Ambarseki Köyü ve 3K Kavimler Kapısı:

Ambarseki Köyü de Karaburun Yarımadası’nda gezdiğimiz diğer köyler gibi,  korsan saldırılarından korunmak amacıyla sahile uzak, yamacın üzerinde kurulmuş. Kahvede otururken muhteşem Ege manzarasını seyrediyor.

Kahve molasının ardından köy sokaklarında dolaşmaya başlıyoruz. Tarihi zeytinyağı fabrikasını arıyoruz. Köy sokakları, diğer köylerde olduğu gibi caminin etrafında dolaşmıyor. Dar sokaklar yamaca paralel şekilde uzayıp gidiyor. Restore edilmiş ve bugün bir tiyatro atölyesi olarak kullanılan zeytinyağı değirmenini görmek için köyün yükseklerine doğru yürüyoruz.

Bu atölye Ankara Sanat Tiyatrosu (AST) kökenli tiyatrocu Şıh Ali Yalçıner’in “3K Kavimler Kapısı” adını verdiği bir proje olarak hayat bulmuş. Daha önce uzun süre yurt dışında yaşamış sanatçı yıllar önce köye gelerek çok ortaklı eski bir zeytin değirmenini satın almış ve projeye başlamış. Değirmen, günümüzde herkesin birlikte yemek pişirip birlikte yemek yediği bir mutfağı olan ve koğuş bölümünde yer yataklarında konaklayan misafirlerin gece yıldızları seyredebildiği bir atölyeye dönüşmüş. Keşfimiz sırasında tadilat çalışmaları devam ettiği için sadece otlarla kaplanmış arka bahçeye geçebildik.

Yaz aylarında burada, 3K Kavimler Kapısı Sanat Derneği çatısı altında film gösterimleri, tiyatro gösterileri ve şiir günleri gibi çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Pek çok yerli ve yabancı sanatçı köye geliyor ve yaz akademisi ekibi olarak köylü çocuklara tiyatro eğitimi veriyorlar.

Karaburun Ambarseki Köy kahvesinin Ege denizi manzarası

Karaburun Yarımadası’nda Ambarseki Köy kahvesinin Ege denizi manzarası

Gerek bu etkinlikler gerekse turizm merkezlerine de yakınlığı nedeni Ambarseki Köyü’ne her sene çok sayıda ziyaretçi geliyor. Dolayısı ile, köyde pansiyonculuk da gelişmiş. Köylüler ziyaretçilere sıcak yaklaşıyorlar. Öte yandan, öğleden önce sohbet ettiğimiz İnecek Köyü sakinleri gibi, Ambersekililer de dingin ve ekolojik köy ortamının kaybolmasını istemiyorlar.

Saip Köyü:

Saip Köyü, biri büyük diğeri küçük iki adayı karşısına almış seyrediyor. Bir zamanlar Karaburun Yarımadası’nın olmuş Saip Köyü’nde, Lozan mübadelesi sonrasında köyü terk etmiş Rumların mirası kilisenin kalıntılarını arıyoruz. Gittikçe daralan patikanın sonunda yabani otlar arasında kaybolmuş taş duvarların kalıntılara ulaşıyoruz.

Harabe ile köy arasında kalan yamaçta kalabalık bir koyun sürüsü otlamakta. Sürüye karışıyor, kuzuları seviyor ve çoban ile sohbet ederek köye dönüyoruz.

Köyün aşağı mahallesinde ise müşterek olarak üzüm sıkılabilsin, şıra veya şarap yapılsın diye kullanılmış, yekpare taştan yalak benzeri bir kalıntı daha varmış. Köyden ayrılma saati yaklaşırken kahvede biraz mola veriyoruz.

Saip Kır Kahvesi, alışageldiğimiz köy kahvelerinden biraz farklı. İçeride geniş bir kütüphane ve ev yapımı türlü türlü konserve var. Burada, koca bir günü kahvede oturarak bile geçirebilirsiniz!

Saip Köyü yollları

Saip Köyü yollları

Saip Kır Kahvesinin sahibesi bize pekmez ile tatlandırdığı 11 farklı bitkinin karışımı kaynar çayı ikram ediyor. Fındık ve ceviz taneleri ile süslenmiş bir fincan şifalı kaynarın tadı çok güzel!

Karaburun Yarımadası’nda çeşitli yürüyüş rotaları açılmış. Kaynar çayımızı içerken bu rotalar hakkında da kısa bilgiler alıyoruz.

Sarpıncık Deniz Feneri – Karaburun Yarımadası:

Zaman hızla ilerlerken, Karaburun Yarımadası’nın sonunda güneşin deniz ile kavuştuğu en güzel manzarayı görmek için acelemiz var! Tepelerden, toprak yollardan dolana dolana denizin dalgaları ile dövdüğü yarımadanın en batı noktasına doğru ilerliyoruz. Sarpıncık Deniz Feneri, Ege Denizi’nden 97 metre yüksekteki ve 12 metrelik fener güneş enerjisi ile çalışıyor. Deniz feneri 1938 yılından bu yana hizmet vermekte.

Bu akşam, Büyük Ada manzaralı Kuyucak Konak Otel’de konaklayacağız. Pazar günü ise, Türkiye’nin ilk yavaş şehri seçilmiş sahil kasabası Sığacık sokaklarında dolaşacak ve Teos Antik Kenti’ni ziyaret edeceğiz.

30.03.2013

Sarpıncık Deniz Feneri - Karaburun Yarımadası

Sarpıncık Deniz Feneri