Yolda geçen bir gece ve İskilip’deki güzel bir günün sonunda, mevsimin gereği erkenden çöken gecenin ilk saatlerinde Çorum şehir merkezine varıyoruz. Şehre girerken sokak aydınlatmaları, geniş caddeler, sıra sıra yükselen apartmanlar ve sakin şehir atmosferi beni şaşırtıyor. Beklediğimden büyük ve modern bir Anadolu şehri ile karşılaşıyorum.

Açık hava müzesi olarak da anılan Çorum şehrinin tarihi Selçuklu dönemine uzanıyor. 16. yüzyılda şehre gelmiş Evliya Çelebi’nin de bahsettiği ve Selçuklu mimarisi izleri taşıyan ve dört köşesinde burçlar yükselen Çorum Kalesi’nin iç kısmında küçük bir cami ve kırk iki ev varmış.

Sur içinde yaptığımız leblebi alışveriş sırasında görebildiğim kadarı ile, tarihi arastanın mimarisi, ve ahşap evleri ile Çorum eski şehir bölgesi de çok güzel bir Osmanlı şehir imiş.

2. Abdülhamit döneminde, başkent İstanbul’da ve Anadolu’nun tüm büyük şehirlerinde olduğu gibi Çorum’da da, şehrin merkezinde minare stilinde bir saat kulesi yapılmış (1894) Halk bu saat kulelerinden hem namaz vaktini takip edebilmek hem de yangın gibi bir afet olduğunda çan vasıtası ile haberleşebilmek için yararlanmış. Bazı şehirlerdeki saat kulelerinin üzerinde hava durumu tahmini için yol gösteren barometreler de varmış.

Alternatif turizm: Çorum yürüyüş parkurları

Bilinen ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş Antlaşması’nın iki tarafından birisine yüzyıllarca başkentlik yapmış olan şehir, günümüzün modern gezginlerine de aynı pozitif yaklaşım ile sesleniyor. Çorum İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün farklı dillerde hazırladığı broşürleri, konakladığımız otelde okuma fırsatı buluyorum. Turizm Müdürlüğü’nün bu çalışması, temel tarih bilgisi, haritalar ve de yürüyüş parkurları krokileri ile oldukça faydalı bir içerik sunuyor.

Önerilen iki farklı kültür rotası için internette detaylı bilgi bulabilirsiniz: Hitit Yolu Yürüyüş Parkurları ve Kızılırmak Havzası’nda Gastronomi ve Yürüyüş Yolu.

Belki bir bahar gününde Çorum şehrine tekrar gelir, yemyeşil yaylalarda yürür, şelalelerden soğuk sular  içer ve göletlerde kano ile gezeriz. Bu sefer için, İskilip‘den başlamış hafta sonu rotamız Çorum merkezinde verdiğimi molanın ardından Hititlilerin başkenti Hattuşa’ya uzanacak.

Hattuşaş Yerkapı Surları üzerinden görünen antik şehir kalıntıları

Hattuşaş Yerkapı Surları üzerinden görünen antik şehir kalıntıları

Çorum leblebisi:

Pazar sabahı erken bir kahvaltının ardından otelden ayrılıyoruz. Kömür kokusunun sindiği dar sokaklardan geçiyor, tarihi çarşı içinde, Ulu Cami’nin arka sokağındaki küçük bir leblebi dükkanında alışveriş molası veriyoruz. Lider Leblebi, yıllardır yerel leblebi yarışmalarında birinci gelirmiş.

Leblebiyi nasıl seversiniz? Çapı 8 mm mi, yoksa 10 mm olsun? Tek kavrulmuş mu yoksa çok kavrulmuş mu tercih edersiniz? Tuzlu, biberli, şekerli veya çikolatalı olursa ne dersiniz? Çeşit çeşit leblebi arasında seçim yapmamız, tezgahtarların hediyelik paketlerini hazırlaması biraz zaman alıyor. 

Alışveriş sırasında sohbet ettiğimiz leblebi ustası da yarım kiloya 600 tane leblebi geldiğini anlatıyor. Çorum’un kuru havasında uzun süre taze kalan leblebiler İstanbul’da nemlenecek olur ise, kuru bir tavada biraz çevirmemizi öneriyor! Internette okuduğum bir gazete haberi de leblebicilik ile ilgili pek çok detaya yer vermiş.

24.11.2013