Siena’dan tren ile San Gimignano kale şehrine doğru yol alıyorum. Yolculuk boyunca Toskana’nın meşhur üzüm bağlarını seyrediyorum. Köy evleri ve makaralı çamaşır ipleri dikkatimi çekiyor.

San Gimignano küçük ve oldukça turistik bir kasaba ve buraya en yakın Poggibonsi Garı gişesinde çalışan görevliler İngilizce bilmiyor. Bu akşam Floransa’ya konaklayacağım ve gardan ayrımadan önce Floransa için otobüs veya tren biletimi almak istiyorum.

Tren bileti, otobüs biletine göre 2 euro daha pahalı ancak yağmurlu havada otobüs yolculuğunun daha uzun sürebileceğini öngörerek tren ile seyahat etmeye karar veriyorum. 

Gar binasında, sırt çantamı ve eşyalarımı bırakabileceğim bir emanet odası bulunmuyor. Valizim ile birlikte, tren istasyonunun önündeki otobüs durağına gidiyorum ve bu duraktan hareket eden belediye otobüsü ile ortaçağ mirası surların kapısına kadar ulaşıyorum.

Otobüste, Güney Afrikalı bir çift ile tanışıyorum. Bir süredir Avrupa’da seyahat ediyorlarmış ve gittikleri şehirde coachsurfing sistemine dahil evlerde konaklıyorlarmış. İtalya’da konaklama için hiç ücret ödememişler. Beni Güney Afrika’daki evlerine davet ediyorlar.

Biz otobüse binerken başlayan yağmur henüz San Gimignano’ya varmadan şiddetini artırıyor. Öyle ki, ring sefer yapan otobüsten hiç inmeyerek gara geri dönmeyi bile düşünüyorum. Otobüs şoförü, en önde oturmuş heyecanla etrafı seyreden turistlerin yüzlerindeki ekşimeyi farketmiş olacak ki, “bakın tepenin ardında hiç bulut yok, şanslısınız” diyerek bizi avutmaya çalışıyor.

Haklı çıkıyor. Yaklaşık 15 dakika sonra, San Gimignona’ya varıyoruz ve yağmur şiddetini yitirmiş görünüyor.

San Gimignano surları ve yüksek kuleleri

Tarihi San Gimignano bölgesi, Siena şehrine bağlı bir Ortaçağ kasabası olarak tarif edilebilir. Etrafı surlarla çevrili olan kasaba orijinal dokusunu 14. yüzyılın ikinci yarısından bu yana korumakta!

Vakti ile, Roma ve Floransa arasında Via Francigena rotasını yürüyen hacılar için önemli bir durak olmuş şehrin soyluları 1199’da bağımsızlıklarını ilan etmiş . San Gimignano şehri 12-13. yüzyıllar arasında en zengin günlerini yaşamış. Özgür kentin varlıklı aileleri, zenginliklerini göstermek için Toskana’nın yüksek bir tepesinde kurulu şehirde iki ana meydan ve tahminen 72 tane kule inşa etmiş. 14. yüzyıl ortalarında baş gösteren kıtlık ve veba salgını neticesinde kasabanın nüfusu hayli azalmış ve kasaba Floransa’nın kontrolüne geçmiş.

Ortaçağ feodel döneminin önemli bir mirası olan San Gimignano tarihi bölgesi 1990 itibari ile Unesco Dünya Mirası listesinde yer almakta!

Taş sokaklarda, şiddeti azalmış olsa da aralıksız devam eden sağanak altında geziyor ancak ne pek fotoğraf çekemiyorum. Tarihi ortaçağ kalesi içinde yaklaşık bir saat kadar dolaştıktan sonra, ilk otobüs ile şehir merkezine geri dönüyorum. Bu anlamda, San Gimignano aklımda kalmış, tekrar gidip görmek istediğim şehirlerden birisidir. 

Toskana bölgesinin tüm yerleşimlerinde olduğu gibi San Gimignano’nun da şarabı ve çeşit çeşit peynirleri oldukça meşhur!

tarihi San Gimignano şehri Toskana bölgesine hakim, yüksek bir tepede kurulmuş.

tarihi San Gimignano şehri Toskana bölgesine hakim, yüksek bir tepede kurulmuş.

San Gimignano – Floransa tren yolculuğu

Surların  önündeki otobüs durağından hareket eden ring otübüs ile tekrar Poggibonsi Tren İstasyonu’na gidiyorum. Yağmurlu havada yolculuk yaklaşık 20 dakika sürüyor.

Floransa treninin hareket edeceği peronu ararken İtalyanca bir anons yapılıyor. Peronda bekleyen yolcular arasında boş bir yer bulup oturuyorum. Bankın diğer ucunda oturan yaşlı bir amca bana bakarak “bu trenler için zar atmak gerek” diye söyleniyor.  Sohbet etmeye başlıyoruz ve İtalya’daki tren seferlerini şöyle açıklıyor.

İtalya’da hızlı, bölgesel (provincel) ve yerel (local) sefer olmak üzere üç tür tren seferi varmış. Az önceki anons ile de, beklediğimiz Floransa treni için 70 dakika rötar olacağı duyurulmuş. Kötü haberi alınca, Floransa’da rezervasyon yaptığım otele SMS gönderiyorum.

Bu esnada yeni bir anons yapılıyor. Alt kata inip 2. peronda beklememiz söyleniyor. Beş dakika sonra ise ilk perona geri dönmemiz duyuruluyor.  Diğer yandan, biz bir aşağı, bir yukarı peron değiştirirken gar içindeki duyuru panosunda İngilizce olarak, Floransa treninin 20 dakika rötar yaptığının yazmaya başlıyor.

Bir dakika içinde Floransa treni perona yanaşıyor. Böylece, sadece beş dakikalık bir gecikmenin ardından 15:50’de hareket ediyoruz.

Floransa’ya varmadan önceki son durakta, peronlar arasında dolaşan bir görevli yaşadığımız rötar nedeni ile son istasyonda bilet gişesine başvurabileceğimizi ve bilet ücretinin iade edileceğini anlatıyor. Anonsu İtalyanca ve İngilizce olarak yapıyor ancak beş dakikalık bir gecikme için durumu fazla sorgulamıyorum. 

01.07.2011