Soğuk ve karlı bir yolculuğun ardından bu sabah Midelt’de güneşli ve parlak bir gökyüzüne uyanıyoruz. Dağların ardındaki çöle ulaşmamıza sadece birkaç saat kaldı. Bir saat kadar daha karlı doruklarda dolaştıktan sonra rakımın düşmesi ile (en fazla 1850 metre) kurak bir coğrafyada yola devam ediyoruz. Uzayıp giden çorak topraklar arasındaki derin yarıklardan kar suları ile beslenmiş nehirler akıyor. Kerpiç köyler ve toz fırtınalarının yolu kesmesini önlemek için zaman zaman yükselen taş duvarlar arasından geçiyoruz. Yer yer güneş enerji panelleri görsem de komple bir alanda tesis edilmemiş. Elektrik ve telefon direkleri kesintisiz olarak devam ediyor.

Genelde su kenarlarında kurulmuş köylerde evlerin çoğu çamur ve saman karışımı ile yapılan tuğlalar ile yapılmış. Kerpiç evler yazın 50-55 dereceyi bulan sıcak havalarda serin tutarmış Bu köylerde yaşayanlar geçimlerini genellikle hurma tarımından sağlıyor. Hurma ağaçlarının olduğu köylerde, her ailenin bir parseli var. Hasat zamanı Ekim ayında olurmuş.

Atlas Dağları'nın eteklerindeki kurak dağlar ve kerpiç evli köyler

Atlas Dağları’nın eteklerindeki kurak dağlar ve kerpiç evli köyler

Yolculuk boyunca bize eşlik eden rehberimize Fas’daki sosyo-ekonomik şartları da soruyoruz.

Anlattığına göre, bu uzak köylerde, köyler ile okul arasında taşımalı sistem yeni yeni gelişiyor ve çocuklar genellikle 45 dakika-1 saat yürüyerek okula gidebiliyorlar.  Bazı okullarda yarım, bazısında tüm gün eğitim veriliyor ve tam gün süren okullarda öğrenciler öğle yemeği için eve gidip dönüyorlar.

Eskiden, çocuklar tarlada çalışmaya sevk ediliyorken son yıllarda yürütülen politikalar ile okula gitme oranı artmaya başlamış. Fas genelinde, okuma yazma oranı %95’den %98’e kadar yükselmiş.

Asgari ücretin 2500 dirhem olduğu Fas Krallığı’nda emekli olabilmek için 35 yıl çalışmak gerekiyor. 2018 yılı itibari ile en düşük emekli maaşı 2000-2500 dirhem arasında.

Yola çıkmadan önce okuduğum bloglardan edindiğim izlenimi teyit eden rehberimiz, sağlık sisteminde uygulanan sosyal politikaların oldukça yetersiz kaldığını anlatıyor. Devletin sağlık sigorta sistemi var ama faturanın ancak %30-35 kısmını karşılıyor. Kalan %70’lik kısmını hasta ödüyor.

Ulaşımın zor olduğu bazı köylerde acil bir durum olduğunda ise, askeri doktorlar giderek ücretsiz tıbbi destek veriyormuş

Ülkeye giriş yapmak veya vize alabilmek için bir yükümlülük olmasa da her türlü yurt dışı yolculuğunuzda seyahat sigortası yaptırmayı aman ihmal etmeyin!

Lamaarka bölgesi ve hurma ağaçları. Bu bölgede sıcaklık yazın 55 dereceye kadar çıkıyormuş.

Lamaarka bölgesi ve hurma ağaçları. Bu bölgede sıcaklık yazın 55 dereceye kadar çıkıyormuş.

Lamaarka denilen bölgeden geçerken oldukça şaşkınım! Sanki bir anda çorak topraklar yarılıyor ve gittikçe açılan yarıktan hurma ağaçlarından koca bir orman fışkırıyor. Köy boyunca önünden geçtiğimiz kerpiç evlerin arkasında devasa hurma ağaçları var. Bu bölge aynı zamanda tarihi olarak da ziyaret edilebilir 11. yüzyıldan kalma bir caminin ve çeşitli yapıların kalıntıları varmış.

Erfoud, bugün önünden veya içinden geçtiğimiz köyler ve kasabalar içinde en genişi. Merkezinde ve çevre köylerinde de okul binaları var. Kalabalık. Fas’da gördüğümüz okul binalarını renklerinden ayırt etmek mümkün . Atlas Dağları’nın iç tarafında kalan kurak ve sıcak bu bölgede evler genelde kerpiçten iken okul binaları betonarme ve duvarları rengarenk resimlerle süslenmiş.

Merkezinde, hemen cadde üzerinde küçük bir esnaf lokantasında öğle yemeği molası veriyoruz. Bu küçük restorandaki et şişin ve patatesin lezzeti efsane. Et şiş, patates kızartması ve salata menüsünün fiyatı 60 dirhem.

Erfoud'da bir tamirci dükkanı: Bisiklet ve hafif motorlar Fas'ın tüm şehirlerinde en yaygın kullanılan ulaşım aracı

Erfoud’da bir tamirci dükkanı: Bisiklet ve hafif motorlar Fas’ın tüm şehirlerinde en yaygın kullanılan ulaşım aracı

Erfoud çarşısından geçiyor ve hemen çıkışında yer alan bir mermer ocağının satış ofisine gidiyoruz. Burada, kireçtaşı arasında hapsolmuş fosil kalıntıları satılıyor. Günümüzden 380 milyon yıl önce, Sahra Çölü okyanus iken, Akdeniz’in ilk canlılarının kayalar arasında kaldığı ve fosil olarak bugün karşımıza çıktığı söyleniyor. Deniz anaları, salyangozlar, türlü türlü deniz böcekleri hayli enteresan. Reyonda 200 milyon yıllık olduğu söylenen bir timsah fosili de görüyoruz. Satış ofisinin sorumlusu, bölgeden çıkan mermeri keserken adeta bir mücevher gibi işlediklerini, 10 günde ancak 1 cm keserek, fosil kalıntılarını itina ile çıkardıklarını anlatıyor. Neticede nasıl bir kalıntı çıkacağı ise tamamen sürpriz!

Birkaç bin euro’ya satılan mermer tezgahlar, fıskiyeler arasında görünen salyangoz izleri bize pek de inandırıcı gelmiyor ama internet sayfasından detaylı inceleyebilirsiniz. Su ve kumun birleşerek kristal gibi sertleşmesi ile oluşmuş şekillere ise “çöl gülü” deniyor.

Gelecek birkaç günde, Merzouga çevresinde mermer içine sıkışmış fosil görünümünde yapılmış tuzluk, mücevher kutusu, şekerlik, tabak, biblo şeklinde sıklıkla göreceğiz. Farklı modellerini, gerek çölde safari yaptıran Berberilerin heybesinde, gerek konakladığımız çöl otelinin banyosunda, gerekse yol kenarlarında duran seyyar satıcıların tezgahlarında ve mola verdiğimiz istasyon dükkanlarında farklı fiyatlarda bulmak mümkün. Belki bir bölümü gerçek olsa da, çoğunun imitasyon ve sahte olduğu aşikar! 

Uydu haritasından Merzouga bölgesine (aşağıdaki rotada kırmızı varış noktası) bakarsanız, dağlar arasında devam eden otoyolun sınır tarafının bir anda turuncu bir göl şeklini aldığını göreceksiniz. İşte burası çöl bölgesi! Tepeler, çukurlar, develer ve ipek gibi bir kum! Bugüne kadar herhangi bir plajda görmediğim incelikte, hafiflikte ve turuncu renkte.

Powered by Wikiloc

Merzouga’da Cezayir sınırına oldukça yakınız. Kuzey Afrika haritasına bakınca Atlas Dağları’nın aldığı eğim nedeni ile deniz neminden ve bereketinden en çok nasiplenen ülkenin Fas olduğu görünüyor. Komşu Cezayir’in ise çoğu bölümü çorak ve çöl olmasına karşın turistik amaçla çöle gitmek isterseniz tek alternatifiniz Fas. Çölün iç kısımlarında eşkıyalık yaygın ve terör örgütlerinin kamp yaptığı biliniyor. Fas’da “Sahra insanı” olarak bilinen (nüfusun % 10’u) ve geleneksel yaşamlarına devam eden Tuaregler, çölün güvenli bölümlerinde yaşıyor; turizm dışında çölden çıkardıkları tuzu satarak geçimlerini sağlıyorlar. Evlerinden ayrılıp yaklaşık bir ay boyunca çölün iç bölgelerine gidiyor, tuz çıkarıyor ve develere yükleyip getirdikleri tuzu şehirde satıyorlarmış.

Bu akşam gün batımını ve yarın sabah gün doğumunu çölde karşılayacağız.

10.04.2018