Ana sayfa » unutulmuş bir başkent: Kharkiv
Kharkiv sokakları

unutulmuş bir başkent: Kharkiv

Kharkiv (veya Harkov) şehri, Ukrayna rotamın nihai durağı olacak. Bu tarihi şehir, Ukrayna’nın en doğu eyaletinin idari merkezi ve Rusya ile de sınır komşusu.

Kharkiv, komunist rejim ile yönetilen SSCB yıllarında Ukrayna’nın başkenti olarak inşa edilmiş. Bugün ise, yaklaşık 1,5 milyon nüfusu ve özellikle askeri ürünlere, makina üretimine dayalı sanayisi ile Ukrayna’nın en gelişmiş şehirleri arasında sayılıyor.

Sadece geniş cadde ve gösterişli binaları ile değil, 1805 tarihli üniversitesi ile hem kültürel hem de sosyal olarak lokomotif bir şehir!

Kiev – Kharkiv tren yolculuğu

Kiev‘den bindiğim tren ortalama 100 km hız ile ilerliyor ama altı saat sürecek yolculuk sanki uzadıkça uzuyor. Hava oldukça serin. Henüz Eylül ayının ilk günlerinde, valizimdeki tüm kıyafetlerimi üst üste giyerek ancak ısınabiliyorum. Trenin içi beklediğimden sıcak ve hatta İtalya’da seyahat ettiğim trenlerden daha konforlu. Vagonlarda dahili sistemden klasik müzik yayını var. Dahili wi-fi ağı ile ilk bir saat boyunca internete ücretsiz erişebilirsiniz. Tren ara istasyonlarda durduğunda daha iyi çalışıyor. Şarj için pencere kenarlarında priz var. Yol boyunca biraz internette geziyor ve not almaya çalışıyorum.

Saat 17 ve tavana asılı tv ekranında bizdeki “Ayşecik ile Sezercik” benzeri filmleri anımsatan siyah-beyaz bir film başlıyor. Gökyüzü bembeyaz ve ağaçlardan anlaşılan dışarıda şiddetli bir rüzgâr var.

Tren kantini oldukça fakir görünüyor. Sadece kahve, cips ve çikolata var. Kaşarlı-salamlı soğuk sandviçin fiyatı ise 30 uah (tren bileti 45 uah). Karnım her ne kadar aç olsa da hiç cazip görünmüyor. Kasvetli bir yolculuk.

Kharkiv Garı
Kharkiv Garı
Konaklama ve toplu taşıma ile şehir içi ulaşım

Şehre vardığımda yağmur yağıyor ve hava kapalı. Metro jetonu 2 uah. Turnikeden çek çek bavulum ile birlikte geçmeye çalışınca başarısız oluyor ve hakkımı kaybediyorum. Görevli ile kendi dillerimizde biraz atışıyoruz. Neticede görevli bana hak veriyor ve sırtını dönüp kabine dönüyor ve otomatik turnikeye açılması komutunu veriyor.

Bir an önce odaya ulaşmak ve biraz uzanıp dinlenmek istiyorum. Metro çıkışı, mesai sonu saatlerde oldukça kalabalık. Kapıdan çıkınca caddenin ne tarafına yürümem gerektiğini kestiremiyorum. Köşedeki çiçekçinin yanında, sohbet eden iki genci gözüme kestiriyor ve İngilizce bildiklerini düşünerek adres soruyorum. Maalesef bu şehirdeki gençler, Eminönü esnafları kadar girişken değil,! Bu şehirdeki çoğu Ukraynalı, çat pat da olsa yabancı dil konuşmayı pek sevmiyor.

Kendi aralarında, cadde ismi ve bina numarası konusunda anlaşamıyorlar ve bana otobüs durağındaki haritaya bakmamı öneriyorlar. Haritada sadece Kiril Alfabesi kullanışmış olduğunu görene kadar, nasıl da düşünemedim diye hayıflanıyorum!

Durakta bekleyenlere de sorarak doğru caddede olduğumu teyit ediyorum. Sonra da bir yön seçiyor ve  kalabalığa karışıp, bina numaralarına bakarak yürümeye başlıyorum. Sumska Caddesi ve binalar o kadar geniş ki karşı sıradaki binaların numarasını görebilmek kolay olmuyor. Tam ters yönde olduğumu farkedip yokuş yukarı yöneliyorum. Bu sorada az önce çiçekçinin yanında adres sorduğum bir genç kız ile karşılaşıyorum. Meğer, peşimden koşmuş; adresi bulduğunu ve beni götüreceğini söylüyor. Yaşasın! Yağmurda, daha fazla ıslanmamak için rezervasyon formundaki telefon numarasını arıyor. Bina kapısının şifresini öğreniyor ve kapıya kadar bana eşlik ediyor. İçeride, tek kelime İngilizce konuşmayan bir karşı komşu ile tanışıyor ve oda anahtarlarımı alıyorum. Kharkiv’de ilk gecemde yorgun, ıslak ve açım!

– – o – –

Ukrayna şehirlerindeki metro istasyonlarında, günlük hayat alt geçitlerde geçiyor olabilir. Henüz Eylül ayında hava bu kadar soğuk ise, uzun kış mevsimi boyunca insanların metroyu bu kadar yoğun kullanmasına hak veriyorum. Metro kapıları hayli ağır ve hava akımını önlemek için çifter çifter açılıyor.

Tünel boyunca dizilmiş bir metrekarelik dükkanlarda çiçekçiden çorapçıya şarküteriden piyangocuya her aradığınızı bulabilirsiniz. Gardan çıkışında böyle bir dükkandan aldığım pohaça açlığımı kesmiyor. Yağmurun dinmesini fırsat bilip caddeye çıkmaya karar veriyorumç. Islak caddede tek yönde gidip gerisin geri döneceğim.

Şehirde, yeşil minibüsler de hayli yaygın. Kapılarındaki tabelada numaraları ve güzergâhları yazıyor. Yoğunluğa göre, bizdeki dolmuşlar gibi ayakta ve üst üste de yolcu alabiliyorlar.

Kharkiv'de sanat
Kharkiv’de sanat
İlk akşam yemeği

Hafta içi ve yağışlı bir gecede cadde gözüme ıssız görünüyor! Rastgele bir tavukçuya girip oturuyorumç Menüdeki resimlere bakarak sipariş veriyorum. Çiğne çiğne bitmeyen bir çeyrek porsiyon tavuk yiyorum. Çocukken saatlerce tavuk pişerken tüm evin de tavuk suyuna çorba gibi kokmasını hatırlar mısınız?

Otele döndüğümde, bir haftalık boyunca not aldığım defterimi restoranda unuttuğumu farkediyorum. Siparişimi beklerken bütçe hesabı yapmış, çıkarken masadan cüzdanımı almış ama defterimi unutmuştum. Ne büyük aksilik!

Kharkiv’deki ilk sabahımda gökyüzü aydınlık görünüyor. Otele en yakın internet cafenin adresini not alıyor ve erkenden sokağa çıkıyorum.

Dün akşam geldiğim fast-food restoranı henüz açılmamış. Genç bir kız içeriyi temizliyor. Kıza, dün akşam oturduğum masayı gösteriyor ve bir defter unuttuğumu anlatmaya çalışıyorum. Kasanın arkasına geçiyor ve bana defterimi uzatıyor. O kadar mutlu oluyorum ki bir anda Kharkiv halkına kanım ısınıyor!

Google’da bulduğum internet cafe adresi kapalı bir dükkana çıkınca sokaktaki gençlere soruyorum. Burası kaç yüz yıllık bir üniversite şehri ama adres sorduğum gençler İngilizce konuşmak istemiyor. Aynı sokakta başka bir binanın alt katında tabelasını gördüğüm Internet cafeye gidiyorum. Burada fotoğraf makinamın hafıza kartlarını yedekliyor ve boşaltıyorum.

50. paralelin de yolu Kharkiv'den geçmiş!
50. paralelin yolu da Kharkiv’den geçmiş!
Kharkiv sokakları ve kominist rejim mimarisi

Şehirde çok sayıda müze, tiyatro, kütüphane ve bilim merkezi varmış. Ben ise iki gün kalacağım şehirde, sokaklarda gezmeyi, nehrin bir doğusuna bir batısına yürümeyi tercih ediyorum.

Kharkiv, gezdiğim iki gün boyunca bana bir dev aynasına bakıyormuşum gibi hissettirdi. Kiev’de Schevkenko Caddesi’nden ilk geçişimde “simetri” ile tanışmıştım, bu şehirdeki ise “genişlik” ile tanışıyorum.

Özgürlük Meydanı (Ploshcha Svobody) Ukrayna’nın en geniş birinci, Avrupa’nın 3. ve dünyanın sayılı meydanları arasında tanınıyor. Meydanda karşıdan karşıya geçmek bana göre 120 adım! Bu kadar uzun bir yaya yoluna, siz kaldırma çıkana kadar otomobillerin durup beklemesine ve araçların, siz karşıya geçtikten sonra boş olan yönden dolanmasına alışmak zaman alıyor.

komizmin sembolü orak ve çekiç sembollerine şehrin pek çok yerinde rastlamak mümkün
Şehirdeki pek çok detayda, kominizm dönemini simgeleyen orak ve çekiç tasvirlerine rastlamak mümkün

Kuskia Caddesi’nde büyük bir sinegog var. Girişte bekleyen yaşlı amca Musevi olup olmadığımı soruyor. hem dindaş olmamamız hem de elimde kocaman bir  fotoğraf makinası (7d) ile dolaşmamdan hoşlanmadığı için içeri girmeme izin vermiyor. Özellikle ibadethanelerde girişte ve kamera konusundaki hassasiyetlere daha da dikkat ediyorum. Herkesin de bu saygıyı göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

– – o – –

Paralel caddelerde ve sokaklarda dolaşıyorum. Kaldırımlar o kadar geniş ki bazen kadırımda mıyım yoksa yola mı çıktım, bilemiyorum. Bizdeki gibi her köşe başında bir süpermarket yok. İlk günün sonunda, tüm gün dolaşmış olmak ile birlikte, hiç market görmedim. Dışarıdan bakınca, market gibi rafları olan iki tane kozmetik mağazası, bir tane petshop ve tekel dükkânına rastladım.

Bitişik nizamlı büyük binaların cadde cephelerinde, demir kapıları sokağa doğru açılmış ancak bir büfe genişliğinde şarküteriler var. Üç gün boyunca dolaştığım sokaklarda sadece tane alıştığımız tarzda bir süpermarket gördüm. Metro Universitet durağının Svobody Caddesi’ne açılan caddesinin ilk sokağında, köşedeki yüksek binanın alt katındaki market, gece yarısına kadar açık!

Kharkiv sokakları
Kharkiv sokakları

Büyük caddelerde, bizdeki İspark benzeri bir uygulama var. Araçlar kaldırıma yanaşırken, bir görevli onlara yer gösteriyor ve fiş kesiyor. Caddeler düzenli görünüyor ve bazı park yerleri engelli araçlar için ayrılmış.

Sokağa tükürüyorlar!

Yerlere tükürmek, orta yerde burun karıştırmak, sümkürmek gibi bizce son derece görgüsüz hareketler, burada günlük hayatın bir parçası olarak algılanıyor. İlk gün epey garipsiyor ve tiksiniyorum.

Caddeden gara kadar yürüyorum. 20 numaralı tramvay sık geçiyor.

Kharkiv pazar yeri

Fakir bir şehirde görmeyi beklediğim, eski model ve alçak otomobillerden ziyade yerden yüksek araçlar daha yaygın kullanılıyor. Halkın genel ekonomik durumunu göz önüne alarak, yüksek araç tercihinin kar-kış iklim gereksinimleri ile bir ilgisi olmalı! Veya ben yanlış bir yerde mi geziyorum?

Kharkiv pazar yerinde dolaşırken kendimi kuzeyin doğusunda, uzakta, soğukta ve ıssız hissediyorum. Burada ister çuvalla ister tane ile alışveriş yapabilirsiniz. Sıra sıra patates, soğan ve havuç çuvalları arasında dolaşıyor ve fotoğraf çekiyorum. Arkamdan Türkçe seslenen Azeri pazarcılar, onları anladığımı farkedince şaşırıyor. Biraz sohbet ediyoruz. Bir kaç tane çürük çarık ama mis kokulu elmalardan alıyorum. Tartı 1 uah’dan az tuttu ve elimdeki bozukluklarla sadece birkaç kuruş vermiş oldum.

Elma poşetini koluma geçiriyorum ve yiye yiye gezmeye devam ediyorum. İkinci el kıyafet pazarını geziyorum. Devamında çiçekçiler, hırdavatçılar, balıkçı malzemeleri, nevresimciler, tamir ve bakım malzemeleri satan küçük dükkânlar var. Geleneksel el işlerinin satıldığı stant da ilgimi çekiyor. Dizime kadar çekeceğim sıcacık yün bir çorap almak istiyorum veya eldiven veya kürk bir bere. Çoraplar 45 uah. Sanırım yorulmaya başladım. Çantamda onları koyacak yer kalmadığı için bu kalın çorapları almaktan vazgeçiyorum.

Kharkiv pazar yeri
Kharkiv pazar yeri
Kapalı market

Nehrin doğusunda Pyskunivs’ka Caddesi üzerindeki kapalı market Kiev’de gezdiğim markete benziyor. Bal tattırmak isteyen ablalardan kaçamıyorum ve bir tezgâhta dört çeşit bal deniyorum. Denemek dediğime bakmayın kaşık kaşık ikram ediyorlar ve nerede ise bala doyuyorum. Üç numaralı kavanozdaki akasya balında karar kılıyorum. Aldığım balın çeşitini ancak fotoğraftaki Ukraynaca yazıyı Google’a sorunca öğreniyorum. Kim bilir tattığım diğer çeşitler hangi çiçeklerden toplanmıştı?

En küçük plastik kap yaklaşık 250 gr alıyor ve fiyatı 20 uah. Keşke büyük bir çantam olsa ve kilo ile alabilse idim. Öğle saatini geçtikten sonra karnım acıkmaya başlıyor ve peynir stantlarının olduğu salona geçiyorum.

İlk gördüğüm tezgâhın önünde sarışın mavi gözlü bir kız benim gibi turistlere peynir ikram ediyor. Ben de deniyorum, ev yapımı tuzsuz beyaz peynir ve gayet lezzetli. Elimle de göstererek küçük bir parça istiyorum. “Small” dediğimde, tezgâhtaki kız peşim sıra “küçük” diyor, başımı sallıyorum. Fiyat konusunda gene deftere yazarak anlaşıyoruz ve yarım kalıp peynir için 8 uah ödüyorum. Ayrılırken, “küçük” kelimesini kullandığını ve nereli olduğunu soruyorum. Anlaşamıyoruz.

Kharkiv kapalı pazarı
Kharkiv kapalı pazarı

Bal ve peynir tamam olunca altına da ekmek almak gerek. Ekmek standında yarım buğday ekmeği için 2 uah ödüyorum. Kaldığım apart odada bu kahvaltılıkları saklayabileceğim bir minibar var ve şehirde geçireceğim iki gün için bana yeterli olacaktır.

Kapalı alanda sigara içmek yasak. Sigara içen insanlar genellikle bina köşelerinde toplanıyor. Oralardan yürümediğim sürece rahatsız edici bir durum yok. Otobüs sırası konusunda da oldukça saygılılar, tek tek sıraya giriyor ve bekliyorlar. Caddeler geniş olmak ile birlikte, araç trafiğinin en yoğun olduğu saatlerde bile yaya geçitlerinde yaya önceliği sağlanıyor. Adım attığınız an tüm trafik duruyor ve sizi bekliyorlar.

Düğün konvoyu geçiyor!

Ukraynalıların bize benzer hallerinden birisi de düğün merasimleri. Dokuz gün boyunca duyduğum her korna sesinin devamında bir gelin konvoyunun geçmesi beni şaşırtmıyor. Gelin arabalarını süslemek, aynalarına balon veya yöresel motiflerle işlenmiş havlular, bezler asmak yaygın.

Geceleri, otelimin de üzerinde olduğu Sumska Caddesi’nde geziyorum. Şehrin geniş mimarisinde sanki insanlar kayboluyor ve bu kadar ünlü bir cadde bile zaman zaman ıssızlaşabiliyor. Elimde, ülkenin asgari ücret rakamını baz alırsak oldukça pahalı sayılabilecek bir kamera ile tek başıma sokaklarda dolaşıyorum. Günün herhangi bir saatinde, herhangi bir tehdit veya endişe verici durum ile karşılaşmadım.

Bu cadde üzerinde bir iki yerde gördüğüm açık hava tuvalet kulübesi bana Amsterdam meydanlarını hatırlatıyor. Oradakiler daha ortada ve dikkat çekici renklerde idi.

Özellikle kafe, havaalanı, gar gibi ortak kullanım alanlarındaki tuvaletler alaturka tercih edilmiş.

Kharkiv Gorky Parkı

Kharkiv’deki üçüncü günümün sabahında Sumska Caddesi’nden yukarıya doğru, Gorky Parkı’na yürüyorum. Caddenin bu bölgesinde İtalyan havası var! Sıklıkla mağazalar ve restoranlar görüyorum. Binalar cadde boyunca çok estetik ama sanki bu taraftakiler daha bakımsızlar. Caddenin baş tarafındakiler genelde restore edilmiş iken henüz bunlara sıra gelmemiş gibi.

aşk güzel şey! - Gorky Parkı
aşk güzel şey! –  Kharkiv Gorky Parkı

Gorky Parkı oldukça eğlenceli. Cumartesi gününün erken saatlerin lunapark oyuncaklarında çığlık atan gençler, çocuk parkında çocuklarını kovalayan anneler, piknik sepeti ile gelmiş ve şampanya patlatan çiftler, gelin-damat çekimleri ve ağaçlar arasında, kuş sesleri eşliğinde yürüyüş yapan yaşlıları görmek mümkün.

En uzun kaydıraklı oyuncak da bu parkta imiş.

– – o – –

Bu gece şehirden ayrılacak ve yarın sabah İstanbul’da olacağım. Kharkiv’deki son günümde güneş açıyor. Öğlen olmadan parktan ayrılıyorum. Bugün nehrin batı tarafına geçeceğim.

Şehrin bu tarafı bana farklı hissettiriyor. Bir film çekiliyormuş ve ben de sanki sahne arasında kostüm değiştiren bir oyuncuymuşum gibi. Sanki bir filmin içinden geçiyorum ve gördüğüm binalar, geçtiğim köprüler, yoldan geçen arabalar da birer dekor parçası. Az sonra yolun karşısına geçecekmişim ve film bir anda bitecekmiş gibi!

sokaklarda rastgele gezerken gördüğüm bazı evler sanki eski bir film çekimi için hazırlanmış
rastgele gezdiğim sokaklarda gördüğüm bazı evler sanki eski bir film çekimi için hazırlanmış

Mimar Beketova Metro İstasyonu’nun çıkışındaki parkta, Kharkiv’deki tüm turistik yapıtların üç boyutlu birer minyatürü sergileniyor.

İstanbul’a dönüş uçağım sabaha karşı saat 3’de ve gece çekimi için Gorky Parkı’ndaki dönmedolabı gözüme kestirmiştim. Sumskya Caddesi’ne döndüğümde ise yağmur yeniden başladı. Kendimi aç ve yorgun hissediyorum. Fotoğraf hobimi erteliyor ve yerel bir zincir olan Puzata Hata restoranda içimi ısıtan bir yemek yiyorum. Yine cadde üstündeki Coffee Life’a gidiyor, İngilizce konuşan garsonlara kahve ve pasta siparişi veriyorum. Pasta pek başarılı değilmiş (kahve ve yaş pasta: 41 uah). Pencereden yağmurun hızlandığını görebiliyorum. Şehirde ücretsiz wifi kullanımı yaygın. İstanbul’a döndüğümde evimi taşıyacağım. Cafede geçirdiğim iki saatte, yola çıkmadan iki gün önce tuttuğum evin tadilat işlerini ve eski evden eşyaların taşınmasını organize etmeye çalışıyorum.

Kharkiv'de gece
Kharkiv’de gece
Taksi durakları

Akşamüstü başlayan yağmur hız kesmeyince şehirde fazla oyalanmadan havalimanına gitmeye karar veriyorum.

Meydanda bir taksi durağı görmüştüm ama Lviv’de düğün çıkışında öğrendiğim üzere, buradaki durak taksileri pek tercih edilmiyor. Telefon ile çağırıyorlar. Sokaklarda, yoldan taksi çeviren bir yolcu da görmedim.

Bavulumu almak için otele dönüyorum. Kaldığım otelde resepsiyon yok. Ancak, telefon ile aradığımda “Charlie” kod ismini verdiğim bir bey ile İngilizce konuşabiliyorum. O ise karşı dairedeki komşumu arıyor. Telefon konuşmama verdiği tepkilerden anladığım kadarı ile komşum da İngilizce biliyor ama tek kelime konuşmuyor. Ben ise arada onun Ukraynaca söylediklerini anlamıyorum ve geçinip gidiyoruz. Rusya’ya bu kadar yakın iken, yıllarca savaştıkları bir milletin dilini konuşmamaları normal aslında. Belki de benim ısrarım anlamsız, bilemiyorum.

Charlie’den bir taksi çağırmasını ve pazarlık konusunda yardım etmesini istiyorum. Komşumun yardımcı olacağını ve fiyatın 80-100 uah olacağını  söylüyor. Taksici amca dillerini anlamadığımı biliyor. Yine de bildiği bir kaç İngilizce ve bir kaç Türkçe kelime ile oğlunun Antalya’da bir otelde güvenlik görevlisi olduğundan bahsediyor. Yoğun trafikte, yaklaşık 40 dakika sonra havalimanına varıyorum. Taksi için 80 uah ödüyorum. Kharkiv Uluslararası Havalimanı gördüğüm en küçük uluslararası alan diyebilirim. Duty Free bölümünde bil sadece iki tane stant var.

Orta halli bir Anadolu şehrinin otogarı büyüklüğünde bir uluslararası havaalanına sahip olan Kharkiv, 2012 Avrupa futbol şampiyonasına ev yapmış şehirler arasında imiş. Düzenli altyapısı ve geniş metro ağının bu iştirakte önemli payı olmalı.

Büyük meydanları, geniş caddeleri ve parkları ile Kharhiv, kendi iç sesimde en çok kaybolduğum ve kendimi en yalnız hissettiğim şehir olarak hafızamda yer ediyor.

05-07.09.2012

Benzer yazılar

14 thoughts on “unutulmuş bir başkent: Kharkiv

  1. Geri bildirim: Saray Bosna
  2. Geri bildirim: Barselona
  3. Geri bildirim: Düğünümüz var!
  4. Geri bildirim: Ukrayna’da 9 gün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir