Ana sayfa » Yunt Dağı köyleri
Yunt dağlarında sonbahar

Bugün Yunt Dağları üzerine kurulmuş Aigai ve Temnos antik kentlerini görecek ve akşam için uygun bir kamp yeri arayacağız. Bu dağlar antik zamanda Lidya, Misya ve Aiolis bölgelerini ayırmış. Biz de Misya topraklarından ayrılıyor ve Gün Dağı’na doğru tırmanmaya başlıyoruz.

Yunt Dağı köyleri

Bergama köylerinden geçerken öğle saatlerine doğru sokaklar sakin görünüyor. Tırmandıkça, yol kenarlarında rüzgâr gülleri dönüyor ve boş tarlalarda güneş panelleri dizilmiş. Yunt Dağı köylerine vardığımızda antik kenti gösterir ilk kahverengi tabelayı da görüyoruz.

Aigai Antik Kenti Gün Dağı’nın tepesinde kurulmuş. Antik kentin yamaçları, kuzeyde Bakırçay (antik Kaikos), güneyde Gediz (antik Hermos) nehirlerine, doğuda ovalara ve batıda Çandarlı Körfezi’ne ulaşıyor. Kenti gezerken bir yandan da kenti çevreleyen vadi yamaçlarını ve ovaları seyrediyoruz.

Vakti ile bu dağlara hakim olmuş Aigai Antik Kenti’nde yaklaşık bir saat gezdik, dolaştık. Tekrar yola çıkmadan önce kent girişindeki banklarda oturup biraz soluklandık. Antik kent görevlisi abi ile sohbet ettik. Yolda ve köylerde gördüklerimizden bahsettik.

Aiga’nin arkasında kalan vadiden Kocaçayı (Gediz Nehri) akıyor. Güzelcehisar Barajı’na ulaşıyor. Kocaçayı dağdan doğar ve yaz-kış akarmış.

Bergama’dan gelirken üzerinden geçtiğimiz ve kurumuş gördüğümüz çay ise sadece kış vakti akarmış. Kar ve yağmur suları ile beslenirmiş. Köseler Köyü’nün arkasında bir sulama barajı yapılmış. Atçılar Köyü yakınlarında gördüğümüz hafriyat çalışmasında ise yeni bir sulama barajı yapılıyormuş. Bu barajlarda tutulan su, çevre köylerde sulu tarım yapılabilmesi için kullanılıyor.

Çevre köylerde zeytin, badem, defne, ceviz, menengiç yetiştiriliyor. Hayvan besleyenler tarlalarına yonca ekiyor.

Menengiç meyvesinden (çitlembik) kahve yapılıyor ve yağı çıkarılıyor. Menengiç ağaçları aşılanarak fıstık üretiliyor. Geçtiğimiz sene, sadece bir köyden Antep’e 25 tondan fazla fıstık satılmış. Wikipedia’a ya bakılırsa, iki meyve de aynı aileden ağaçlarda (sakız ağacıgiller -Pistacia terebinthus ve Pistacia vera) yetişiyor. Aşılamanın meyvesini İsmailli Köyü’nde tattık ve beğendik!

Kim bunlar – Aioller

Aigai ve Temnos antik kentleri, Batı Anadolu’da kurulmuş 12 Aiol kenti arasında sayılıyor.

Aioller MÖ 11. yüzyıldan itibaren Yunan yarımadasından Anadolu’ya göç etmişler. O dönemlerde Anadolu’nun körfez kıyıları sahipsizmiş. Midilli Adası’na, Edremit çevresine ve İzmir körfezine kadar devam eden sahil şeridine yerleşmiş, 11 kent kurmuşlar. MÖ 8. yüzyılda bu kentler birleşerek federasyon kurmuş (sonraki yüzyılda Smyrna -İzmir- da bu birliğe katılmış). Birliğin başkenti Kyme (Foça yakınlarında) kenti imiş.

Kıyı kentleri önce Lidyalılar, sonra Persler tarafından işgal edilmiş. Perslere karşı Attika – Delos deniz birliğine dahil olmuşlar (MÖ 478). Büyük İskender devri sonrasında, siyasi belirsizliğin ardından Pergamon himayesine (MÖ 250) bağlanmışlar. Kıyı kentleri, MS 17 ve 150 yılındaki büyük depremlerde harap olmuş.

Aigai Antik Kenti - Agora Caddesi
Aigai Antik Kenti – Agora Caddesi

Aigai Antik Kenti

Ören yerindeki ilk araştırmalar Fransızlar tarafından yürütülmüş (1881). 450 mezar yeri kazılmış ve buluntular Paris’de Louvre Müzesi’ne taşınmış. İlerleyen yıllarda, Pergamon kazı ekibinde yer alan iki Alman bilim adamı burada da kapsamlı yüzey çalışmaları yapmış.

20. yüzyılda çalışmalara ara verilmiş. Yüzyıl boyunca, Gün Dağı’na tırmanan asfalt yol açılana kadar da tekrar başlanmamış. Aigai Antik kenti modern yerleşim yerlerine uzaklığı ve coğrafi konumu sayesinde korunaklı kalmış diyebiliriz.

Aigai’deki modern dönem kazıları 2004 yılında başlamış. Pek çok kent yapısı açığa çıkarılmış ve kent tarihinin MÖ 8. yüzyıla kadar gerilediği tespit edilmiş.

Aigai Kuzey Hamamı duvarı ve menengiç ağaçları
Aigai Kuzey Hamamı duvarı ve menengiç ağaçları

Aigai ören yerinde çok düzenli bir işaretleme yapılmış. Yaklaşık bir saat içinde kentteki tüm temel yapıları görebilirsiniz.

Yürüyüş rotası kuzey nekropolisi ile başlıyor ve kent surlarına kadar devam ediyor. Yapıların önünde net ve anlaşılabilir sadelikte bilgilendirme panoları yerleştirilmiş.

Aigai ören yerinde yürütülen hummalı çalışma belli ki meyve veriyor. Antik kentin, günümüzde de  kısa zamanda çok daha bilinir olacağına inanıyorum. Antik kenti gezerken gördüğüm ve araştırdığımda öğrendiğim, hayran bırakan detayları ayrı bir blogda anlattım. Burada okuyabilirsiniz!

Yunt Dağları’ndan geçerken ne yenir?

Güneş tepede yükselirken bizim de karnımız acıkıyor. Kahvaltıyı Kozak Yaylası’nda yapmıştık, öğle yemeğini nerede yiyelim?

Tavsiye üzerine, antik kente 7 km mesafede İsmailli Köyü’nde bir butik otele gidiyoruz. Kente gelirken, meydanından geçtiğimiz sessiz sakin bu köy meğer oldukça hareketli imiş.

İsmailli Köyü’nde güzel bir yemek yedik. Menengiç ağacına aşılanmış antep fıstığının tadına baktık. Ev sahiplerimiz ile sohbet ettik. Ev sahiplerimiz birkaç ay önce İstanbul’dan göç etmiş ve bu şirin köyde restore edilmiş taş evi kiralamış. Butik otel olarak turizme açmış.

Bergama’ya 30 km mesafedeki İsmailli Köyü aynı zamanda Avrupa Bisiklet rotası (Eurovela) üzerinde kalıyor. Bölge, Bergama’daki Kızıl Avlu’nun da dahil olduğu, İncil’de bahsi geçen yedi kilise arasında yürüyüş yapan hacıları da misafir ediyor. Velhasıl, yaz ayları oldukça hareketli geçermiş.

Yunt Dağı köyleri sadece İstanbul’dan göç almamış. Bölgeye daha önce yolcu olarak gelmiş ve sonra yerleşmiş Güney Afrikalı, Avrupalı komşular da varmış.

aşılı menengiç ağacı meyvesi: antep fıstığı
aşılı menengiç ağacı meyvesi:  antep fıstığı

Temnos Antik Kenti

Temnos Antik Kenti, maalesef bakıp da göremediklerimiz arasında yerini aldı.

Öğle yemeğinin ardından yola devam ediyoruz. Temnos Antik Kenti’ni görme ve sonrasında yakınlarındaki gölet çevresinde kamp kurma niyetindeyiz.

Wikiloc uygulamasında görebildiğim kadarı ile Temnos ve yakınlarındaki terkedilmiş köyler genellikle doğa yürüyüş grupları arasında tanınıyor. Google araştırmamda da kent hakkında teorik bilgiler dışında güncel bir detay bulamadım. Yine de bu kadar yakınlarda iken gidip görmek ve çevrede gezip dolaşmak hevesindeyiz.

Bahar ayında çekilmiş fotoğraflarda kamp yapmaya oldukça elverişli görülen bir gölete gidiyoruz. Ekim ayı ortasında ve aylardır yağmur yağmamış bir coğrafyadayız. Bu gölet de yol boyunca gördüğümüz diğerleri gibi kurumuş ve çekilmiş. Çevresindeki düzlük de adeta çıplak bir çöl gibi kalmış. Rüzgar çevrede dolaşıp uygun bir yer aramamıza bile izin vermiyor. Ayrılıyoruz.

Haritada yürüyüşçülerin mola verdiği bir noktada aracımızı park ediyor ve antik kent buluntularını arıyoruz. Wikiloc uygulamasında fotoğraflarını gördüğüm, etrafını yemyeşil yosun sarmış yazılı taşlar bile bu kuraklıkta adeta ufalanmış. Bir kaç defineci çukuru dışında bir şey göremiyoruz. Çukurlar kazılmış. Ortada eski alet edavatlar ve çukurlara indirilmiş merdivenler var. Bu manzara karşısında üzülsek mi ürksek mi bilemiyoruz.

Bölgede kaçak kazı yapıldığını okumuştum ama şahit olmayı beklemiyordum.

Gün batımına bir kaç saat kala, uygun bir kamp yeri bulmak üzere Temnos harabelerinden ayrılıyoruz.

15.10.2022

yunt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir