Ana sayfa » Dikenli Kampı
yeni yol arkadaşımızla ilk kampımız!

Yeni bir rota planlarken önceliklerimiz sosyal medyada popüler olmaması ve yolun zorluk derecesi şeklinde sıralanıyor. Karşılaştığımız olumsuzlukları tekrar görmemek için, yola çıkacağımız günün güneşli değil de yağmurlu olmasını gözler olduk! Dikenli Köyü ile de bu sayede tanıştık.

mor renkli çiçek, güneşe gülüyor!
mor renkli çiçek güneşe gülümsüyor!

Bu hafta sonu, tek tatil günümüzde, iki aile İstanbul’a yakın bir yere gidelim istedik. Şehrin bunaltıcı beton yığınları arasından sıyrılıp dere kenarında kurbağa sesi dinleyecektik. Geçen sene kamp kurduğumuz Şile Hacıllı Köyü‘ne bu kez offroad aracımız ile gittik. Çok keyifli bir yaz akşamı geçirmiştik.

Hayaller ile hayatlar örtüşmedi maalesef. Güneşli bir pazar gününde, gördüğümüz manzara karşısında hava almak için bile araçtan inmeye gerek duymadık.

Nerede ise üst üste parketmiş onlarca araç arasından görebildiğimiz curcuna, adım başı ve dumanı birbirine karışmış mangal ateşleri, hemen yanlarında terkedilmiş çöp yığınları arasında koşturan çocuklar, sağda solda ulu orta tuvaletini yapan erişkinler, dere kenarına kadar indirdikleri lüks sınıf araçları arasında uzanmış geleni geçeni gözetleyen adamlar…

Aracın manevra yapabilmesi için girebildiğimiz dar alanda dikkatli bir manevra yaparak toprak yola dönüyoruz. Aracımıza güvenerek toprak yolun bizi götürdüğü yere kadar devam edeceğiz!

* * *

Wikiloc uygulaması üzerinden takip edebildiğim toprak yoldan devam ediyoruz. Bulabildiğimiz ilk düzlük alan ise Kocaeli’ye bağlı görünüyor. Bu akşam Dikenli Köyü’nü seyreden bir tepede kamp kuracağız. Havada hafif bir esinti var ve nem oranı gayet makul. Tam gün batmadan çadırları kurduk derken şiddetli bir sağanak başlıyor ve yaklaşık on beş dakika çadırdan dışarı çıkamıyoruz.

Bulutların dağıldığını müjdeleyen güneş ışığı ile çadırlardan çıktığımızda bize sürpriz olan gökkuşağı yüzümüzü güldürüyor.

* * *

Akşam yemeği, çay sohbeti ve büyük bir rekabetin yaşandığı scrabble mücadelesi esnasında saatler hızla geçiyor. Hava iyice kararmışken bir kaç kilometre mesafedeki köyden bir kaç el silah sesi duyuyor ama fazla önemsemiyoruz.

Tepemizi aydınlatan yıldızları seyrediyor ve telefon uygulamalarının da yardımı ile bir kaç takım yıldızını tespit edebiliyoruz. 

Biz masayı toplarken tuvalete giden arkadaşlarımız kısa süre içinde ve biraz da paniklemiş şekilde dönüyor. Tarif ettikleri sesler bize çevrede yaban domuz olabileceğini düşündürüyor. Köyden ateş edilmesini de bu sebebe bağlıyor ve gürültü çıkarmaya başlıyoruz. Çalılıklar arasına ışık tutuyor, araç ile çevrede biraz gürültü çıkarıyoruz. Herkesin uykusu kaçtığına göre artık çadırlara çekilebiliriz! Uzun süredir bu kadar derin ve huzurlu uyumamış olabilir miyim?

Sabah, henüz erken saatlerde çadıra vuran gün ışığı ile uyanır gibi olsam da önümüzdeki çalılık güneşin önünü kesiyor ve tekrar dalıp gidiyorum.

Dikenli'de sabah oluyor!
Dikenli’de sabah oluyor!

Saat 8 gibi kalkıyor ve kahvaltı öncesi, eşimle çevrede kısa bir tur atıyoruz. Topu topu 310 metre rakımlı tepeciğin üzerinden gördüğümüz diğer tepeler, bu tepeler üzerindeki köyler ve aradaki yamaçlara çöken bulut denizinin manzarası o kadar huzur veriyor ki, iyi ki vazgeçmemiş ve yola devam etmişiz diye düşünüyoruz!

Bulutlar arasından yer yüzüne inerken dikenlere fazla dikkat etmiyor ve sabah sabah şortla çıktığım çadıra bacaklarım kan içinde geri dönüyorum. Siz siz olun kamp eşyalarınızı hazırlarken yanınıza pantolon, uzun çorap ve ilk yardım setinizi almayı unutmayın!

Kahvaltıda yediğimiz muhlama için Ünyeli kamp arkadaşımıza tekrar teşekkürler, ellerine sağlık!

15.07.2018

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir