Orada bir köy var, uzakta!

İran’ın orta batı yönünde kalan Sar Agha Seyed köyünün yollarında gittiğini, gördüğünü bildiğimiz kimse yok ama tek bir fotoğraf karesinin peşinde, sabah erkenden İsfahan‘dan yola çıkıyoruz.

Şehirden çıkarken, tahmini yolculuk süremiz beş saat. 

İran'ın yüksek dağlarında kar hiç kalkmıyor, rakım 3100 metre

İran’ın yüksek dağlarında kar hiç kalkmıyor, rakım 3100 metre

İran yollarında  uzun mesafelerde ne bir  benzin istasyonu ne de bir köy görmek mümkün. Rehberimizin önerisi ile köye 45 km mesafede, henüz asfalt yol bitmemişken vardığımız son kasabada öğle yemeği molası veriyoruz. Masadaki taze kesilmiş etler hemen kapı önünde ızgara yapılarak sofraya getiriliyor. Yanında da bol naneli bir bardak ayran ve üzeri safran ile süslenmiş yağsız İran pilavı yiyoruz.

Bir kaç kişilik bir sediri ve tek masası olan bu küçük dükkanın tuvaletinde elektrik kesildiği için sular akmıyormuş ve bu nedenle kasabanın camisine gitmemizi söylüyorlar. Tahran’dan Şiraz’a, yaklaşık 2000 km yol yaptığımız bir hafta boyunca, yol üstünde durakladığımız tüm benzin istasyonlarında veya kasabalardaki tuvaletlerde su ve sabun bulunuyor.

İran'ın dağ yollarındayız, oldukça büyük bir sürü yolumuzu kesiyor.

İran’ın dağ yollarındayız, oldukça büyük bir sürü yolumuzu kesiyor.

Yola çıkalı yaklaşık altı saat olmuşken, henüz ortada herhangi bir hayat belirtisi bile yokken, şehirde ortalama 40 dereceye dayanan sıcaklığa rağmen 3100 metrede karlı dağların kıyısında,  bugüne kadar geçtiğim en tehlikeli virajlarda, ancak yürüme hızında yol alabilirken acaba zamanda bir yolculuğa çıktık ve ne bir köye ulaşabilecek ne de geri dönebileceğiz diye de düşünmüyor değilim. Neyse ki, İranlı şoförümüz daha önce bir kaç kez, rehberimizin ise bir kez bu köye gitmiş olduğunu duymak içimizi bir parça rahatlatıyor.

İran'da dağ yollarındayız

İran’da dağ yollarındayız

Köye 15 km kala başlayan toprak yol gittikçe kötüleşiyor.

Yolculuğumuzun son bir saatini yoldan aldığımız köylü kadınlarla devam ediyoruz. Yaz günlerinde dağlara çıkıp yabani otları topluyor ve kuruttuktan sonra şehirde satıyorlarmış.

Yaklaşık sekiz saatin sonunda, hayli uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından, toprak yol da bitiyor ve biz Sar Agha Seyed’e ulaşıyoruz. Gün batımı öncesi ancak iki saatimiz olacak.

Sar Agha Seyed köyünün kerpiç evlerinde, bir tanesinin çatısı diğerinin bahçesi olmuş

Sar Agha Seyed köyünün kerpiç evlerinde, bir tanesinin çatısı diğerinin bahçesi olmuş

Şirazlı bir Pers olan genç rehberimizin köy halkı ile iletişim konusunda da tereddütleri var. Etnik kimliği Lurish (Bahtiyari) olan ve geçmişte kapalı bir grup olarak yaşayan bu insanlar ancak yılın altı ayı açık köy yolu ile şehre ulaşıyor. Köyün yaşlıları, Türkçe ve Arapça’dan en az şekilde etkilenmiş olan Pers dili lehçesi Luri dilini konuşuyor.

Köyde bir ilkokul var ve çocukların eğitime devam edebilmesi için tüm kışı köy ile iletişim kuramadan şehirde geçirmesi gerekiyor. Yolların açık olduğu altı ayda nüfusu 3000 kişi olan köyün nüfusu, yolların kapandığı kış aylarında ise 1000 kişiye iniyormuş. Bu sene, Mayıs ortasında yol açılalı henüz on gün olmuş ve daracık yollarda iş makinaları ile ard arda ilerlediğimiz virajlarda, kara saplanmak ile toprak yola tutunmak arasında gidip gelmelerimiz neticesinde köyün ilk “harici” (yabancı) misafirleri oluyoruz. 

Oldukça fakir olan, tarım ve hayvancılık ile geçinen köylüler, yazın hazırladıkları yiyecekleri ve dağdan toplayıp kuruttukları şifalı otları kışın şehirde ve köy çıkışındaki kutsal bir kabri ziyarete gelen şehirlilere satıyorlar.

Sokakları olmayan köyün kerpiç evleri arasında taştan basamaklarında köyün tüm çocuklarını peşimize takıyor; bahçesi, diğer evin damı olmuş avlularda dolaşıyor, çeşme başında halı yıkayan kadınlarla sohbet ediyoruz. Büyük kentlerde olduğu gibi burada da Türk ve müslüman olmamız sempati topluyor. Bizi ilk gördüklerinde hırçın ve kaba tavırlı çocuklar yavaş yavaş varlığımıza alışıyorlar.

2600 metre rakımdaki köyde karasal iklim hakim ve gün batımı ile birden serinlemeye başlayan havada, avlusundan köyü seyrettiğimiz yüksekteki bir evin çay ikramını ile günü bitiriyoruz.

17.05.2016

biz çocukken "beş taş" oynardık; İran'ın karlı dağları arasında, hayli zorlu yollarını aşıp da vardığımız uzak bir köyünde çocuklar "yek dü" oynuyor.

Biz çocukken “beş taş” oynardık; İran’ın karlı dağları arasında, hayli zorlu yollarını aşıp da vardığımız uzak bir köyünde çocuklar “yek dü” oynuyor.

Uzun bir yolun sonundaki, Sar Agha Seyed köyünde, karanlık geceyi kerpiç evlerin loş ışıkları aydınlatıyor

Uzun bir yolun sonundaki, Sar Agha Seyed köyünde, karanlık geceyi kerpiç evlerin loş ışıkları aydınlatıyor

Çocuk olmak güzeldir, Sar Agha Seyed, İran, Mayıs 2016

Çocuk olmak güzeldir, Sar Agha Seyed, İran, Mayıs 2016