Cuma akşamı iş çıkışı İstanbul’dan yola çıkıyoruz. Saat gece yarısı olmadan Zonguldak Alaplı sahiline varıyor ve 40 km mesafedeki Gümeli beldesindeki Bölüklü Yaylası’na tırmanıyoruz.

Gün içinde yaylaya ulaşıp kamp kuran Gezenbilir aileler Geleneksel Kış Kampı buluşmasının keyfini çıkarmaya başlamış bile!

Biz de, dolunaydan geri dönmeye başlamış aydedenin ve kafa fenerlerimizin ışığı ile hızlıca uygun bir yer buluyor ve çadırımızı kurup fazla oyalanmadan içine giriyoruz. Gökyüzü açık ve hava ayaza dönüyor.

Çimenliğin ortasından kıvrıla kıvrıla akan derenin sesi dışında çıt çıkmayan gecenin ardından sabah güneş doğarken ötmeye başlayan kuşların cıvıltıları ile uyanıyoruz.

Bölüklü Yaylası çadır kampı

Bölüklü Yaylası çadır kampı

Bu hafta sonu, bahar ekinoksunun ardından gelen mart dokuzu soğuklarını iliklerimize kadar hissediyoruz. Henüz birkaç hafta önce, Bolu Aladağlar kampında kar üstünde uyumuşken Mart sonunda 300 metre daha alçakta olan Bölüklü Yaylası’nda (1080 metre) bu kadar üşüyeceğimi beklemiyordum.

Yanımızda getirdiğimiz içme suyunun iki gün boyunca çözünmeden don kalması ve kahvaltıda dere suyu ile demlediğimiz çayın, daha bardakta içmeden soğuması da cabası!

Bölüklü Yayla evleri

Bölüklü Yayla evleri

Kahvaltının ardından yayla evleri arasında dolaşıyor ve ormanı seyrediyoruz. Bölgede yabani hayat devam ediyor ve bu mevsimde görülmesi pek beklenmese de her an bir ayı veya farklı bir yabani hayvan ile karşılaşmak mümkünmüş. Ormanda dağ keçisi, karaca, geyik, yaban domuzu veya kurt dahi görülebilirmiş. Jandarma kontrollündeki bölgede avcılık ve ateşli silah kullanımı yasaklanmış.

Merada, orman yolunda ve evler arasında dolaşırken tarla faresi yuvaları görüyorum. Kar altında açılmış labirentler toprak içindeki deliklerle kayboluyor.

kar altında yuvasını arayan tarla faresi karmaşık yollar açmış

kar altında yuvasını arayan tarla faresi karmaşık yollar açmış

Çevrede dolaşırken rastladığımız ve hafta sonu tatili için yaylaya çıkmış Gümelilerle sohbet ediyoruz. Ali abi, dedelerinin Ordu çevresinden buralara göçtüğünü anlatıyor.

1996 yılında yaylanın sırtını dayadığı dağlardan büyük bir sel gelmiş ve heyelan ile 5-10 ev yıkılmış. Toprak gün içinde yavaş yavaş hareketlendiği için can kaybı yaşanmamış. Zamanında ormana kadar uzanan çimenliğin bir bölümü bugün tepelik olmuş. 

Yol üstünde, Doğu Karadeniz gibi dağlık ve yağışlı bölgelerde yaygın olarak bilinen ve oralardan göçen ustalar ile yaygınlaşan hartama tekniği ile inşa edilmiş çatısı olan bir evi gösteriyor.

Hartama tekniği ile kapatılmış son çatılardan bir tanesi

Hartama tekniği ile kapatılmış son çatılardan bir tanesi

Yayladaki son iki örnekten birisi olan bu ahşap ev, yaz aylarında hayvan barınağı olarak kullanılıyormuş. Göknar ağacının damarlı dokusu sayesinde üzerinde su tutmayan çatısı ise hartama tekniği ile örtülmüş. Bu tekniğe göre evlerin çatısı, uzunluğu 80 cm’ye kadar olabilen 2-3 cm kalınlığında dilimlenmiş ahşap parçalar üst üste dizilerek örtülüyor.

Hartama tekniğinde kullanılan ağacın oluklu dokusu yağmur tutmuyor

Hartama tekniğinde kullanılan ağacın oluklu dokusu yağmur tutmuyor

Yaylada bir zamanlar yaygın olan ahşap mimariden günümüze ulaşmış diğer evi ise daha önce Kadim Belgeseli’nde ustasından dinlemiştim. Terkedilmiş ve yıkılmaya yüz tutmuş bu evi yayla girişinde görebilirsiniz.

Hartama tekniği ile kapatılmış son çatılardan bir tanesi

Hartama tekniği ile kapatılmış son çatılardan bir tanesi

Zonguldak Ereğli bölgesinde, yaylacılık geleneğinin sürdürüldüğü Bölüklü ve daha yukarısındaki Bacaklı yaylalarına Mayıs ayında göçenler, ilk kar yağışına kadar buradaki evlerde konaklıyor ve hayvancılık yapıyorlarmış. Yaylada sabit bir elektrik altyapısı yok. Yaylacılar, günlük ihtiyaçlarını evlerin çatılarına kurdukları güneş panellerinin ürettiği enerji ile karşılıyor.

Temiz havası ve doğası ile turizm için de cazip olan yaylada geçtiğimiz yaz piknik masaları da yerleştirilmiş. Pansiyon olarak kiralanan evler de varmış. Konaklama tesisi projesi yönünde de haberler var.

Kadim Belgeseli’nde anlatıldığına göre Kasım, Aralık ve Ocak aylarında, ayın sarı doğuşunda yıkılan ağaç hiçbir zaman çürümez veya kurtlanmazmış . Eski insanlar, uzun dönem kullanabilmek veya inşa yapmak için kestane olsun kayın olsun, ağaç kesecek ise bu mevsimde kesermiş!

Yaylada ikinci sabahımızda, dünden daha da soğuk bir güne uyanıyoruz. Neyse ki, deniz tarafından esen rüzgar ile yıldız yıldız kar yağmaya başlıyor ve keskin sabah soğuğu biraz kesiliyor. Bu kadar güzel kar tanelerini ilk kez görüyorum!

Ayaküstü yaptığımız kahvaltının ardından çadırımızı ve kamp malzemelerimizi hızlıca topluyor ve çevremizi temizliyoruz.

Bölüklü Yaylası’nın sırtını dayadığı ormanlar “Gümeli Tabiat Parkı” olarak koruma altına alınmış ve dünyanın en yaşlı beş ağacından birisine ev sahipliği yapıyor. Bu sabah kahvaltından sonra, yaylaya birkaç kilometre mesafede, orman içinde yaşayan porsuk ağacını ziyaret etmeyi planlıyoruz. 25,5 metre (8 katlı bir bina yüksekliğinde) boyu, 2,5 metre çapı ve yaklaşık 8 metre genişliğindeki anıt ağaca koşup sarılmak için sabırsızlanıyorum!

Bilimsel bir tescil için ağacın yaşı, boyu, dallarının kapladığı alan, gövdesindeki bozulmalar gibi pek çok kriter laboratuvar ortamında inceleniyor. Anadolu’da tespiti yapılmış ve yaşayan en yaşlı ağaç olarak tescil edilmiş porsuk ağacı bugün (2019) itibari ile 4115 yaşında!

Batı Karadeniz ormanlarında çam ailesinden çok farklı türler yetişmekte ve yerel olarak da farklı farklı isimler alabilmekteler. Buralarda, Porsuk ağacının yörede ardıç olarak anılması gibi, çatılarda kullanılan göknar ağacı da “küyner” veya “kühner” olarak söyleniyor. Bu sayfada güzel bir özet bulabilirsiniz!

https://www.instagram.com/p/BvjnRUtAYpU/

Uzaklarda gördüğümüz heybetli ağaçların tepeleri gitgide beyazlaşırken birkaç saat süren yol açma çabalarından olumsuz yanıt geliyor ve hevesimizi bir sonraki ziyaretimize erteliyoruz.

Alaplı Deresi hizasında, kıvrıla kıvrıla Gümeli’ye inen yayla yolu boyunca giderken hangi taraftaki manzarayı seyredeceğimizi şaşırıyoruz. Baraj inşaatı nedeni ile yaylaya doğru yeni bir yol açılmış. Geceleri eksi dereceye inen hava şartlarında heyelan tehlikesi nedeni ile binek araç için ulaşım zorlayıcı olabilir. İstanbul ve Ankara yönünden önerilen ve bizim de takip ettiğimiz rotayı wikiloc uygulamasında kaydedebilirsiniz.

Eve dönüş yolunda, öğle yemeği için Alaplı merkezinde, Balıkçılar Çarşısı’nda lezzetli bir mola veriyoruz. Öneririz!

 

23-24.03.2019