalışması sırasında ortaya çıkarılmış. Çevresinde bulunan izlere dayanarak iki katlı konağın Osmanlı döneminde yaşamış bir vergi memuruna ait olduğu, büyük bir yangın neticesinde yıkıldığı düşünülüyor.

Sonraki iki yıl boyunca devam eden kazılarda üç farklı noktada, keseler içinde yaklaşık 60 bin adet gümüş Osmanlı sikkesi ve 850 adet Kırım Hanlığı’na veya diğer Avrupa devletlerine ait sikkeler bulunmuş. Bu keşif, Unesco duyurusunda da belirtildiği üzere Türkiye’de yürütülen arkeolojik çalışmalar sırasında bulunmuş en geniş Osmanlı hazinesi imiş.

Beçin Kızıl Han

Beçin Kızıl Han

Kızıl Han

Bilgilendirme panosunda yazdığı üzere, Anadolu’da ayakta kalmış tek sahınlı ve iki katlı uygulaması ile tek örnek olarak ifade edilen Kızıl Han, rota hazırlık aşamasında beni meraklandıran bir yapı idi.

Yapının bir kitabesi bulunamamış ancak mimari benzerlikleri nedeni ile 15. yüzyıla tarihlenmiş. Fotoğrafladığım alt katta kervan taşıyan hayvanlar konaklarken, dış tarafta görünen basamaklar ile çıkılan üst katta misafirler konaklarmış. Arka taraftan bakıldığında yapının dört dayanak ile desteklendiği görülüyor. Üst kat yıkılmış olsa da kemerler görünebiliyor. Han kapısında veya duvarlarında süsleme yapılmamış.

Kızıl Han’ın farklı olduğu noktalardan birisi de işlevi olarak gösteriliyor. Burdur-Antalya yolu üzerinde ziyaret ettiğimiz Selçuklu ve Osmanlı dönemi kervansaraylarından ziyade, Kızıl Han bir şehir içi han yapısı olarak kullanılmış.

Ahmet Gazi Çeşmesi

Beçin Ahmet Gazi Çeşmesi ve havuz

Ahmet Gazi Medresesi ve Milas Taş Eserler Müzesi

Beçin ören yeri araştırmaları sırasında ulaşılmış tek kitabede, medresenin 1375’de Menteşe Beyi Ahmet Gazi ta­rafından yaptırıldığı yazmakta. 

Tek katlı ve açık avlulu olarak tarif edilen medrese yapısı restore edildikten sonra günümüzde Milas Taş Eserler Müzesi olarak ziyarete açılmış. Avlu etrafındaki sekiz odada dönemin öğretim şeklini tasvir eden, etnografik özellikli çeşitli canlandırmalar yapılmış ve bir kaç tanesinde de ören yerinde bulunmuş mezar taşları sergileniyor. 

Beçin Ören Yeri – Alacak listesi!

Açık arazide sıcaktan çabucak yorulmasak ve eşimin durmadan çalan telefon mesaisi izin verse idi Yivli Hamam ve Büyük Hamam kalıntılarını da görmek isterdim. Çevredeki tüm antik yapılar hakkında dip notlar sunan ve akademik olarak hazırlanmış bir sanat tarihi çalışmasını buradan inceleyebilirsiniz. Alacaklıyız!

Beçin Antik Kenti’ni gezmeden önce Milas Kaymakamlığı tarafından hazırlanmış tanıtım videosunu izlemenizi öneririm.

27.08.2020