Ne sihirdir ne keramet! 15 Ocak 2010 günü güneş tutuldu. Tüm dünya bu astronomik olayı seyrederken ben gözlerimdeki miyop kusurunun lazer ile tedavisi için hastanedeydim. 

Bugün bir hafta doldu. Bir haftadır kendi başıma (gözlüksüz) görebiliyorum. İki gözüm arasında numara farkı var, sanki sağ gözüm daha az görüyor. Bu farkın kalıcı olmasından ve kaymayı tetiklemesinden korkuyorum

Bu korkumu dün beni muayene eden doktora sordum. Epitel dokumun zaman olarak iyileşmiş olması gerektiğini ve henüz erken evrede olduğumu, numaraların oturmasının en az bir ay alacağını söyledi. Numara tespiti de ilk ay sonundaki muayenede yapılacakmış.

Geçen hafta bu sabah yapılan ilk gün muayenemde, başka bir doktor vardı ve lensleri çıkardıktan sonra gözümün numara almadığını söylemişti. Bunun ne demek olduğunu bilmiyorum. Bugün, ilk güne göre daha net gördüğümü biliyorum. Salı günü ofisteki sunumu izlerken, sağ gözümün geriden geldiğini farkettim. O günden bu güne, durum değişmedi ama epitel dokumun iyileştiğini hissedebiliyorum. Gözümü kapatıp göz kapaklarıma dokunduğumda acımıyor!

İlk gün hariç, 3 farklı damlayı günde beşer kez damlatıyordum. Yarından itibaren bir damlayı bırakacağım. İlk bir ay dolana kadar, kalan iki damlayı günde beşer kez damlatmaya devam edeceğim.

Tedavi süreci tamamlandıktan sonra gözlerimde kuruluk kalmasından korkmuyor değilim. Ekşisözlükte okuduğum bir hikaye aklımdan çıkmıyor. Son aylarda kullandığım günlük lenslerin zararlarını hissetmeye başlamıştım. Tüm günü bilgisayar başında geçirdiğim, klimalı ofislerde gözlük yerine lens kullanmak faydasından çok zarar vermekte.

Sokakta olmayı ve fotoğraf çekmeyi özledim. Açık havada daha iyi görüyorum!

Epitel doku sorunum nedeni ile Pazartesi sabah da muayeneye gitmiştim. Ofisteki netsizliğin sebebi de gözümün kuruması imiş.

Yağmuru ve karı görmek, dokunmak çok güzel bir duygu!

İlk lens taktığımda da yağmur yağıyordu ve yüzümü göğe çevirim göğe bakmıştım. O gün yanımdaki insanlar ne kadar mutlu olabildiğim konusunda empati yapabilmişti. Bugün fark ettiklerim o günkü kadar yoğun değil ama yine de şahane hissediyorum.

Henüz bu duyguyu yaşamamış veya eksiğini görmemiş olan var ise hali hazırda kar yağıyorken yüzünü yukarı çevirip göğe baksa ya!

Bu talebim, gözlük kullanmanın ilk 5 sakıncası içine kesinlikle girmeli!

– – o – –

Yıllardır gözlük veya lens kullanan bir kaç arkadaşıma, gözlerimdeki lazer operasyonu sonrasındaki süreci anlatacağıma dair söz vermiştim. İlk günkü heyecanımı kelimelere dökmek oldukça zor ancak kısaca anlatmaya çalışacağım.

Lazer ile göz ameliyatı olmak hayatımın ilk 30 yılı içinde aldığım en kişisel karardı ve sanırım yanılmadım.

zeytin dalı

zeytin dalı

Çocukluk dönemi:

İlk gözlüğümü henüz 9 yaşımda, üçüncü sınıfa geçtiğim Eylül günlerinde kullanmaya başladım. Sağ ve sol gözlerimde  -1,50 miyop vardı. Ailemde gözlük kullanan kimseyi görmediğim için pek aşina bir durum değildi! Anneannemin zeytin gözlü torunu artık gözlük camlarının arkasından bakıyordu.

Okula başlamadan önce de doktora gittiğimizi hatırlıyorum ama kimse böyle bir şeyden bahsetmişti.

Okula başladığımda ise hep en öne oturtulduğum için kimse bir sorun olduğunu fark etmemişti. İkinci sınıfın sonlarına doğru tahtayı okuyamadığım ve yanımdaki arkadaşın defterine baktığım veya çizgi film seyrederken en yakın koltuğa uzandığım oluyordu. Evdekiler “yakından izleme” derdi. Az sonra, hepi topu iki kanallı televizyonu kumanda etme bahanesi ile yine ön koltuğa geçerdim.

Bugün bile net olarak hatırladığım bir an var ki ben yemek masasında resim yapıyordum. Televizyonda “Bizimkiler” dizisi başlıyordu ve ben bölüm ismini anneme sormuştum. Böylece, babam bir kaç metre mesafeden televizyondaki yazıyı okuyamıyor olduğumu farketti!

O akşam, dizi arasında ve bittiğinde çıkan bütün reklamları babam ile birlikte izledik. Hangi yazıları okuyup hangilerini okuyamadığımı tek tek test ettikten sonra ertesi sabah göz doktoruna gittik.

Doktor, gözlük takmam gerektiğini söylerken babamın kucağında oturuyordum. Doktor karşısında ne kadar küçük ve ürkek hissettiğimi hatırlıyorum.

Doktor, normal çocuklar gibi huysuzlanacağımı ve yeni gözlüğümü düzenli takmayacağımı öngörerek beni teşvik etmeye çalışıyordu. Benim önerim ise, banyo yaparken çıkarmam gerekeceği yönünde olmuştu. Çünkü banyo yaparken camlar ıslanır!

Gözlük kullanmak konusunda hiç bir zaman aile sıkıntı çıkarmadım.

Gözlüğümü alıp eve geldiğimde annem yemek yapıyordu. Evdeki eşyalar da pek parlak ve kocaman görünüyordu. Salonda kristal bir avize asılı idi. Annem her temizlikten sonra temiz olmuş mu, parlamış mı diye sorardı. Bu soruya pek anlam veremezdim çünkü pek fark görmezdim. Evet, derdim. Meğer avizenin üzerinde boy boy taşlar varmış ve ışıl ışıl parlıyorlarmış!

Şaşılık ameliyatı:

Yaklaşık altı yıl önce şaşılık ameliyatı olma kararım da kişiseldi ancak sonuçları benim günlük alışkanlıklarımı etkilemekten ziyade çevremdeki insanlar tarafından farkedildi. İki saat sürmüş fiziki bir ameliyatın neticesinde atlattığım iyileşme süreci operasyonun başarısı kadar göz göze geldiğim insanların tepkilerine de bağlı idi.

Her iki gözümde de dışa doğru tutan kaslarda zayıflık gelişmesi neticesinde, geçmiş 24 yıl boyunca aslında üç boyutlu görmemiştim. Elbette bu durum grafiksel düşünme veya hayal gücü anlamında değil. Mesela, omzuma bir saç düştüğünde tek seferde tam yerini tespit edip tutup atamıyormuşum veya uzun süre kitap okuyamıyormuşum. Çabuk yoruluyormuşum.

Bu durumu ben hiç bir zaman  bir kusurun farkında olamadığım için aslında yaşıyor olduğum eksikliği tarif etme ihtiyacı duymamıştım. Halbuki, gün içinde ben yoruldukça gözlerimin istemsiz şekilde dışa doğru kayması ve insanların buna verdiği tepki bu uzun süre boyunca içten içe bende özgüven problemi yaratmış. 

– – o – –

Lazer ameliyatı olduğumda ise gözlerimde lens olup olmadığını ise sadece ben biliyorum. Bana bakan kimse bunu ayırt edemiyor. 

Gece uyumadan önce gözlüğümü çıkarıp kutusuna koymam gerekmiyor.

Uykudan uyandığımda henüz gözlerimdeki çapaklar bile üzerinde iken çevremi görebiliyorum! 

Gözlerinde çeşitli ışık kırma kusurları olmasına rağmen gözlük kullanmayı tercih etmeyen veya bunu önemsemeyen çok insan vardır. Ben öyle değilim veya öyle yetiştirilmedim. Bir problem varsa sorgulanmalı ve çözülmeli; geçiştirmek bana göre değil!

1980-2010