Ana sayfa » Kadyanda Antik Kenti
Kadyanda Antik Kentii

Kamp rotamızın yeni sabahında Frig Vadisi’ni ve kışa hazırlanan İç Ege iklimini ardımızda bırakıyoruz. Likya medeniyetinin izlerini aramak üzere ılıman iklimli, Akdeniz kentlerine doğru yol alıyoruz. Günün son durağı,  Kadyanda Antik Kenti olacak.

Kadyanda Antik Kenti’ne ulaşım

Kadyanda Antik Kenti Fethiye sırtında, Geyran Dağı (1350 m) yamaçlarında kurulmuş. Kentin kapısına kadar araç ile ulaşım mümkün (900 m).

Gişenin önünde bilgilendirme panoları yerleştirilmiş. Danışabileceğiniz bir görevli, oturup dinlenebileceğiniz çardaklar ve tuvalet var. Antik kent içinde yaklaşık 2,5 km uzunluğunda bir yürüyüş parkuru açılmış. Orman zemininde farkedilmeyen derin çukurlara düşmemek veya ömrünü tamamlayıp devrilmiş kütüklere takılmamak için bu patikayı takip edebilirsiniz. Böylece, orman içinde kaybolmadan tüm kalıntıları görebilir, açıklamaları okuyabilirsiniz. Patika üzerinde ve orman içinde kalan antik kalıntıların çevresinde fotokapanlar yerleştirilmiş.

Antik kente ulaşmak için, Yeşil Üzümlü’den 4 km ve Maden Köyü’nden 5 km’lik yürüyüş yolları olduğunu da okudum. Wikiloc gibi uygulamalar üzerinden bu alternatif rotalar araştırılabilir.

Kadyanda Antik Kenti – Tarihi ve yapıları

Antik dönem yerleşkesinin ismi Likçe yazıtlarda “Kadawanti” olarak anılıyor. Kelimedeki “nd” eki, fonetik açıdan kent tarihini MÖ 3000’li yıllara kadar geriletiyor. Günümüze ulaşmış kalıntılar ise ancak beylikler dönemine (MÖ 550-360– Pers işgali sonrası) tarihlenmiş.

Kent girişindeki haritaya göre, Stoa kalıntıları arasından agoraya ulaşıyoruz. Kent genelinde, yeryüzünde sağlam kalmış pek bir yapı görünmüyor. Oysa, yürüdüğümüz patika üzerinde, toprak altında kalmış, çam kozalakları arasında gizlenmiş mermer bir kaide görebilmek mümkün! Agora meydanında bir tabela dışında farklı bir işaret seçemiyor ve gezmeye devam ediyoruz.

Kadyanda Antik Kentii'nden Fethiye manzarası
Kadyanda Antik Kentii’nden Fethiye limanı manzarası

Tonozlu bir yapının önündeyiz. Bilgilendirme panosuna göre, bu yapı, şekli Roma hamam mimarisine birebir uygun olmasa da yakınlarda bulunmuş bir yazıta istinaden hamam olarak tanımlanmış. Bahsedilen yazıta göre, şehrin hamamı İmparator Vespasianus (69-79) döneminde yine şehirden elde edilen para ile inşa edilmiş.

Hamam kalıntılarının ardında Stadium basamaklarını görüyoruz. Bu basamaklarda oturuyor ve devasa çam ağaçlarının gölgesinde biraz mola veriyoruz.

Hamam ile Stadium arasında (kentin doğu tarafında) iç içe geçmiş dört büyük sarnıç yapısı var. Antik kentteki bu yapılar genellikle Roma dönemine tarihleniyor. Yaklaşık 3000 kişinin yaşadığı hesaplanmış bir kentte bu kadar büyük bir sarnıç yapısı olması, kentteki su kıtlığına da işaret ediyor. Kadyanda kentinin neden terkedilmiş olduğu tam olarak bilinemiyor. Diğer yandan, yerleşke içinde yayılmış geniş sarnıç yapısına bakarak, kuraklığın önemli bir etken olduğu söylenebilir.

* * *

İşaretli patika dışına çıktığımızda çok sayıda çukur ve muhtemel su kuyusu fark ediyoruz. Bitki örtüsü altında belli belirsiz seçiliyorlar. Doğal olarak açılmış büyük çukurların veya günümüzde çukurda kalmış olan sivil yapıların çevresi sarı bantlar ile kapatılmış.

Kadyanda Antik Kenti - rozet motifi
Kadyanda Antik Kenti – rozet motifi

Stadium’un kuzeyinde bir tapınak zemini var. Tapınağın hangi tanrıya adandığı bilinmiyor ve taş duvarlarında farklı bir kabartma göremiyoruz.

Şehir surlarını takip ederek yamaca doğru yürüyor ve tiyatroya ulaşıyoruz. Tiyatro helenistik dönem tekniği ile inşa edilmiş ve kentin güney yamacında, sur duvarlarına dayandırılmış. Günün kalanını bu sıralara oturup manzarayı seyrederek geçirebiliriz!

Kadyanda Antik Kentii - Roma tiyatrosu
Kadyanda Antik Kentii – Roma tiyatrosu

Şehrin nekropolü tepenin eteklerine doğru yayılıyor. Bir saati aşkın süredir ormanda geziyoruz ve yorulduk. İşaretli rotadan sapmadan giriş kapısına dönüyoruz.

Ören yerinde 1992’de kurtarma kazısı yapılmış ve bulunan eserler Fethiye Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Fethiye merkezini ve müzeyi yıllar önce ziyaret etmiştim, bu sefer gitmeyeceğiz. İlk fırsatta tekrar gidip görmek isterim.

Atlı Mezar Anıtı

Kadyanda Antik Kenti gezi alanında olmayan bu anıtı biz maalesef görmedik. Rota planlama aşamasında not almıştım ancak ören yeri girişindeki görevliye danışmadık ve unuttuk.

Okuduğum tariflere göre, atlı mezar anıtı kente bir kaç km mesafede ve orman içinde kalıyor. Mezar anıtın bir yüzünde görülmeye değer bir atlı savaşçı ve rakibinin kabartması yer alıyor. Bu sahnenin, Troya Savaşı’nda Aşil tarafından öldürülen Hektor’u anlattığı düşünülüyor. Mezar üzerindeki yazıtta ise “Zzala’nın karısı Üzebeimi” yazdığı kaydedilmiş.

Başka Likya kentlerinde de benzer savaş sahnelerini görebilirsiniz. Zira, bu tarz kabartmalı mezarların Likya Beyleri’ne veya önemli savaşçılara ait olduğu düşünülüyor.

Üzümlü Kampı

Antik kentten ayrılıyor ve Yeşil Üzümlü Köyü’ne doğru orman yolundan devam ediyoruz. Bu yolu çıkarken farkettiğimiz bir düzlük geceyi geçirmek için uygun görünüyor. Bu gece antik kente bir kaç km mesafede, orman içinde kamp kuracağız.

İş bölümünün bana düşen payını tamamladıktan sonra çevrede yürüyüşe çıkıyorum. Türlü türlü orman meyvası görüyor, kiminin tadına bakıyorum. Yabani armutlar dalında büyümüş ama yaz boyu yağmur görmediği için sulanmamışlar. Birkaç böğürtlen ve yaban mersini yiyorum. Menengiç ve kuş üzümleri henüz olgunlaşmamış.

Çevrede herhangi bir yerleşim veya ekili tarla görünmüyor. Karşımızda yükselen tepeleri seyreden bir sofra kuruyor ve akşam yemeğimizi yiyoruz. Bu saatlerde genellikle bize son kuşların çığlıkları eşlik eder. Bu akşam ise, hava tamamen kararana kadar iş makinası ve şantiye gürültüsü işitiyoruz.

Önceki gecelere istinaden bu gece ılıman geçiyor. Soba yakmaya ihtiyaç duymuyoruz. Ayın doğuşunu seyrediyor ve kitap okuyoruz.

Fethiye Üzümlü Kampı
Fethiye Üzümlü Kampı

Kahvaltının ardından birimiz çadırı temizleyip toparlarken diğerimiz sofrayı kaldırıyor. Güneşli bir gün bizi bekliyor!

Ağaçların ardından gelen çıngırak seslerini duyuyoruz ama yanımıza gelip giden olmuyor. Bugüne kadar nerede keçilere denk gelsek, en sevdikleri şey gelip eşyaları kurcalamak, sofrayı dağıtmak olurdu. Bunlar ise bırak yanaşmayı, adeta göze görünmek bile istemiyorlar! Peşlerinden gelen çoban abla ile uzaktan uzağa sohbet ediyoruz. Abla 70 yaşını çoktan devirmiş ve aşağıdaki köyde bir kaç keçisi ile geçinip gidiyormuş. Çocukları şehirde imiş.

Son yıllarda, çevrede çok sayıda müstakil yapı inşa edilmiş. Bu evlere yerleşen şehirliler sahiplendikleri hayvanları da ormanda serbest bırakmaya başlamış. Ormana yabancı ve başıboş bırakılmış şehirli köpekler ise ilk kez gördükleri keçilere saldırmış.  Bir tanesini de ziyan etmişler.

Güneş hızla yükselirken keçilerin sesleri, çıngırakları etrafımızda dolanıyor. Bir tanesini bile göremiyoruz, çoban abla ile vedalaşıp ayrılıyoruz.

Bugün Fethiye çevresindeki diğer Likya kentlerine doğru yola devam edeceğiz.

Fethiye Yeşilüzümlü Kuzugöbeği Mantar Festivali

Köyde ve antik kent çevresinde her sene bahar aylarında Kuzugöbeği Mantar Festivali düzenleniyormuş. Geleneksel olarak onbir kez düzenlenmiş, 2020-2021 yıllarında ise pandemi önlemleri kapsamında iptal edilmiş.

Önceki senelerde, festival süresi üç gün olarak belirlenmiş ve her gün farklı etkinlikler düzenlenmiş. Orman içinde, antik kent çevresinde doğa yürüyüşleri ve hatta antik stadyumun binlerce yıllık namına yaraşır yarışlar düzenleniyormuş.

Oldukça eğlenceli geçen festival organizasyonu yerel yönetimden de destek görüyor. Festival boyunca yöre insanının ve misafirlerin eğlenip kaynaşması kadar kültürel değerlerin tanıtılması da hedefleniyor. Yerel yemekler yapılıyor, yöresel el sanatlarından birisi olan dastar dokumacılığı tanıtılıyor. Yerli ata tohumları, geleneksel tarım yöntemleri ve doğal mantar toplanması hakkında eğitimler düzenleniyor. Yeşilüzümlü şarabının tanınırlığını artırmak üzere markalaşma çalışmaları yürütülüyor.

Bahar zamanı Fethiye’ye yolunuz düşerse bu festivali de planlarınıza dahil edebilirsiniz!

21.10.2021

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir