Batı Karadeniz kamp rotamızın üçüncü günündeyiz. Karabük Yenice’den Araç (Kastamonu) yönüne devam ederken Safranbolu sapağında trafiğin açık olduğunu görüyoruz. Safranbolu’ya gelmek için daha önce iki kez niyetlenmiş ancak tur otobüslerinin trafiğini aşıp da şehre girememiştik. Safranbolu’da öğle yemeği molası verecek ve kısa bir şehir turu yapacağız.

Aracımızı şehrin gezilecek yerlerine yakın mesafede ama henüz arnavut kaldırımlı dar sokaklarına varmadan sakin görünen bir sokakta park ediyoruz. Safranbolu çarşısında ve sokaklarında gezerken gördüğümüz üzere, yoğun araç trafiği hem sosyal hayatı hem de mimari dokuyu olumsuz etkiliyor. Son kapıya kadar araçları ile gitmek isteyen, lüks araçlarını daracık sokaklara park etmeye çalışan turistler nedeni ile çarşıda ve sokaklarda gereksiz bir karmaşa ortamı doğuyor.

Haritaya bakılırsa bir kaç saat geçirdiğimiz şehirde yaklaşık 1,5 km yürüdük ve hemen hemen her yerini gezip gördük.

Safranbolu, 1994’de Unesco tarafından Dünya Mirası Listesine alınmış ve özellikle son iki yüzyıla tarihlenen ahşap konakları ile turistlerin yoğun ilgisini çekiyor. Kanyonun iki yamacında 800 kadarı koruma altına alınmış yaklaşık 2000 adet ev yer almakta.

Bugün büyük çoğunluğu butik otel olarak yaşatılan tarihi ahşap konakları içinde, yöresel eşyalar ile döşenmiş ve yerel yaşamın canlandırıldığı Kaymakamlar Gezi Evi gezilebilir. Klasik Batı Karadeniz mimarisi içinde, bu evlerde bana özellikle pencerelerdeki ahşap parmaklıklar farkı geliyor. Uğur getirmesi için, çatı ucuna veya köşesine asılan geyik boynuzları ise göçebe atalarımızdan kalmış kültürel bir miras olmalı!

Safranbolu'nun klasik mimarisini yansıtan tarihi bir ev

Safranbolu’nun klasik mimarisini yansıtan tarihi bir ev

Karstik bir coğrafi zemin üzerinde kurulu Safranbolu’nun tarihi merkezinde Cinci Hamamı ve her köşe başında, yer altı suları ile beslenmiş çeşmeleri var. İlçe genelinde, yazıtlı veya yazıtsız 93 adet çeşme kültür varlığı olarak tescil edilmiş ve büyük çoğunluğu yakın zamanda başlatılmış bir proje ile restore edilmiş.

Yağışlar ve yer altı suları, bazı kaya türlerini kimyasal olarak eritebiliyor ve neticede karstik yer yüzü şekilleri ortaya çıkıyor. Anadolu’da Toroslar bölgesinde ve Batı Karadeniz’de bu şekilde oluşmuş mağaralar, çukurlar veya şelaleler görebiliriz. Safranbolu’yu gezerken, tarihi ticaret yollarının kesiştiği  bu kentin aynı zamanda Kuzey Anadolu Fay hattı üzerinde kurulduğunu da unutmamak gerek!

Henüz ziyaretçi kabul edilmeyen ve pek çok kişinin de bilmediği Safranbolu yer altı tünelleri de bu coğrafi alt yapının neticesinde oluşmuş ve belki zamanında hem ticari hem de siyasi amaçlarla kullanılmıştır.

Ticari yolların da kesişim noktası üzerinde kurulmuş kent ortaçağ boyunca gelişmiş ve genişlemiş. 1600’lü yıllarda günümüzde gezdiğimiz çarşıya kadar ulaşmış. Bugün şehrin içinde kalmış bu engebeli zemin, bölgedeki kanyonun üzerinin kemerler ile kapatılarak imara açılması ile elde edilmiş. Kanyonda kesişen derelerin üzeri 1640’lı yıllarda kesme taşlarla kapatılarak zemin düzeltilmiş. Bakırcılar Çarşısı, Demirciler Çarşısı, hemen yanındaki Köprülü Mehmet Paşa Camii ve diğer uçta Cinci Han ve hamamı bu bölge üzerinde inşa edilmiş.

Yaklaşık 4 asırlık bu tünellerin inşası, kullanılan mühendislik teknikleri, temiz su giderinin ve lağım giderinin ayrıldığı kanalizasyon alt yapısı ile ilgili internette çeşitli yazılar ve akademik çalışmalar bulabilirsiniz.

Safranbolu'nun tarihi evlerinin çoğu bugün butik otel olarak hizmet veriyor

Safranbolu’nun tarihi evlerinin çoğu bugün butik otel olarak hizmet veriyor

Safranbolu’nun üzerinde kurulduğu bu akarsuların varlığı, zamanında bölgede deri ticaretinin gelişmesinin de önünü açmış. Günümüzde harabe olan ve restore edilmesi planlanmış tabakhane bölgesi kentin güneyinde, dere yatakları üzerinde kalıyor. Modern dünyada deri işleme zanaatını halen geleneksel yöntemlerle ve geleneksel tabakhanelerde sürdüren Fas’ın meşhur Fez şehrinin de dere yatakları üzerinde kurulmuş olduğunu unutmamak gerek!

Şehrin ismin aldığı Safran çiçeği yöreye has endemik bir tür ve üretim alanı bu kadar dar olduğu ve düşük verim alındığı için oldukça pahalı. Dünya ticaretinde İran’ın lider olduğu bu soğanlı bitki gıda, boya ve kozmetik sektörlerinde kullanılıyor. Safranbolu sokaklarında safran çiçeği veya baharatı ile özdeşleşmiş safranlı lokum haricinde bir hediyelik eşya veya yemek göremedim. Halbuki İran’da, yol üstündeki ücra bir dağ kasabasında ufak bir lokantada bile safranlı pilav yediğimizi hatırlıyorum.

Safranbolu oldukça turistik olmasına karşın çarşıdaki restoranlarda ön planda fast-food menüler sunulması bizi şaşırtıyor. Öğle yemeği için çarşı içindeki Kazan Sofrası’na oturuyoruz. kiren şerbeti (karadut) içiyor ve peruhi ile yayım yemeklerini deniyoruz.

peruhi: Mantı hamuru içine, süzme yoğurt ve kuru nane karışımı konularak, üzerinde kızgın yağ ile servis edilen Safranbolu mantısı

yayım: Ev kesimi makarna (erişte) ceviz ve keş (peynir çeşiti) ile servis edilir.

Safranbolu menüsünde, tam da mevsimi olan, çavuş üzümü yaprağı ile yapılmış sarmalar aklımızda kaldı.

Kent Tarihi Müzesi - Safranbolu Lokumcusu

Kent Tarihi Müzesi – Safranbolu Lokumcusu

Safranbolu Kent Tarihi Müzesi, kale kalıntısı eteklerinde, daha önce Hükümet Konağı olarak kullanılmış binanın restore edilmesi ile açılmış. Bölge aynı zamanda seyir terası olduğu için oldukça keyifli. Müzede hikayesi binlerce yıl geriye giden kentin farklı dönemlerine ait eserleri, el yazma kitapları, belgeleri ve fotoğrafları görebilirsiniz. 1928 basımı eski yazı bir masal kitabı ilgimi çekiyor. Anneannemin bana küçükken anlattığı masalları hatırlıyorum. Ona da, eski yazı bir kitaptan annesi okurmuş. Muhtemelen aynı kitap: Binbir Gece Masalları!

Kaybolmaya yüz tutmuş yerel mesleklerin canlandırılmasına ayrılmış ilk katta şekerci odasında Safranbolu lokumunu marka haline getiren ailenin fotoğrafları ilgi çekici. Müze, Pazartesi hariç her gün 09:00-17:30 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Giriş ücreti 5 TL.

Bahçedeki Saat Kulesi, Sultan 3. Selim zamanında sadrazam olan Safranbolulu İzzet Mehmet Paşa tarafından 18. yüzyıl sonunda yaptırılmış. Haftada bir kurulan ve iki asırdır teklemeden çalışan saat, Anadolu’daki benzerleri içinde fark yaratıyor.

Safranbolu rotanızı genişletmek isterseniz bir kaç kilometre mesafedeki Yörük Köyü‘nü ve Karabük tarafında Bulak Mencilis Mağarası‘nı da ziyaret edebilirsiniz. Doğa ile içiçe bir rota peşindeyseniz, yine yakın çevrede Yenice ormanında veya Küre Dağları eteklerinde Ulus, Amasra veya Araç bölgesinde kamp kurabilirsiniz.

Safranbolu Saat Kulesi

Safranbolu Saat Kulesi

20.08.2018