Ne sihirdir ne keramet! 15 Ocak 2010 günü güneş tutuldu. Tüm dünya bu astronomik olayı seyrederken ben gözlerimdeki miyop kusurunun lazer ile tedavisi için hastanedeydim.

Tedavi öncesi şikayetlerim:

1989: Sağ ve sol -1,50 miyopi (astigmat yok)

2005: Sağ sol dışa doğru kayma şikayeti ile şaşılık ameliyatı (çift görme veya göz tembelliği yok)

2010: Sağ ve sol -4,50 miyopi (astigmat yok ve miyopi son altı yıldır ilerlemiyor)

Göz için optik lens kullanımı: son 4 yıl (haftalık kullanılabilir lens tercih etmek ile birlikte sadece şehir dışında/yolda iken veya tüm günü bilgisayar başında geçirmediğim bir kaç gece için çıkarmadan kullandım; diğer zamanlarda günlük temizledim ve gözlük ile birlikte kullandım)

Doktor seçimi, ilk muayene ve operasyona hazırlık:

Dr. Sinan Göker ismi benim için çocukluktan kalmış bir anı veya çizgi film kahramanı gibidir. Bu nedenle, göz lazer ameliyatı olmaya karar verdiğimde de bu işi yıllardır yapan Sinan bey’e muayene olmak istedim. Ameliyat öncesi ve sonrası muayenelerimi ise Op Dr Fatih Meydanoğlu yaptı.

Randevu alırken de dedikleri gibi 3-4 saat hastanede geçiyor. Toplam muayene süresi yarım saat kadar sürse de beklemeler oldukça keyifsiz.

2005’de de bu muayeneyi yaptırmıştım ve o zaman gözlerimin uygun olduğunu söylemişlerdi. Bu nedenle tek endişem kuruluk problemi idi ki lens kullanımı da bunun sebebi oldu.

Sonraki gün, saat 11’de hastanedeyim. Yaklaşık bir saat bekledikten sonra Dr. Fatih bey çağırıyor ve göz yaşı kanallarımı tıkamak için iki gözüme de silikon tıpa taktı. İlk muayene sırasında, Dr. Sinan bey lens kullanımım nedeni ile gözlerimde kuruluk oluştuğunu ve tedavi sonrasında kontrol edebilmek için lazer operasyonu öncesinde göz yaşı kanallarıma tıpa takılacağını söylemişti. Yaklaşık altı ay içinde vücut bu silikon aparatları atmış olacak.

Bu işlem sırasında herhangi bir acı hissetmiyorum.

Az sonra üst kata çağırıyorlar. Hemşire bir adet “diyazem” isimli hap verdi. Operasyon öncesi, teskin edici ve yeşil reçeteli bir ilaç imiş. Yarım saat sonra da kullandığım herhangi bir ağrı kesici ilacı içmemi söyledi. Önceki gün yapılan ilk muayene sonrasında da doktorun asistanı ile operasyon randevu tarihini belirlerken, asistan kullanılacak ilaçlar ve olası yan etkileri hakkında bilgi vermişti.

Bir saati aşkın süre daha bekledikten sonra hemşire yanıma gelip, teknik bir aksaklık nedeni ile bugün için geriye kalan operasyonların saat 17’ye ertelendiğini söyledi.

Pek tepki vermedim. Sabahtan bu yana uzunca süre beklemiş olduğum ve sanıyorum sakinleştirici ilacın da etkisi ile sessizdim.

Benimle birlikte hastaneye gelmiş arkadaşımın artık ofise dönmesi gerekiyordu ve ben de yemek yemek için dışarı çıktım. Bugün günlerden Cuma ve iyileşme sürecini hafta sonu atlatmış olarak Pazartesi sabahı işbaşı yapmayı planlıyorum.

sincap

Femto lazer ile miyop tedavisi:

Saçlarıma bone takan hemşire sonra da gözlerimi sterilize etmek için temizliyor. Bir damla damlattı, bir gözümü kapattı ve elimdeki dosya ile beklemem için beni bir koridora götürüyor.

Beklerken dosyayı okuyorum. Miyop numaralar olarak -4,50 ve -4,75 yazmışlar. Alt satırda da 0,25 numara eksikleri var. 

Bu sırada yakını görüyorum ama uzak görüşüm gittikçe azalıyor. Muhtemelen damlanın etkisi ile göz bebeklerim büyümeye başladı. Koridorda bir süre tek başıma oturuyorum. Sağımdaki odaya birileri girip çıkıyor, solumdaki odanın kapısında “laser room” yazıyor ve arada matkap benzeri bir ses duyuyorum. Kapı açılıp kapandıkça da müzik sesi geliyor.

Az sonra bir hasta bakıcı geliyor ve beni sağımda kalan odaya götürüyor. “İstersen gözlerini kapat, burada ışık biraz parlak” dedi. Odada bir kaç kişi vardı ve sohbet ediyorlardı.

Dosyada yazan “531 mikron” ibaresi kornea kalınlığını gösteriyormuş ve 500 mikron üzeri normal kabul edilirmiş. Kornea kalınlığım lazer operasyonu için çok uygunmuş. 

Odaya yeni gelen doktorlar eğilip gözümün içine bakıyorlar.

Önce birisi “9,4” dedi, sonra Sinan bey “9,2 iyidir” dedi. Uzandığım masada sesleri dinliyorum ama bu ne demek bilmiyorum.

Muayene sırasında sıkıcı ve sinir bozucu gördüğüm Sinan bey şu an bana oldukça sempatik geliyor!

Göz kapaklarımı açık tutmak için bir alet taktılar (ekartör). “Acıdı” dedim ve biraz gevşettiler. 

“şimdi yıkıyorum” dedi ve hortum ile su tutar gibi açık gözümün içini yıkadılar. Sonra diğer gözüme de aynı işlemleri yaptılar.

Hasta bakıcı ayağa kalkmam için yardım etti ve diğer odaya gittik: “laser room”!

Matkap nerede idi göremedim ama müzik sesi vardı.

Önce kırmızı bir top görünüyor. Bazen netleşiyor ve bazen yeşil renge dönüyor. Etrafında beliren köşelerde 4 blok beyaz toplar var. Onlar da arada netleşiyor arada flulaşıyor. Bu geçişlerin öncesinde Sinan bey nasıl göreceğimi söylüyor ve sonrasında oldu mu diye onay bekliyor.

Hafif bir yanık kokusu alıyorum!

“Epitel dokun kırılganmış, iyi ki femto yaptık” diyor. O ne demek? Gözün en dış dokusu ile ilgili.

Yanındaki hemşireye “lens takalım” dedi. Herhangi bir şey hissetmiyorum.

Sağ gözüm kapatıldı ve sol gözüm açıldı. Tekrar kırmızı ve yeşil disko toplarını görüyorum. 

Fatih bey, “dışarıdaki odada bekle, geliyorum” dedi.

Hemşire eşliğinde koridorun başındaki, gözüme damla damlatılmış odaya gidiyorum. Kullanacağım damla isimlerini ve yatmadan önce her saat başı beşer damla damlatmamı söyledi. Yatmadan yarım saat önce içmem için de elime bir tane Zanax verdi (yeşil reçeteli bir ağrı kecisi imiş).

Şu anda, ameliyat başlamadan önceki kadar, hafif bulanık görüyorum!

Fatih bey odaya geliyor ve sol gözüme de lens takıyor. Standart bir göz muayenesi ile göz bebeklerimi kontrol ediyor.

Filmlerde uzaylıların taktıklarına benzer siyah ve geniş bir plastik gözlük veriyor. Eve gidene ve sabah muayeneye gelene kadar bu gözlüğü kullanmamı tembihliyor.

Net olmamakla birlikte siyah-beyaz bir görüntü var ve herhangi bir acı hissetmiyorum.

Operasyon akşamı:

İş çıkışı beni almaya gelen arkadaşım evime kadar bana eşlik ediyor. Saat 19 olmadan hastaneden ayrılıyoruz. Bekleme süreleri ve operasyon süresi toplamı yaklaşık iki saat sürmüş.

Sokağa çıktığımızda, akşam karanlığında güneş gözlüğü takmış ıslak gözlerin görebildiği netlikte görüyordum. Herhangi bir acı hissetmiyorum. Yağmur çiseliyor.

Eve varınca ilk damlaları damlatıyorum. Kendisi de altı yıl kadar önce tedavi olmuş bir arkadaşım geçmiş olsun demek için arıyor. “Acımıyor ki, pek de güzel görüyorum” diyorum.

Aradan yarım saat geçmiş ve herhangi bir değişiklik hissetmeyince acaba operasyon başarısız mı oldu diye düşünmeye başlıyorum.

Sonra, hafif batma hissi başlıyor. Bilgisayar ekranına bakarken göz kırpmayı unutursun da gözlerin yanar ya, o kadar.

Akşam yemeğimi yiyor ve ilk saatin sonunda ikinci tur damlalarımı damlatıyorum.

İkinci saatin başında gözlerimdeki uyuşukluk geçmeye başlamış olmalı ki, odadaki televizyonun kırmızı kumanda ışığına bile tahammül edemiyorum. Batma veya yanma gibi değil, garip bir acı başlıyor ve ilerleyen saatlerde damla damlatabilmek için göz kapaklarımı elimle tutarak açabiliyorum.

Acıyı hafifletebilmek için bağıra bağıra şarkı söylemeye çalışıyorum. Alarm çaldığında gözümü açıp da kapatamadığım için babamı arıyor ve saat başında beni arayıp kapatmasını istiyorum. 

Son tur damlanın ardından ağrı kesici ilacımı da içiyor ve uyuyorum.

renkli biberler

İlk gün – ertesi gün muayenesi:

Sabah uyandığımda acı hissetmiyordum ve gözlüksüz daha iyi görüyordum. Görüntüler berrak değildi ama gözlüksüz daha iyiydi!

Dün akşam beni eve getiren arkadaşım sabah da kahvaltı getirmiş. Kahvaltının ardından hastaneye gidiyoruz.

Muayene sonrasında, doktor gözlerimdeki lensleri çıkarma kararı veriyor. Gece onlarla uyumuş olduğum için gözlerim şişmiş ve bu şekilde epitel doku az hava alacağı için iyileşme süresi gecikebilirmiş. Lens çıkarılınca dokudaki zedelenme nedeni ile biraz acı hissedebileceğimi söyledi.

Lensler çıkarıldıktan sonra karşıdaki tabelayı okumaya başladım. İlk satırı okuyabiliyor ancak alt iki satırı seçemiyordum. Aynı gün üçüncü çeşit damlaya da başladım.

İlk hafta boyunca üç farklı damlayı günde beşer kez damlattım. Yani, aralarında biraz süre bırakarak günde 15 seans damla damlattım. 

İlk ay sonu muayenesi:

Altıncı hafta içindeyim. İki haftadır damla damlatmıyorum. GEçen sürede kuruluk problemi yaşamadım ancak iki gündür gözlerimin acıtacak kadar kuruduğunu hissediyorum.

Bugün numara kontrolü için muayeneye gittim. Dr. Fatih bey erken iyileşme aşamasında olduğumu, göz merceği uzaktakini yakınlaştırmaya çalışırken (zoom) numara farkı var gibi hissediyor olmamın normal olduğunu söyledi. 

Tabeledaki alt satırı okuyabildim. Gözlerimin yeni durumu için numara alıyor denemezmiş. Miyop seviyem 0,25 ile 0 arasıymış.

Kuruluk hissettiğimde yetecek kadar gözyaşı damlası kullanacağım. Geçmiş dört yılda lens kullandığım için gözlerimde kalıcı bir kuruluk oluşmuş olabilir, lazer sonrası da şikayet artabilirmiş.

Bir kaç ay sonra tüm şikayetlerim bitiyor.

Altıncı ay sonu muayenesi:

İnsan rahata çok çabuk alışıyor. 

Geçtiğimiz Nisan ayında hayatımda ilk kez göz alerjisi oldum. Hafta sonu fotoğraflama çalıştığım çiçeklerin polenleri gözlük olmayınca bu kez gözüme kaçtı sanırım. 

Her iki gözümde de yapılan lazer ameliyatının ardından geçen altıncı ay sonunda gözlerim tamamen iyileşti ve her iki gözümde de -0,25 derece miyop var. Gözlük ihtiyacım kalmadı.

2010