Kamp Longoz rotasının ikinci gününde, istikametimiz İğneada ve longoz (subatan) ormanları. Denize doğru yol alacağız.

Önceki gece kamp kurduğumuz Kızılağaç – Cehennem Şelaleleri bölgesinden Sivriler-Demirköy istikametinde devam ediyor ve İğneada tabelalarını takip ederek sahile kadar geliyoruz (yaklaşık 50 km). İğneada için henüz deniz sezonu açılmamış, çarşısı ve plajları oldukça sakin.

Öğle yemeği için hakkında tavsiyeler okuduğum Rota Balık Restoran’a gidiyoruz. Yörede avlanan ve İstanbul’a da buradan gönderilen kalkan balığı için söylenen fiyat (130 TL/kg) İstanbul hallerine göre oldukça uygun geliyor. Yemeğin lezzetinden, ortamdan ve hizmetten memnun kalıyoruz, öneririz.

Kırklareli İğneada plajı

İğneada Plajı – Karadeniz

Bulgaristan sınırında kurulmuş Beğendik Köyü için duyduğum methiyelere istinaden Limanköy üzerinden yola devam ediyoruz. Yol ayrımındaki tabelada Beğendik için 14 km ve ters yöndeki Sislioba için 12 km diyor (Sislioba’nın balı meşhurdur diye duymuştum ama gitmedik). Bulgaristan sınırında daha önce gördüğüm Şükrüpaşa ve Armutveren köylerine nazaran daha bakımlı olmasından başka Beğendik Köyü’nde bir fark göremiyorum. Köy içinden geçip tepede gördüğüm tabeladan içeriye, Doğal Kamp’ın kapısına kadar gidiyoruz ama doğada kamp kurma niyetinde iken bir evin bahçesinde konaklamanın pek bize göre olmadığını düşünerek İğneada’ya gelirken, ormanda ilk gördüğümüz yerde kamp kurmaya karar veriyoruz.

İğneada Limanköy balıkçı barınağı

İğneada Limanköy balıkçı barınağı

Kamp mutfağı için eksiklerimizi gidermek üzere İğneada merkezindeki marketlere ve fırına gidiyoruz. Bazı marketler, cemakanda sadece yazlık sezonda açık olacaklarını yazmışlar. Doğa ile bu kadar iç içe, piknikçilere ve kampçılara bu kadar açık bir coğrafyada markette veya eczanede antibakteriyel el temizleme jeli (Purell vb.) satılmaması bize enteresan geliyor.  Yola çıkmadan kamp malzemelerinizi ve ihtiyaç listesini tekrar tekrar gözden geçirmek önemli!

Balaban Dondurmacısı’ndan (1939) dondurma alıp sahil kenarında oturuyoruz (topu 1,5 TL).

İğneada için bir diğer kamp yeri alternatifi ise Mert Gölü ile kumsal arasında kalan Belediye Kamp yeri. Burası daha çok ailelerin ve karavanların uzun dönemli kamp düzenine geçtiği bir alan ve bize uygun bir yer bulamıyoruz. İğneada deyince ilk akla gelen Mert Gölü’nü de gün bitmeden görsek deyip Milli Park’a giriyoruz. Milli Park için ana yoldan ayrılan bir giriş var ve toprak yol tek yönde devam ediyor. 

Milli Park girişindeki tabelada, bu noktadan Mert Gölü 3,4 km, Pedina Gölü 6 km, Hamam Gölü 8,5 km ve Saka Gölü 17,3 km mesafede olarak gösterilmiş. Herhangi bir kontrol noktası veya giriş ücreti yok. Bu yoldan, göllere sapaklar ayrılıyor.

İğneada longoz (subatan) ormanları

İğneada longoz (subatan) ormanları

Mert Gölü yolu üzerinde bir sinema filmi çekimi nedeni ile birkaç dakika mola veriyoruz. Sahne tamamlanana kadar set ekibi ile sohbet ediyoruz. Yaklaşık bir aydır bölgede olan ekip tüm civarı gezmiş ve orman, göller, mağaralar muhteşem diye anlatıyor, “ama binek araç ile gidemezsiniz!”. Araç ile tüm göllere ulaşmak veya longoz ormanları içinden Sivriler Köyü’ne kadar inmek isterseniz off-road aracı şart. Toprak orman yolundan, binek araç ile ancak belli bir noktaya kadar gidilebiliyor.

Sık ve yüksek ağaçlarla kaplı arazide güneş erkenden gözden kayboluyor ve hava kararmadan kampı kurmak için orman keşfini sabaha erteleyip ana yola geri dönüyoruz.

Rotayı hazırlarken harita üzerinden yaptığım ön çalışmada kamp yeri olabilir diye işaretlediğim birkaç noktaya İğneada’ya gelirken göz atmıştık. Merkeze birkaç km mesafedeki noktayı aylar önce bir vlog videosunda farketmiş ve bir blogda okumuştum. Park etmiş arabaları ve uzaktan zar zor seçilebilen çadırları da görünce biz de kısa bir keşif yapıp burada yerleşmeye karar veriyoruz (koordinat: 41.87547, 27.96089)

Kuş sesleri ile başladığımız yeni günün sabahında fazla oyalanmıyor, kahvaltının ardından kampı topluyor ve öğlen olmadan tekrar yola düşüyoruz. İğneada Longoz Ormanları Milli Park girişinden Mert Gölü yönünde devam ediyoruz. İkinci tabela Mert Gölü’ne 2,5 km kaldığını gösteriyor. Hava hoş ya, biz o yolun son kilometresini ne orman içinden ne de su içinden gidebiliyoruz. Göle 1 km kadar kalmışken orman içinden trekking rotasını gösteren tabelanın önüne geldiğimizde diğer ziyaretçiler gibi biz de aracımızı park ediyoruz. Gölün taştığı bu noktadan sonra göl çevresini araç ile geçmek mümkün değil (koordinat: 41.857694, 27.958021).

İğneada Mert Gölü yolu

İğneada Mert Gölü yolu

Tabelaya göre, bölgede yaşayan kuş türleri akkuyruklu kartal, küçük karabatak, küçük kerkenez ve küçük yeşil ağaçkakan olarak sayılabilir. Mert Gölü (veya Koca göl) en fazla 1,5 metre derinliği ile geçilebilir olsa da alanın büyük çoğunluğunu sazlıklar kaplıyor ve ormanın içinden sazlıkları aşıp da göl manzarasını görebilmek pek kolay değil. Hele ki, suların yükseldiği bahar aylarında. Göl bir akarsu ile beslenmekte ve fazla suyunu Karadeniz’e akıtmakta. Bu noktada Karadeniz’den ince bir kumsal ile ayrılıyor. Orman içindeki patikayı takip ederek bu kumsala ulaşma niyetindeyiz.

Orman içinde herhangi bir tabela yok, bir yere kadar toprak yol takip edilebilir ancak sonrasında su birikintileri ve yaban hayvanlarının ayak izleri birbirine karışıyor. Mobil navigasyondan da sağlıklı bir yönlendirme alamayınca geldiğimiz yönden geri dönüyoruz. Patika rotasını off-line olarak kaydetmiş olsa idim, pusulamızı kullanarak önümüze çıkan suları aşabilir ve toprak yolu takip ederek göl kenarından kumsala kadar ulaşabilirdik. 

İğneada Mert Gölü yolu

İğneada Mert Gölü yolu

Araca geri dönüp ayakkabılarımızı değiştiriyor ve suyun içinden yürüyerek göl manzarasını görebileceğimiz bir düzlüğe varmayı da deniyoruz. Sonuç yine hüsran. Geri dönüş yolunda sapaktan ayrılıp bir kaç km ilerlesek de, diğer göllere binek araçla gidemeyeceğimize ikna olup dönüşe geçiyoruz. Longoz ormanları keşfimiz planladığımızdan erken bitiyor maalesef!

İstikamet Kıyıköy! Bu gece Kıyıköy civarında kamp kuracağız.

Rotayı wikiloc’dan da takip edebilirsiniz:

 

30.04.2018