Ana sayfa » Cilo Buzulları Kampı
Mergan Yaylası kampı

Hakkari’deki ilk günümüzde Cilo Sıradağları arasında, Cennet Cehennem Vadisi’nde yürüyeceğiz.

Bir hafta boyunca gelip geçtiğimiz Van-Yüksekova-Hakkari ana yolu bakımlı ve temiz. Kışın heyelan ile Zap Suyu’na yıkılmış bölümün etrafından yeni bir yol ve köprü inşa edilmiş. Ana yollar üzerinden inşaat çalışmaları ve dağ yollarında kar küreme, yol açma çalışmaları sürekli olarak devam ediyor.

Sapaktan ayrıldıktan sonra kontrol noktasında kimliklerimizi veriyor ve kalabalıktan dolayı bir süre bekliyoruz. Bugün Cumartesi ve hafta sonu için veya günübirlik gelen ekipler de var.

Kimlik kontrolünün ardından 2023’de yaşanmış bir kaza sonrasında buzullara yaklaşmanın yasaklandığı yönünde bir bilgilendirme formu veriliyor. Kurallara uyacağımızı beyan ettiğimiz bir taahhütname imzalıyoruz.

cilo Buzulları hakkında askeri bilgilendirme formu ve taahhütname
Cilo Buzulları hakkında askeri bilgilendirme formu ve taahhütname

Vadi boyunca bir köy ve küçük bir market geçtik. Son eksikler için market molası verdik. Bölgedeki köyler 90’lı yıllarda terör tehditi ve güvenlik endişesi ile boşaltılmış. 2000li yıllardan sonra tekrar yerleşime açılmış. Yükseova’dan Mergan (Kırıkdağ) Yaylası’na (2500 mt) kadar tırmanış yolculuğumuz molalarla birlikte yaklaşık 3 saat sürüyor.

Yüce dağların arasında yemyeşil bir düzlükte kar sularının beslediği Avaspi Deresi çağlayarak akıyor. Alpin çayırında, aşina olmadığım rengarenk çiçekler arasında kalakaldığımız bu “cennet”i hayran hayran seyrediyoruz.

Sırt çantamda neler var?

Dün gece Yüksekova’da otelde konakladık ve kahvaltının ardından sonra tüm eşyalarımızla birlikte lobide buluştuk. Kampta geçireceğimiz günlerde, yola çıkmadan önce yanımıza birkaç litre içme suyu, kahvaltılık ve öğlen atıştırmalığı almamız gerekiyor. Otelden haşlanmış yumurta, pastaneden hazır paketlenmiş sandviç, marketten çerez ve su alıyorum.

Tüm eşyalarımı iki çantamda topladım. Kamp eşyalarımı ve kıyafetlerimi taşıdığım büyük bir sırt çantam (50 lt)  ve günübirlik yürüyüşlerde kullanacağım 25 lt bir sırt çantam var. Büyük çantaları, kamp yerinde, araçta bırakacağız. Gün içinde yanımda değişken hava şartlarına göre kıyafet, yağmurluk, havlu, şapka, buff, gözlük, güneş kremi, dudak nemlendiricisi, içme suyu ve atıştırmalık yiyecek taşıyorum (yaklaşık 3-4 kg). Tozluklarımı su geçirmez kumaştan dikmiştim. Gün içinde kıyafetimi ve botlarımı korumakta ve temiz tutmakta çok faydalı oldu.

Baton kullanım teknikleri konusunda yetersiz olduğum için yanımda ekipman getirmedim. Bir hafta boyunca yürüdüğümüz rotalarda, günlük hayatımın bir parçası olan pilates ve kas-direnç egzersizlerinin faydasını gördüm. Uzun vadede, bu yoğunlukta yürüyüşlere sağlıklı şekilde devam edebilmek için baton kullanımını öğrenmem gerekiyor.

Yaylalarda her köşeden su akıyor ancak erimiş kar suyunu içmek çok da sağlıklı değil. Doğada, temiz havada dahi, kar suyu mide-bağırsak enfeksiyonuna ve zehirlenmeye yol açabilir. Gün içinde efor sarf edecek ve terleyeceğiz. Kar suyu saf su olduğu için ihtiyacımız olan minerallerden yoksun kalacak ve içecek ihtiyacımızı karşılamayacak. Rehberimizin de uyarısı ile, ancak serinlemek için ara sıra ve yanımdaki içme suyu ile karıştırarak tükettim. Daha önce eşimle yaptığımız kar kamplarında da çay suyu için kaynatarak tüketmiştik.

Mergan Yaylası
Mergan Yaylası

Cennet-Cehennem Vadisi yürüyüşü

Günlük çantamızı yüklenip Cehennem Vadisi’ne doğru yürüyüşe başlıyoruz. Yayla düzlüğü boyunca, dereyi takip ederek birkaç yüz metre yeşillikler arasında yürüdük. İlerledikçe, kendimizi yükselen zirveler arasında kar buz bir vadide buluyoruz. Kar yığınları arasından kalmış dere yer yer açığa çıkıyor ve yükselen güneşte parlıyor.

Yıllar önce bir kez Kartepe’de bir kar yürüyüşüne katılmıştım ama tipide, günün çoğunu bir kahvede mahsur kalarak geçirmiştik. Bu kez ise, ışıl ışıl güneş altında ve ılıman bir havada zeminden metre metre yükselmiş bir kar tabakası üzerinde yürüyorum. Vadi oldukça kayalık olmasına karşın eriyen karlar arasında yer yer açılmış derin çukurlar dışında yüzeyde bir pürüz görmüyoruz. Bembeyaz bulut gibi bir zemindeyiz. Başta zorlansak da bir süre sonra yumuşak kar zeminde batmadan veya buzda kaymadan yürümeyi öğreniyoruz.

Fotoğraflarda turkuaz rengi ile hayran bırakan göle 2774 metrede ulaşıyoruz ancak halen buz altında. Üst tabakası yeni yeni kırılmaya başlamış ve buz hizasında fazla ilerlemeden fotoğraf çekiyor ve bir önceki geniş kayalık düzlükte öğle molası veriyoruz. Yola erken çıktığımız için günün en sıcak (20 derece) ve aydınlık saatlerini vadide geçirmiş olduk.

Tüm yürüyüş rotalarımı wikiloc uygulaması ile takip ediyorum. Yürüyüş ile ilgili farklı sayısal detayları bu kayıtlarda bulabilirsiniz.

Cilo Dağları ve Mergan Yaylası
Cilo Dağları ve Mergan Yaylası

Cilo Sıradağları

Türkiye’nin sıralı zirvelerini görebildiğimiz Cilo Dağları, Akdeniz’den uzanan Toros Dağlarının uzantısı olarak devam ediyor. Bu sıradağları, 3. Jeolojik dönemde (günümüzden yaklaşık 66 milyon yıl önce başlayıp 2,6 milyon yıl önce sona eren süreç) milyonlarca yıl içinde, kuzeyden Asya ve güneyden Arabistan platformlarının birbirlerini itmesi neticesinde sıkışmış, kıvrılarak veya kırılarak yükselmişler.

Bugünkü yürüyüşümüzde, Türkiye’nin ikinci yüksek zirvesini, Reşko Tepesi’ni (Ulu Doruk, 4135 metre) görebiliyoruz.

Reşko zirvesine ilk kez 1931’de Alman bir dağcı ekibi tırmanmış. Bölgedeki zirvelerden bir tanesi de 1932’de bölgede akademik çalışmalar yürütmüş Alman akademisyen Dr. Hans Bobek’in ismi ile anılıyor.

Bu zirveler tüm yıl kar altında kalıyor ve buzullar ile çevrili. Eriyen kar suları eteklerdeki buzul göllerinde birikiyor . Bu çukurlara “sirk” deniyor.

Buzul nedir, nasıl oluşur, neden erir?

Buz kütleleri, yıllar içinde yığılmış ve erimemiş, yavaş yavaş çökerek yoğunlaşmış ve buzlaşmış devasa ebatlarda olabiliyor. Bunlar içinde hareket eden veya eskiden etmiş olduğu anlaşılanlarına ise buzul deniyor. Buzullar okyanus üzerinde ve yüksek dağ eteklerinde oluşabiliyorlar. Kıtasal buzullar (Grönland veya Antarktika gibi) ve vadi buzulları (Cilo buzulları gibi) olarak iki grupta inceleniyor.

Dünyanın farklı noktalarındaki buzullarda, farklı disiplinlerin iştirak ettiği bilimsel çalışmalar yürütülüyor. Bu çalışmalarda, buzulun oluştuğu yüzlerce, binlerce yıl öncesine ait atmosfer özellikleri (örneğin CO2 miktarı) veya günümüzde bilinmeyen bakterilerin, hastalıkların keşfi gibi oldukça değerli bilgiler toplanıyor. Nesli tükenmiş, mamut gibi hayvanlara veya eski insanlara ait izlere, fosillere rastlanabiliyor.

Vadi buzulları, buzulun derinliği ve vadi yamaçlarına olan uzaklıklarına bağlı olarak hareket ediyor. Buz kütlesinin yüksekliği arattıkça temele, eteklere doğru uyguladığı basınç artıyor. Basınç artışı ise buzulun alt kesimlerinde erimeye yol açabiliyor. Böylece yüzey ile buzul arasında kaygan bir su tabakası birikiyor. Çalışmalarda, buzulun en hızlı hareket eden kısmının orta bölümlerde olduğu görülmüş.

Rutin hareketliliğin yanı sıra, günümüzde küresel ısınma gibi büyük değişimler nedeni ile buzul altındaki yüzey sıcaklığı hızla artıyor. Buzullar temelden kaymaya başlıyor.

Görünen o ki, çocukluğumdan bu yana kırk yıldır dinlediğim “küresel ısınma” söylemi 20 bin yıllık bölge buzulları da etkilemeye başlamış. Buzullarda ölçülen erime ve hareketlilik her geçen gün artıyor.

Güneydoğu Toroslar üzerindeki buzullar üç bölgede toplanıyor: Cilo (Buzul) Dağları, Sat (İkikaya) Dağları ve Bitlis-Van sınırında Kavuşşahap Dağları (Artos Dağı 3650 metre).

Bugün Cilo Buzullarını göreceğiz. Yarın da milli park bölgesinde kalan Sat buzullarını da görmeyi ve buzul gölleri kıyısında kamp kurmayı planlamıştık. Maalesef, bu bölgeye henüz araç ile veya yürüyerek ulaşım mümkün görünmüyor. Alacaklıyız!

Cilo Buzulları

Vadide yaklaşık 3,5 km yürüdükten sonra karşımızda Mia Hvara (Beyaz Su veya Avaspi) Buzullarını görüyoruz. Mia Hvara Buzulu, Reşko Tepesi’nin batı yamacıyla Suppa Durek (Erinç) Tepesi’nin doğu yamacı arasında yer alıyor.

Cilo Buzulları Mia Hvara
Cilo Buzulları Mia Hvara

Geçmiş tarihli yayınlarda tek parça olduğu yazılı iken günümüzde üç parçaya bölünmüş durumda. Derinliğinin ise 200 metreden günümüzde 50 metre altına indiği ölçülüyor.

Küresel iklim değişikliğinin Cilo Buzulları’na etkisi üzerine yazılmış 2017 tarihli bir tez çalışmasında, üç buzul parçası dikkate alınmış.:Erinç (Suppa Durek) Buzulu, Mia Hvara Buzulları ve İzbırak (Uludoruk-Gelyaşın) Buzulları.

80 yıllık zaman dilimi (1937-2016) içinde kaydedilmiş tüm ölçümler ve uydu görüntüleri ile incelenmiş. Söz konusu buzulların ortalama %75 oranında eridiği ve kütle kaybederek yok olmaya yüz tuttuğu tespit edilmiş. Çoğu bilim insanı, hem insanların güvenliğini hem de buzulların sürekliliğini sağlamak için Cilo buzulları üzerindeki insan hareketliliğinin tamamen yasaklanmasını savunuyor.

Mergan (Kırıkdağ) Yaylası Kampı

Gün ışığı yılın en uzun günlerinde bizi, İstanbul’a göre yaklaşık bir saat erken terk ediyor. Güneş yatışa geçerken, yaylaya günübirlik gelmiş yürüyüş ekipleri ve piknikçiler yavaş yavaş ayrılıyor. Biz de çadırlarımızı kurmaya başlıyoruz.

Akşam yemeğinde doğaba ve pilav var.  Doğaba, Hakkari bölgesinde bilinen geleneksel bir yemek. Düğünlerde, taziyelerde ve kalabalık misafir sofralarında sıklıkla hazırlanırmış. Aşurelik bulgur, hem kemikli kuzu eti hem de minik köftelerin nohut taneleri ve türlü baharat ile bir tencerede harmanlanıp süzme yoğurt ile kaynatılmış. Böyle taneli yemekleri seviyorum.

Önceki gece ayaza çekmiş ve soğuk olmuş. Bu akşam da bulutlar da yavaş yavaş dağılıyor ve yıldızlar birer ikişer belirlemeye başlıyor. Ateş başında birkaç bardak çay içtikten sonra saat geç olmadan uyuyorum. Gece birkaç kez rüzgarın sesi ile uyandım ama sıcaklık beklendiği kadar düşmedi. Eksi dereceleri görmeden yeni bir sabaha uyandık. Saat henüz beş iken güneş dağların arasından yükselmeye başlıyor.

Bala Yaylası tırmanışı
Bala Yaylası tırmanışı

Bala Yayla Tırmanışı

Bu sabah, Bala Yaylası’na doğru tırmanacağız. Yaylaya giden araç yolları henüz kar altında. Biz ise Mergan Yaylası’nı bölen derenin üzerinden karşıya geçeceğiz. Karşı yakada yükselen Kadın Parmağı Dağı ((3858 metre) zirvesine doğru, eteklerden tırmanmaya başlayacağız. Bala Yaylası’na ulaşmayı ve 3000 metredeki buzul gölünü seyretmeyi umuyoruz.

2500 metrede başlayan tırmanış rotamız 3200 metrede sona eriyor. Kar altındaki Bala Yaylası’nı ve gölünü tepeden seyrediyor, öğle molasının ardından inişe geçiyoruz.

İnişin büyük bölümünde kayarak inebildiğimiz için beklediğimden hızlı ve eğlenceli oluyor. Eğimi düşürmek adına, dere kenarına doğu yamaçtan iniyoruz. Bir noktadan sonra önümüze çıkmaya başlayan çirişleri toplayarak ilerliyoruz. Kayalıklara geldiğimizde dinlenirken topladığımız ışkınları yiyoruz. Dereden karşıya geçebilmek için henüz erimemiş buz tabakası üzerinden yürüyoruz.

Yerel halk, bu mevsimde bu bayırlara pancar dedikleri yabani otları toplamak için tırmanıyor. Bu mevsimde, Mendi veya mendek (Chaerophyllum macrospermum) veya uçkun (ışkın veya yayla muzu, Rheum ribes) topluyorlar. Mantar bolluğu için ise henüz erken görünüyor. Tesadüfen bulduğum ufacık bir mantarı cebimde aşağıya indiriyorum. Mantarım, rehber ekibimiz tarafında test edilip onaylanıyor ve ilk kez burada tadına bakıyorum.

Mergan Yaylası’ndan ayrılmadan son çaylarımızı içiyoruz. Bu gece Hakkari şehir merkezinde konaklayacağız.

Bazı arkadaşların tırmanış sırasında, 3000 metrelerde baş ağrısı oldu, benim olmadı. Benim ise, ikindi saatlerinde dere kenarına indiğimizde, rüzgarıun yön değiştirmesi ile başım ağrımaya başladı. Yemek yedikten sonra biraz azalsa da tüm akşam devam etti.

Yarın, Berçelan Yaylası‘nı görecek ve yaylada kamp kuracağız.

Işkın otu gelişimi (Rheum ribes)
Işkın otu gelişimi (Rheum ribes)

13-14.06.2026

 

Benzer yazılar

One thought on “Cilo Buzulları Kampı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir