Ana sayfa » Karlovy Vary : Pamuk şeker, kağıt helva
Karlovy Vary

Karlovy Vary : Pamuk şeker, kağıt helva

Prag seyahatimin beşinci gününde şehir merkezinden günübirlik ayrılıyorum. Batıya doğru yaklaşık 130 km mesafede, kaplıcaları ile ünlü Karlovy Vary şehrine gidiyorum.

Efsaneye göre Kral 4. Karl’ın av köpeklerinde birisi bir sıcak su kaynağına düşer ve böylece kaynak bulunmuş olur. Karlovy Vary şehrinin ismi de “Karl’ın banyosu” anlamına gelir (vary, Çekçe sıcak su anlamında). Kaynak suyunun tıbbi faydaları 1522’de yayınlanır. Bölge böylece kısa sürede tanınır ve bölgede iki yüzden fazla kaplıca inşa edilir. Bugün, şehir haritalarında belirtilen 12 farklı mineralli sıcak su kaynağı mevcut.

Karlovy Vary’ye nasıl gidilir?

Burası, pamuk şeker gibi rengârenk ve hareketli bir şehir. İster kaplıcalarda şifa bulmak isterse şehri gezip görmek için Karlovy Vary’ye toplu taşıma ile gidebilirsiniz. Prag’dan Karlovy Vary’ye gitmek için Florenc (kırmızı metro hattı üzerindeki durak) otobüs terminaline gitmelisiniz. Otogardan her saat başı hareket eden otobüsler ile yaklaşık iki saatte Karlovy Vary’e ulaşıyor. Bilet fiyatı 22 Çek Korunası (2009 Haziran ayında yaklaşık 2,75 TL).

Yolculuk oldukça sakin ve keyifli geçiyor. Yol boyunca sıralanan yemyeşil tarlaları ve köy evlerini seyrediyorum. Karlovy Vary otogarı, şehrin turistik merkezine biraz uzak kalıyor. Kalabalığı takip ederek şehir merkezine kadar yürüyebilirsiniz. Yol boyunca turistik haritalar yerleştirilmiş. Gitmek istediğiniz yeri kolayca bulabilirsiniz.

Kanal boyundaki ana cadde hayli kalabalık. Cadde üzerinde daha ziyade kristal eşyalar satan mağazalar görüyorum. Atatürk’ün 1918’de kaplıca tedavisi için geldiğinde konakladığı otel ise bu caddenin sonundaki meydanda yer alıyor. Ben şehirde iken Carlsbad Plaza Otel’de tadilat vardı ve dış cephesi kapatılmıştı. Ne tarihi binanın cephesini ne de girişte asılı olduğu söylenen ve Atatürk’ün ziyaretinden bahseden plakayı görebildim.

Güneşli bir günde, şehri tepeden seyreden Ortodoks Kilisesi’ne kadar tırmanıyorum. Rengarenk ve süslü bir dış cephenin içinde oldukça sade bir mimari var. Ayin sırasında içerisi kalabalık ve içeriye girip göremiyorum.

Karlovy Vary’de alışveriş

Çekya’ya gelmişken meşhur Bohemya kristallerine ve porselen eşyalara yatırım yapmak isteyebilirsiniz. Avrupa Kraliyet ailelerine hizmet veren mağazanın merkezi Karlovy Vary’de yer alıyor. Mağazada ürünler oldukça pahalı ancak içerisini gezebilirsiniz. Duvarlarında Kral ve Kraliçelerin Bohemya kristalleri ile döşeli ziyafet sofralarının fotoğrafları asılmış. Mağazanın içini adeta müze gibi geziyorum. Moser Mağazası‘nın Prag’da da şubesi varmış.

Eğer oralar çok uzak derseniz,  Osmanlı Sultanı 2. Abdülhamid tarafından Dolmabahçe Sarayı’nda kullanılmak üzere sipariş verilmiş Bohemya kristali yemek takımını Saray Koleksiyonları Müzesi‘nde görebilirsiniz.

Ana cadde üzerinde göçmen Türklerin işlettiği büyük bir mağaza daha var. Üzerlerinde Kraliyet arması ve barkod olan kristaller setleri satıyorlar. Fiyatları hayli yüksek!

Karlovy Vary’deki günlük ve hediyelik alışverişi Prag’a göre daha ekonomik görünüyor. Örneğin, sokaktaki bir büfeden su alırken Prag’da 60 Kr öderken Karlovy Vary’de 13 Kr ödemişim.

Şehirden ayrılmadan birkaç kutu kâğıt helva alıyorum. Envai çeşiti mevcut ve yerel bir hediye olacağı için tercih ediyorum.

Karlovy Vary
Karlovy Vary

 

Bir seyyar satıcıdan anneannemin vitrinde sergilediklerine benzer, üzerinde su kenarında yürüyüş yapan kadınların resmedildiği iki tane porselen fincan alıyorum. Her yerde olduğu gibi burada da Çin malları yaygın ve ucuz. Kendime hediye aldığım fincanların da orijinal olduğunu düşünmüyorum. Fincanların üzerlerindeki desenler ve altlarında “Karlovy Vary” yazısı hoşuma gidiyor.

Sebil çeşmelerden mineralli su içmek isterseniz kendinize ibrik benzeri, yerel motiflerle bezenmiş bir yadigar da edinebilirsiniz. Kaplıca bölgesindeki büfelerde tadım bardakları satılıyor. Ben de, farklı sıcaklıktaki ve tatlardaki sulardan içmeyi ihmal etmiyorum.

Karlovy Vary – Prag arası ulaşım: Otobüs ile seyahat

Günübirlik yolculuklara çıkarken dönüş için mümkünse günün son seferinden bir önceki olarak tercih ediyorum. Belki şans belki şanssızlık olarak görmek lazım ama bu sefer bilet satın almış olmam bir şey ifade etmiyor ve son seferi beklemem gerekiyor!

Dönüş vaktinden kısa bir süre önce otogar varıyorum. Hareket saatini beklerken anons yapılmaya başlanıyor. Önce hareket edecek otobüsün arızalandığı sonra da seferin iptal edildiği ve satılmış biletlerin geçersiz olduğu duyuruluyor.

Benim ile aynı otobüsü bekleyen ve iki Yahudi çift bilet gişesinde, biletlerinin değiştirilmesi için sıkı bir pazarlığa tutuşuyor. Sıra bana geldiğinde, bana soru bile sormadan “bir sonraki sefere binin” deyiveriyor. Sanıyorum ki, gişedeki genç görevli pazarlık etmekten hayli yorulmuş.

Meğer olayın aslı başkaymış. Prag – Karlovy Vary arasında sefer yapan iki farklı firma varmış. Aynı sefer için bu iki firma farklı fiyatlarda bilet satmış. Bizim bilet aldığımız seferin aracı arıza yapınca da bir sonraki sefer otobüsü önceki yolcuları kabul etmek istememiş. Ben biletimi otogardan almıştım ve benim aldığım firma herhangi bir bilet değişim ücreti istememiş. İsrailli turistler ise farklı bir acenteden veya tur firmasından bilet almış oldukları için sefer saatini değiştirmek gerektiğinde fazladan ücret talep edilmiş.

Otogar’da Prag’a gidecek olan son seferini birlikte sohbet ederek bekliyoruz.

Yabancılar beni gördüklerinde genellikle Akdenizli sanıyor iken bu çiftler “İstanbul” dan olmama hiç şaşırmıyorlar. Memleket sorusunun ardından gelen ikinci soru ise ana dilim oluyor. Sohbete Türkçe devam ediyoruz. Galatasaray Lisesi’nden arkadaş olan ve Türkçe bilen, “güzel” İstanbul’u hatırlayan altmışlı yaşlarındaki beyler oldukça cana yakın davranıyor. Eşleri ise İngilizce veya İbranice konuşuyor. Hanımlar İstanbul’da yaşamamışlar. Eşlerinden, o kadar çok İstanbul hatırası dinlemişler ki sanki konuşulanları anlar gibi başlarını sallıyorlar. Bir vakitler İsrail’e göçmüş beylerin artık İstanbul’da kimseleri kalmamış. İstanbullu ailelerinin bir bölümü de Amerika’ya göçmüş.

Hareket saati gelince toparlanıp otobüse doğru yürüyoruz. Beylerden biri çantamı taşımama yardım ediyor. Bana “İstanbul porselenleri dururken buradan porselen mi alınır?” diye söyleniyor!

Haziran 2009

Benzer yazılar

5 thoughts on “Karlovy Vary : Pamuk şeker, kağıt helva

  1. Merhabalar, Karlovy Vary ve Cesky Krumlov gibi güzel köylerine ben de gitmek istiyorum. Ulaşımı nasıl sağladığınız bu lokal otobüsler nereden kalkıyor bilgi verebilir misiniz? Bir diğer sorumda Prag için 3 günlük bir süremiz var 1 gününü köylerden birisine ayırmaya değer mi? Teşekkürler

    1. Merhaba Serkan bey, Prag’a 2009’da gitmiştim ve blogda da not aldığım üzere Karlovy Vary’ye, Florenc metro durağındaki otogardan gitmişim. Gidelecek yerler sizin ilgi alanınıza ve kısıtlı zamanınızı nasıl değerlendirmek istediğinize göre değişir elbette ancak ben bugün gidiyor olsam 3 günü de Prag’da geçirmeyi tercih ederim. İyi yolculuklar.
      http://www.arpaboyuyol.com/prag-gezi-rehberi/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir