On gün boyunca Tahran’dan Şiraz’a, başkentten yolun sonundaki dağ köylerine kadar 2000 km kadar yol yapıyoruz. İran seyahatimizin son durağı Şiraz çevresindeki yaylalara yerleşmiş göçer çadırları olacak. Bu çadırlarda yaşayan göçebe aileler ile tanışacağız.

Şiraz’dan yola çıktığımızda tek bildiğimiz bize rehberlik eden tur şirketinin gideceğimiz bölgedeki göçerler ile önceden haberleştiği ve göçer bir ailenin bizi beklediği oluyor. Nasıl bir aile veya ortam ile karşılaşacağımızı ise henüz bilmiyoruz. Zira, önceki günlerde şehirler arası gittiğimiz uzun yolculuklarda rastladığımız ve fotoğraflamak istediğimiz çadırların etrafındaki göçerler bizi görür görmez ya yüzlerini çevirmiş ya da aracımızı taşlayarak yaklaşmamızı istememişti. 

Yol üstünde bir kayak merkezinde öğle yemeği molası verdikten sonra misafir olacağımız ailenin çadır kurduğu düzlüğe ulaşıyoruz. Bölge hayli kurak ve rakımı yaklaşık 2600 metre. 

Selamlaşma esnasında tanıştığımız göçebe ailenin Kaşkay Türklerinden olduğunu öğreniyor, daha da heyecanlanıyor ve meraklanıyoruz.

Kendi dillerinde (Türkçe) “Kara Çadır” dedikleri büyük yün çadırın içine serdikleri rengarenk halıları üzerinde hep birlikte çay içiyor, rehberimizin de tercümanlığı ile sohbet ediyor ve Kaşkay Türklerini tanımaya çalışıyoruz. 

Hanımcan teyzenin nargile keyfi

Hanımcan teyzenin nargile keyfi

İran genelinde, dağınık gruplar halinde ve göçebe şekilde yaşamaya devam eden ahalinin bugünkü nüfusu 6 milyonu aşıyor ve ülke nüfusunun yaklaşık %8’ini oluşturuyor.

Kaşkay Türklerinin çoğu, günümüzde çoğu yerleşik şehir hayatına geçmiş ve daha ziyade Firuze ve Şiraz şehirlerine yerleşmişler. Yazı Şiraz çevresinde geçiren göçerler ise kış gelince Kazerun ve Şiraz şehirlerine, havalar ısınınca ise yaylalara olmak üzere yılda iki kez göçmektelermiş.

Yüzyıllar önce Moğolların İran’ı işgali sırasında ve sonrasında Kazakistan’dan göçüp buralara gelmiş müslüman Türkler, Kaşkay ismini birlikte göç ettikleri atlarından almışlar. Beyaz alınlı bu atlara kendi dillerinde “kaşri” diyorlarken gel zaman git zaman bu atlar üzerinde göçenlere de “Kaşkay” denmeye başlanmış.

On yıl öncesine kadar daha içe kapalı bir toplum olup kendi içlerinde evlenirken, yerleşik hayata geçen nüfusun artması neticesinde İranlı eşlerle evlilikler de artış göstermiş.

Göçebe ekonomisi:

Ziyaret ettiğimiz 5-6 kişilik ailenin 400’den fazla koyunu var. Besledikleri koyunların sütünden ve yününden faydalanıyorlar. Ayrıca arıcılık da yapıyorlar.

İhtiyaçları fazlasındaki ürünlerini toptancılarla, yaylaya gelen turistlere ve şehirdeki müşterilerine satıyorlar.

Çobanlar sürüyü otlatmaya çıktığı için, çadırda geçirdiğimiz birkaç saat içinde daha çok kadınların mutfak işlerine şahit oluyoruz. Hanımcan teyze ile süt mayalıyor ve koca bir kazanda yoğurt uyutuyoruz.

Hanımcan teyzenin mutfağı

Hanımcan teyzenin mutfağı

Ailenin en yaşlısı olan Hanımcan teyze ile bir kaç kelime de olsa Türkçe konuşarak anlaşabiliyoruz. Üç etekli parlak renkli elbiseler giyen Kaşkay kadınlar özellikle halı dokumaktaki ustalıkları ile biliniyorlar. Besledikleri koyunlarının yünü ile dokudukları ve doğal bitkilerden ve böceklerden elde ettikleri boyalar ile renklendirdikleri halıları kışın Şiraz’da satıyorlarmış.

Türk halıları ile İran halılarını ayıran temel özellik 7 cm’lik bir bölümdeki düğüm sayısı oluyor. Şirazlı rehberimiz, daha incelikli ve daha sık dokunan Türk halısının daha değerli olduğunu anlatıyor.

Göçerlerin dokuduğu, tamamen el emeği halılar ise en değerlileri olarak nitelendiriliyor. Şehirde dokunan ipek – pamuk karışımı halılardan farklı olarak göçerler halılarını tamamen yünden elde ettikleri ipler ile dokuyorlar.

Göçer dokumacılar annelerinden öğrendikleri motifleri, nesilden nesile aktarıyorlar. Böylece, zaman içinde belli ailelerin kendilerine ait motifleri de oluşmış oluyor. Kimisi belli bir motifi izlerken kimisi tamamen hayal ürünü dokuyor ve tek seferlik üretiyor. Bu nedenle el emeği üzerindeki motifler simetrik olmayabiliyor ve değeri daha da artıyor.

Evlenmek isteyen kızlar da gönüllerinden geçeni yine halılar üzerinden dillendiriyor. Delikanlının evlilik teklifine karşılık vermek isteyen genç kız bir halı dokumaya başlıyor. Örneğin, dokuduğu halıya işlediği aslan motifinin kuyruğu yukarıda ise evet, aşağıda ise yanıtı hayır anlamına geliyor.

Rehberimiz, anlatılanları tercüme ederken halının dokuma süresi de yine motifine ve nazlı kızın gönlüne göre, 15 gün ile 15 ay arasında değişebildiği söylüyor.

21.05.2016

Geleneklerini koruyan Kaşkay kadınları parlak renkli kıyafetler giyiyorlar

Geleneklerini koruyan Kaşkay kadınları parlak renkli kıyafetler giyiyorlar