İstanbul – Sakarya – Bolu – Karabük – Bartın güzergahında, üç günde 1200 km yol yapıyor ve iki gece doğada kamp kuruyoruz.

Dolu dolu geçen üç gün içinde gördüğümüz ve ziyaret ettiğimiz yerlerin detaylarını bağlantılı yazılarda bulabilirsiniz.

İlk gün, Sakarya yaylalarına çıkmaya çalışıyor ve son bir kaç gündür yağmur yemiş toprak yollarda şartlar el verdiği kadar yol alıyoruz.

Acelle Yaylası’nda yarı yoldan geri dönerken Davlumbaz Yaylasını sis içinde kalıyoruz.

Konaklama, saklı olduğu kadar da meşhur cennet Sülüklügöl! Vaktiniz kalır ise Çubuk Gölü’ne veya Karamurat Gölü’ne orman içinden yürüyebilirsiniz. Orman girişinden itibaren, işaret tabelaları mevcut.

Sülüklügöl kampı

Sülüklügöl kampı

İkinci gün sabah kahvaltına Taşkesti merkezinde bir kafeye gidiyor ve dolu dolu bir kahvaltı sofrasında güzel bir haftasonu kahvaltısının ardından Abant Gölü üzerinden yolumuza devam ediyoruz.

Karabük sınırları içinde kalan Hadrianapolis antik kenti, özellikle mozaikleri ile görülmeye değer. Kazı çalışmaları durduğu ve mozaikler örtüldüğü için biz açık alanları geziyoruz.

Yörük Köyü ve Safranbolu güzergah üzerindeki yerel kültürünü koruyan ve tanınması gereken bölgeler. 

Karabük Bulak’daki Mencilis Mağarası Türkiye’nin dördüncü büyük mağarası imiş. Mağara çıkışında yerel Bağlar Gazozu içip serinlemeyi ihmal etmeyin!

Konaklama Amasra Akkonak mevkii. Amasra sahilinin ışık kirliliğine rağmen gökteki yıldızlar altında, manzaralı bir yamaçta çadır kuruyoruz.

Tatilin son gününe yağmur ile başlıyoruz. Gün doğumunda başlayan yağmurun yavaşlamasını fırsat bilip hızlıca kampı topluyor ve kahvaltı için Amasra‘da açık dükkan bulamayınca Bartın merkeze gidiyoruz.

Gün boyu devam eden yağmur İstanbul girişine kadar bizimle geliyor.

Bulak Mencilis Mağarası

Bulak Mencilis Mağarası