Kerpiç köy evleri gittikçe seyrekleşiyor ve Merzouga yolunun bir tarafı kara kuru çorak toprak iken diğer tarafında, uzaklarda turuncu renkli tepeler belirmeye başlıyor. Otel tabelalarının olduğu asfalt ana yoldan iç tarafa yol ayrımları var. Kimi ayrım asfalt devam ediyor ve az ilerideki otele çıkıyorken kimisini 4*4 araçlarla gitmek daha güvenli görünüyor.

Biz de öyle yapıyoruz. Ana yoldan bizi alan 4*4 araçlarla yaklaşık on dakika toprak yolda devam ediyor ve hemen çöl kenarındaki otelimize ulaşıyoruz. Kumlar üzerine dizilmiş taşlardan hoplaya sıçraya kerpiç kaleye giriyor, kayıt masasından odalara dağılıyoruz. Odamızın kapısı altındaki kumaş parçasının önemini sabah banyo kapısına kadar yığılmış toz miktarından anlamak mümkün.

Gün batımını çölde seyretmek ve güzel bir fotoğraf karesi yakalayabilmek için,  yol kenarındaki kerpiç oteller ve çadırlar gözden kaybolana kadar develerle yaklaşık 20 dakika kadar ilerliyoruz. Biz bir ayağı toprakta bir ayağı çölde bir otelde konaklıyoruz ama oralara kadar gitmişken, geleneksel bir göçebe çadırda konaklamak da tercih edilebilir. Hiç çadırda veya yer yatağında uyumamış birisi için enteresan olabilecek olsa da, her türlü elektrik ve iletişim bağlantısının kablolar ile, suyun da kazanlar ile temin edildiği ve medeniyetten çok da kopmamış bu konaklama şekli pek ilgimi çekmedi. Elbette uçsuz bucaksız çölün, bilinmez köşelerinde adeta bir vaha gibi sunulan, çok daha lüks ve turistik çadır-oteller de olabilir, araştırmak gerek!

Sahara Çölü'nde gün batımı

Sahra Çölü’nde gün batımı

Develer birbirlerini takip ederek iz sürüyorlar ve  çölde bize rehberlik edecek Tuaregler kişi sayısına göre deveyi birbirine bağlayarak bir kafile yapıyor. Ağırlıklarımıza göre bizleri tek tek oturtuyorlar ve develeri tek tek kaldırıyorlar. Öndeki devenin yürümeye başlaması ile tüm kafile hareketleniyor ve işte gidiyoruz!

Oturan devenin üzerine oturmak pek zor değil ama inerken, önce ön dizlerini kırarak oturan hayvanın üzerinden düşmemek için ağırlığınızı geriye doğru vermeniz gerek. Kum tepelerinden inip çıkarken bir ileri bir geri gitmek başta biraz endişe verici olsa da bir süre sonra dengenizi sağlıyor ve eyer demiri üzerindeki sımsıkı kenetlenmiş ellerinizi gevşetebiliyorsunuz. Çöl kumlarına bata çıka yürümek hayli zor ve yorucu.

Gün batımı saati yaklaştıkça her kum tepesinin üzerinde bir turist ekibi görmek mümkün. Güneşin kızıllaştığı saatte çöle gitmiş olmak ile birlikte biten günün sıcaklığı bile bizi yormaya yetiyor. Daha önceki gün Atlas Dağları’nın doruklarında kar topu oynamışken bugün çölde sıcaktan şikayet ediyoruz. Gün batımının ardından hava serinleme başlıyor. Yanınızda ince bir hırka olsa kafi!

Otelin beton eşiğine gelir gelmez ilk işim çorabımdan içeri dolmuş kumu temizlemek oluyor. Akşam üstü saatte çölde çıplak ayakla veya sandalet ile gezmeyi tercih edebilirsiniz. Çöl kumu o kadar ince ve narin ki, insanın tenine yapışmıyor ve ipek gibi kayıp gidiyor.

Sahara Çölü'nde güneş doğuyor!

Sahra Çölü’nde güneş doğuyor!

Ertesi günün ilk ışıkları ile yine çöldeyiz. El fenerlerimizin ışığı develeri rahatsız ettiği için kapatıyoruz. Yaklaşık yirmi dakika içinde ağarmaya başlamış pembe gök yüzünün altında, sonsuz bir kum havuzunda fotoğraf çekmeye başlıyoruz. Kumlar ve hava oldukça soğuk ve montlarımızı ancak gün doğumu sonrasında üzerimizden çıkaracak kadar ısınıyoruz.

Kahvaltının ardından çölden ayrılıyoruz. Erfoud üzerinden Marakeş yönüne sapıyoruz. Erfoud çıkışında yol boyunca lavanta bahçeleri ve buğday tarlaları görmüş olmak ile birlikte buralarda esas tarım ürünü hurma.

Gün içinde, küçük bir köyden geçerken bir halde alışveriş molası veriyor ve bölgenin ünlü hurmalarının tadına bakıyoruz. Büyüklükleri ve lezzetleri farklı bir çok çeşit arasında karar vermek zor. Aynı cins içinde bile olsa, her biri ayrı şekilde çıkan hurma çekirdeklerini cebime atıyorum. Hurmanın kilogram ücreti büyüklüklerine göre 50-100 dirhem arasına değişiyor.

Todra Nehri'nin verimli toprakları ve hurma ağaçları

Todra Nehri’nin verimli toprakları ve hurma ağaçları

İster şehirde olsun ister köyde, Fas’da kadın-erkek, herkes cellabe giyiyor. Farklı tür kumaşlardan yazlık-kışlık olarak ve rengarenk yapılan bu kıyafet iklim koşullarına da oldukça uygun görünüyor. El Jorf Köyü’nden geçerken ise renkler farklılaşıyor. Bu Berberi köyündeki insanlar geleneksel olarak, her zaman siyah renkte giyiniyorlarmış. Kadınlar genellikle çarşaf giyiyor.

Tinghir şehrini geçip Todra Nehri boyunca devam ediyoruz. yol kenarında bir seyir noktasında fotoğraf molası verip nehrin ilerisinde kalan köyü seyrediyoruz. Burası eski bir Yahudi köyüymüş. Yahudilerin İsrail’e göçmesi ile terkedilmiş köye bugün Müslüman aileler yerleşmiş (koordinat: 31.530882, -5.549121).

Hava oldukça rüzgarlı ve turistlere berberi harfleri ile boyanmış rengarenk fularlar satan seyyar satıcılar bile fazla ısrarcı olamıyor.

Todgha Gorges Vadisi

Todgha Gorges Vadisi

Todgha Gorges Vadisi, özellikle yağışsız mevsimde turistlerin ve sıcak havalardan kaçıp biraz serinlemek isteyen Faslıların uğrak noktası.

Kireçtaşı kayaların Todgha ve Dades nehirleri ile aşınması sonucu oluşmuş vadi Atlas Dağları arasında yaklaşık 40 km uzanıyor. Kanyon duvarları ise yer yer 400 metre yüksekliğe ulaşıyor ve bu kızıl kayalar arasından dağcılık yapanlar için çizilmiş 150’den fazla rota bulunuyor.

Araç ile nehir boyunca uzanan asfalt yoldan vadinin ilerisine kadar gidiyor ve uygun bir noktada yarım saat mola veriyoruz. Seyyar satıcıların tezgahlarını geziyor, biraz pazarlık ediyor ve fotoğraf çekiyoruz. Dere kenarında piknik yapan aileler var. Vadide gördüğümüz, terkedilmiş otelin üzerine birkaç sene önce büyük kayalar düşmüş ve devlet otelin kapatılmasına kadar vermiş.

Mis kokulu gülleri ile ünlü Dades Vadisi’nden geçiyoruz. Dades’in içinden geçen otoyol boyunca devam eden şehir kaldırımlarında ve parklarında belediye çalışması var. Dükkanlarda nadiren de olsa Berberice tabelalar görüyorum. 

Her sene Mayıs ayında, ilk hasatın yapılması ile , şehirde büyük bir festival düzenlenirmiş. Biz Nisan ayında bölgede olunca ancak mola verdiğimiz tesisteki gül suyu, gül yağı gibi ürün çeşitliliğinden haberdar olabiliyoruz.

Konaklama, adeta bir Hollywood stüdyosu konseptinde tasarlanmış. “Games of Thrones” gibi popüler yapımların oyuncularını da misafir etmiş Oscar Hotel.

Çöle veda ederek Atlas Dağları’nın eteklerinde yaptığımız yolculuğu Wikiloc sayfamdan da takip edebilirsiniz.

Powered by Wikiloc

11.04.2018