Hafta sonu tatili için Ege’nin şirin köylerini gezmeye gidiyoruz. Sırtını Bozdağlar’a dayamış Ödemiş kasabasını ve çevresini gezip göreceğiz.

Günün ilk ışıkları ile Ödemiş’e varıyoruz. Kahvaltının ardından meşhur Cumartesi pazarının kurulduğu meydana gidiyoruz. Ödemiş Pazarı esnafı, Tire Pazarı’nda da olduğu gibi gibi belediye hoparlöründen yapılan bereken duası ile güne başlıyor. Pazar yerinde tezgah açmış teyzeler el emeği göz nuru işledikleri oyaları ve çeyiz sandıklarından çıkardıkları kanaviçeleri satıyorlar.

Pazar yerinden ayrıldıktan sonra Ödemiş sokaklarında dolaşıyoruz. Birer katlı evlerin arasına sıkışmış atölyelerde esnaf ile sohbet ediyor ve fotoğraflarını çekiyoruz.

Ödemiş sokaklarında sepetçilik, süpürgecilik gibi kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel mesleklerin ustalarına rastlamak mümkün. Ustaların çoğu bu sabah ürünlerini satmak için şehre gitmişler ve dükkanları kapalı. Sohbet ettiğimiz bir ustanın gönlü bizi eli boş göndermeye el vermiyor ve süpürge saplarının arasındaki tezgahının başına geçip tüm imalat sürecini aşama aşama gösteriyor.

Ovakent Köyü

Ovakent biz sessiz sakin karşılıyor. Sokaklarda pek kimseye rastlamıyoruz. Çeşit çeşit meyve ağaçları arasından bizi görüp çıkan ev sahiplerinin dalından ikram ettikleri meyveler ile incire ve üzüme doyuyoruz.

Ödemiş Ovakent evleri

Ödemiş Ovakent evleri

Bademli Köyü

Bu akşam Bademli’de bir düğün varmış ve köprünün karşısındaki pazar yerinde kocaman bir sofra kuruluyormuş. Köyde herkes düğün hazırlıklarına yardım etmek için pazar yerinde toplanmış. Köy meydanında kimi görsek bize yol tarif ediyor ve birkaç sonra başlayacak yemeğe ve akşam da düğüne davet ediyor. 

Bademli Köyü sokaklarındaki geleneksel ev mimarisi ilgimi çekiyor. Özellikle balkonlar ve balkonları nerede ise tamamen korkuluklar var.

Pazar yerine giden tarihi köprünün ayağında bir keçe atölyesi görüyoruz. Ustalarla sohbet ediyor ve imalatı izliyoruz. Keçecilik bölge için önemli bir üretim ve geçim kaynağı. Örneğin, Ödemiş’de kaldığımız otelde taş zeminin keçe ile kaplanmış olması da keçenin farklı bir kullanım alanı olarak karşımıza çıkıyor.

Kambersiz düğün olmaz deyip düğün yemeğinin verildiği pazar yerine varıyor, pek lezzetli yemeklerden yiyoruz. Köy meydanında rastladığımız, fotoğrafçı bir abinin peşine takılıyor ve kaybolmaya yüz tutmuş başka bir mesleğin üretim sürecine şahit olma fırsatı yakalıyoruz. Şanslı günümüzdeyiz!

Ödemiş Bademli evleri

Ödemiş Bademli evleri

Misafir olduğumuz bahçede, ceviz veya zeytin hasatında kullanılan uzun sırıklar imal ediliyor. Vakti zamanı ile, sadece Ödemiş Bademli ve komşu Aydın köylerinde yaygın olarak üretilen sırıklar tüm Türkiye’de alıcı bulurmuş. Günümüzde ise ceviz sırığı üretim yapan bir kaç hane kalmış.

Uzun ceviz sırıkları, dört yıllık kestane delisi (aşısız kestane ağacı) dalından yapılıyor ve dış kabukları bıçak ile soyulduktan sonra kurutulmak için fırınlanıyor. Fırınlama aşamasından sonra malzemesinin de özelliği ile halen esnek olan sırıklar düzleşmeleri için kasnakta geriliyor. Basit bir düzenek üzerinde yapılan bu işlem ustalık gerektiriyor. Zira kurutulmuş sırıkların kırılmadan düzleştirilebilmesi gerekir. Düzeltilen sırıkların uçları tek teker sivriltilip kalan kabukları da temizleniyor. Son aşamayı da geçen sırıkları tamamen kurumaları için açık alanda bırakıyorlar.  

Ilıman iklimi ile fidancılığın yaygın olduğu Ödemiş Bademli Köyü, Türkiye üretiminin büyük çoğunluğunu karşılıyormuş. Bizi, her sene Mayıs ayının son haftasında düzenlenen ve tam bir şenlik havasında geçen Kiraz Festivali’ne davet ediyorlar. 

Fırınlanarak nemi alınmış sırıklar bir sonraki aşamada kasnakta gerilerek düzleştiriliyor.

Fırınlanarak nemi alınmış sırıklar bir sonraki aşamada kasnakta gerilerek düzleştiriliyor.

Birgi Kasabası

Öğleden sonra, İzmir’e 120 km ve Ödemiş’e yaklaşık 9 km uzaklıkta yer alan Birgi kasabasına gidiyoruz. Birgi, antik çağlardan günümüze sosyal ve siyasi önemini korumuş ve günümüze sit alanı olarak tescil edilmiş şirin bir kasaba. İlk kez geldiğim Birgi sokaklarında dolaşırken restore edilmiş ve restorasyonu devam eden geleneksel evler ve tarihi eserler görüyorum (2011).

Birgi’ye geldiğinizde özellikle Ulu Camii ve Çakırağa Konağı‘nı ziyaret etmenizi öneririm.

Güncelleme: Birgi tarihi kent bölgesi, 2012 yılında Dünya Kültür Mirası adayları arasında yer aldı.

Kasabanın en turistik adresi olan meşhur Çakırağa Konağı’nı bu sefer es geçiyoruz. Arka tarafındaki rampa sokaktan aşağı doğru yürürken mis gibi yemek kokusu alıyor ve kokunun izini sürmeye başlıyoruz. Sokağın sonundaki fırının yanına kadar iniyoruz ve civar evlerin ortak kullandığı taş fırında ekmek pişiren Abide teyze ile sohbet ediyoruz. Abide teyze, tepsilerin fırına yeni girdiğini ama saat 12’de evine gelmemizi tembihliyor. Karşıdaki mavi boyalı ev!

Güneş tepemizde yükselmeye başladığında söz dinleyen küçük çocuklar gibi kendimizi Abide teyzenin evinin önünde buluveriyoruz. Abide teyze pencerede bizi gözlerken, torunu da koşarak yanımıza geliyor. İki katlı küçücük bir evin avlusunda tabureleri diziyor ve sininin etrafında bize de yer açıyorlar. Tansiyon hastası olan ve düzenli ilaç kullanması gereken Abide teyze bu evde iki oğlu, gelini ve torunu ile yaşıyor. Bol malzemeli ve nohut mayalı hazırlanan lezzetli ekmekler ve pidelerin tadı damağımızda kalıyor. Ne sofraya ne de sohbete doyamamışken Birgi’den ayrılma saatimiz geliyor.

Birgi evleri

Birgi evleri

Ödemiş

Tüm gün gezip dolaştıktan sonra akşam yemeği saatinde Ödemiş’e dönüyoruz. Menüde ünlü Ödemiş Köftesi var. Uzun ince hazırlanmış köfteler yağda veya ızgarada kızartılarak sunuluyor.

Yemekten sonra Ödemiş sokaklarında dolaşıyoruz. Nerede ise tüm dükkanlar berber veya kahvehane olarak peş peşe sıralanmış. Şaşırıyoruz. Rekabet bu kadar yüksek olunca Ödemiş’de tıraş olmak da çay-kahve içmek de oldukça hesaplı geliyor!

Tire Ali Efe Hanı Kahvesi

Tire Ali Efe Hanı Kahvesi

Tire

Pazar sabahı sağlam bir kahvaltı sonrasında yola çıkıyor ve 40 km mesafedeki Tire’ye gidiyoruz. Tire sokaklarında veOsmanlı döneminden günümüze kullanılmakta olan arastada dolaşıyor, emektar ustalarla sohbet ediyoruz. Bademli Köyü’nde bir atölyede izlediğimiz keçe imalatını Tire atölyelerinde de sıkça görmekteyiz.

Ege bölgesinde yaygın olan rahvan yarışlarına katılmış atlar bugün yorgun. Gün boyu handa otluyor ve dinleniyorlar. Atların olduğu hanın önündeki kahvehanede mola veriyor ve dama benzeri bir oyun oynayan Tirelilerle sohbet ediyoruz. Yörede yaygın olan diğer bir oyunun ismi ise “karambol. Tire’ye ikinci gelişimde, bu oyunu izleyip kurallarını öğrenme fırsatı buluyorum.

Tire gezimizin bugün için son durağı Hacıbaba Restoranı oluyor. Tire’ye gelmişken Tire Köftesi yemeden dönmüyoruz. Görüntü olarak Ödemiş Köftesi’ne benzemek ile birlikte çok daha lezzetli!  Tatlı olarak ise üzerinde böğürtlen reçeli ile servis edilen bir dilim lor peyniri önerilir!

Tire tekrar tekrar gidilesi, keşfedilesi, fotoğraflanası, kaybolmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarının ustaları ile sohbet edilesi şirin bir kasaba. Özellikle tüm dükkanların açık olduğu ve Tire Pazarı’nın kurulduğu bir Salı günü tekrar gelmek isterim!

Ekim 2011