Ana sayfa » Blaundus Antik Kenti
Blaundus Antik Kenti - Kamu Yapısı

Blaundus Antik Kenti

Yeni güne Uşak kanyonlara karşı, ormanlık alanda kurduğumuz kampta uyanıyoruz. Ekim sonu itibari ile  soğuk bir gece geçirdik. Uyandığımızda çadırımızın üzerine ve toprağı çiy düşmüş. Neyse ki güneş hızla yükseliyor ve kahvaltı sona erene kadar çadırımız kuruyor. Bugün için uzun bir rota planladık ve gecikmeden yola çıkıyoruz. İlk durağımız Blaundus Antik Kenti olacak.

Blaundus Antik Kenti, çevresi derin vadiler ile açılmış bir yarımada üzerine kurulmuş. Antik dönemde Lidya ve Frig toprakları ile sınırlanmış olan bölge, ulaşılması zor konumu sayesinde stratejik önemini uzun süre korumuş.

Kurak geçen yaz mevsiminin ardından tepe oldukça çorak görünüyor. Antik kentin su ihtiyacı su ihtiyacı yaklaşık 8 km mesafedeki su kaynağından karşılanmış (İnan Köyü). Bugün iki köy arasında kalan güzergahta su kemerlerinin izi bulunmuş. Günümüze kadar ayakta kalan tek kemer parçasını antik kente yaklaştığımızda, yol kenarında görüyoruz.

Kentin tek girişi olan Kuzey Kapısı’nın önüne kadar araç ile ulaşım mümkün. Kuzey surlarının arkasında bir kaç konteyner ve bekçi kulübesi var ancak kimseyi görmüyoruz. Kalıntılar arasında gezerken pek çok noktada güvenlik kamerası ve bu yönde uyarı levhaları yerleştirilmiş.

Vadinin diğer tarafında gün batımı - Uşak kampı
Vadinin diğer tarafında gün batımı – Uşak kampı

Blaundus harabelerinin bulunması ve arkeolojik çalışmalar

Harabeler ilk kez 1834 yılında İngiliz bir gezgin tarafından resmedilmiş ve araştırılmış. Söz konusu gravür çizimi bugün kent girişindeki bilgi panosunda da karşımıza çıkıyor. F. V. J. Arundel isimli gezgin, Göller Yöresi’nde yaptığı geziler sırasında çizdiği gravürleri ve derlediği notları “Küçük Asya Keşifleri” ismi ile yayımlamış. Yaklaşık iki yüzyıllık kitabın Türkçe çevirisini bugün kitapçılarda bulabilirsiniz.

Bir kaç yıl içinde bölgeye gelen başka bir İngiliz gezgin/jeolog Hamilton ise ziyareti sırasında bir yazıt bulur. Bu yazıtta “Blaundeon Makedonon” (Makedonyalı Blaundoslular) yazdığı anlaşılır. Araştırmalar sonucunda kalıntıların Blaundus Antik Kenti’ne ait olduğu ortaya çıkar.

1881 yılında İskoç W. M. Ramsay bölgeye gelir ve kente giden yolun artık fark edilemez olduğunu çalışmalarına ekler.

Kentteki ilk bilimsel kazı çalışması 1995 yılında Uşak Müzesi tarafından yapılmış. Sonraki yıllarda bir kaç kez yüzey araştırmaları yapılmış ve 2018 yılından itibaren arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları sürdürülmektedir.

Alman A. Filges 1999, 2000 ve 2002 yıllarında burada yüzey çalışması gerçekleştirir. Bu araştırmalar çok geniş kapsamlıdır ve 2006 yılında yayımlanır. 2016 yılında Blaundus antik kentinde kazı ve restorasyon çalışmalarına hazırlık olarak, çevre düzenleme çalışmasından bitki temizleme çalışmasına kadar bir dizi çalışma gerçekleştirilir.

Bilimsel çalışmalar, 2018 yılının kazı sezonunda ise Uşak Üniversitesi’ne bağlı bir kazı ekibi tarafından yeniden başlatılmış. Bu kapsamda yer seviyesinin iki metreye yakın bir mesafesinde ana cadde seviyesine kadar inilmiş ve kanalizasyon sisteminin bir kısmı ortaya çıkartılmıştır.

Blaundus Antik Kenti ve yamacın diğer tepesinde bugünkü Sülümenli Köyü
Blaundus Antik Kenti ve yamacın diğer tepesinde bugünkü Sülümenli Köyü

Blaundus Antik Kenti tarihi

MÖ. 333’de Makedonyalı komutan Büyük İskender Batı Anadolu’ya kadar ulaşmış olan Persleri yenerek bölge hakimiyetini ele geçirir. Doğu seferine devam ederken bir generalini Frigya Valisi olarak atar. Büyük İskender, on sene sonra Babil’de öldüğü zaman ise Makedon toprakları dönemin generalleri arasında paylaşılır. Barış sağlandığında, Uşak ve çevresi farklı bir general yönetime geçer.

MÖ 281-188 döneminde bölgede Seleukas Krallığı egemen olur. Antik kentin de bu dönemde, Makedonyalılar tarafından askeri koloni kenti olarak kurulduğu kabul edilmiştir.

Bergama Pergamon Krallığı döneminde de askeri amaçlı yerleşilen kentin nüfusu, Roma döneminde artış gösterir. Kentte imar çalışmaları başlar. Kent yamaçlarında ve vadi tabanında tespit edilen kalıntılar, şehir sınırlarının oldukça genişlediğini gösteriyor. Doğu Roma (Bizans) döneminde ise kente fazla önem verilmez, Sebaste Piskoposluk kentine (Uşak, Sivaslı yakınlarında) bağlanır. Zarar gören yapılar devşirme usulü tadil edilir. Kent nüfus kaybetmeye başlar. Blaundus ile ilgili ulaşılmış son kayıtlar 12. yüzyıla tarihleniyor.

Blaundus Antik Kenti, coğrafi konumu sayesinde, tarih boyunca düşmanlarının ulaşması zor bir kent olmuş. Bugün ise terkedilmiş ve aynı vadinin batısında kalan Sülümenli Köyü’nü seyrediyor.

Şehrin sembolü çifte at olarak ifade edilir. Ören yerinde gördüğümüz kalıntılar üzerinde biz denk gelmemiş olsak da, şehrin sembolü “çifte at” olarak ifade ediliyor.

Blaundus Antik kenit - Güney Tapınak veya Demeter Tapınağı
Blaundus Antik kenit – Güney Tapınak veya Demeter Tapınağı

Kent yapıları

Tiyatro – Stadyum – Sütunlu Cadde

Kentin doğu yamacında tespit edilen tiyatro ve stadyum yapılarından günümüze pek iz kalmamış (1. yüzyıl).

Sütunlu Cadde, doğuda Stadyum kapısından tepenin batı yamacına kadar uzanıyor. Günümüze ancak zemin basamakları ve bir kaç sütun ulaşmış.

Güney Tapınak – Demeter Tapınağı

Antik tapınağın, parçaları arasında bulunan bir kitabaye istinaden, Bereket Tanrıçası Demeter’e adanmış olduğu kabul ediliyor. Bilgilendirme panosunda, tapınağın güney ve kuzey alınlıklarında kalkan işlemesi olduğu yazılmış. Biz göremedik.

Kazı ekibi, ilerleyen dönemde devrilmiş parçaları restore ederek kent merkezinde kurulmuş tapınağı tekrar ayağa kaldırmayı amaçlıyor.

Güney Tapınağı civarında mermer bir tabla dikkatimi çekiyor. Bu kalıntının çok benzerini bir kaç gün sonra Antalya Müzesi’nde de görüyorum. Müzedeki mermer oyun taşı Perge Antik Kenti’nde bulunmuş ve Roma dönemine (1. yüzyıl) tarihlenmiş.

Blaundus Antik Kenti Güney Tapınak - Oyun Taşı
Blaundus Antik Kenti Güney Tapınak – Oyun Taşı

Kuzey Tapınak

Şehrin giriş kapısının ve surlarının dışında kalıyor. Okuduklarıma göre, tapınak sütunları yıkılmış. Dağınık durumdaki parçalar üzerinde zengin süslemeler yer aldığı yazıyor. Biz gitmedik.

Kamu binası

Balundus Antik Kenti’nin en dikkat çekici yapısı ise Kamu Binası olarak biliniyor. Blok taş duvardan günümüze ayakta ulaşmış taşlar adeta antik kentin sembolü olmuş durumda. Yapının kent bazilikası olduğu tahmin ediliyor.

Kaya mezarları

Rota hazırlık aşamasında okuduğum bir habere göre, yakın zamanda vadide yapılan arkeolojik çalışmalar ile, yaklaşık 1800 yıl öncesine tarihlenen 400 kaya mezarı tespit edilmiş. Haberde yer verilmiş fotoğraflarda,  mezar odalarının asma yaprakları, üzüm salkımları ve renkli çiçekler ile boyanmış olduğunu görünüyor.

Kaya Mezarları henüz ziyarete açılmamış.

20.10.2021

Benzer yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir