Bugün “İstanbul Gezginleri” derneği ile yola çıkıyor ve zaman zaman sağanağa dönen güz yağmuru altında İSKİ mühendislerinin ev sahipliği ve eşliği ile Belgrad Ormanı’nda tarihi su yollarının izini sürüyoruz.

İstanbul için üç tarihi su sisteminden bahsedebiliriz.

1. Bilinen en eski su sistemi olan Kırkçeşme su yollarının tarihi Roma dönemine kadar geriliyor.

Yaygın hikayede anlatıldığı üzere, Kağıthane mesiresinde dolaşmakta olan Sultan Süleyman, İstanbul’un susuzluktan kırıldığı bir dönemde buradaki suyun boşa aktığını görünce hemen İstanbul’a getirilmesi için dönemin başmimarı Sinan’ı görevlendirir. Sinan suyun izini sürer, kemerleri takip ederek havuzlara ulaşır.

Sistemin tamir edilebilir ve suyun taşınarak İstanbul’a ulaştırılabilir olduğuna kanaat getirir. Mimar Sinan’ın bir arkadaşı tarafından kaleme alınmış kitapta su yollarından da bahsedilmiş ve Sinan’ın burada 33 kemer inşa ettiği; Kanuni döneminin ve mimarın en pahalı eseri olduğu; Süleymaniye Camii için 35 milyon akçe harcanmışken Kırkçeşme su yollarının ıslahı ve suyun İstanbul’a naklini sağlayan sistemin imarı için 50 milyon akçe harcandığı anlatılırmış. 

13. yüzyıl başındaki Latin istilası ve İstanbul’un defalarca işgal edildiği savaş yıllarında harab edilmiş, Mimar Sinan döneminde tamir edilmiş ve kemerlerle bağlanmış, 500 yıldan uzun süredir aktif olduğu bilinen sistem bugün halen barajlara su taşımaya devam ediyor.

Suyun dinlendirilerek çöktürülmesi için havuzlar her zaman kullanılmış ama bentler ile debinin değiştirilerek suyun uzun mesafe nakledilmesi ancak ihtiyaç doğdukça çeşitli padişahlar döneminde temin edilmiş. Gezimiz sırasında farklı dönemlerde inşa edilmiş bentler görüyor ve hava şartları fırsat verdikçe çitleri aşıp duvarları üzerinden sonbahar renklerine bürünmüş doğanın birikmiş suya yansımasını seyrediyoruz.

Sultan Mahmut Bendi

Sultan Mahmut Bendi

Kırkçeşme su yolları üzerinden akan iki güzergah Başhavuz’da birleşiyor.

Batı kolunda Büyük Bent – Kömürcü Benti ve Kirazlı Bent üzerinden biriken su Paşa Kemeri (Bahçeköy tarafı) ve Eğri (Kavuk) Kemer (Kemerburgaz tarafı) üzerinden, Doğu kolunda ise; Ayvaz Benti’nde toplanan su Başhavuz’a ulaşıyor.

Başhavuz’da toplanan su, Kemer Kırık Kemer, Moğlova Kemeri, Uzun Kemer ve Güzelce Kemer üzerinden akan su İstanbul’a kadar ulaşıyor. 1980’li yılların sonuna kadar doğrudan Gaziosmanpaşa bölgesine taşınmış su, bugün ormandan çıkmadan baraja sevk ediliyor.

Bu hikayede, Bizans dönemine tarihlenen Balıklı Havuz, Cebeci Köyü tarafındaki 3. Ahmet Benti günümüze ulaşamamışken iki kemer de baraj gölü altında kalmış.

Kırkçeşme sularını besleyen ve günlük hayattan aşina olduğumuz Fatih Perşembe Pazarı’ndan geçen Valens su kemerininin üzerinden yürüyerek tüm güzergah boyunca bir uçtan bir uca ulaşmak mümkünmüş, hatta şehre su getiren kırk çeşmeden bir tanesi de hemen bu kemerin ucunda sahil tarafında kalıyor.

2. Taksim su hattı, 1730’lu yıllarda (1. Mahmut dönemi) Beyoğlu ve Galata çevresindeki nüfusun su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen irsaliye hattı, galeri ve kemer sistemini tanımlar. Böylece Belgrad Ormanları’ndan taksim edildiği Maksim’e (bugünkü Taksim meydanında) kadar temiz içme suyu taşınmış olur. Zamanla artan su ihtiyacını karşılayabilmek için debiyi artırmak üzere güzergah üzerinde bentler de eklenmiştir. Sultan Mahmut Benti, Valide Benti ve Kömürcü Bent (Karanlık Bent veya Topuz Bent) güzergah üzerindedir.

Hacıosman üzerinden geçen ve 25 km uzunluğundaki su hattı bugün hala çalışmaktadır.

3. Abdülhamit döneminde çıkarılmış Hamidiye suyunun sevkinde kullanılan sistem 1902’de hayata geçirilmiştir ve tesisatta demir boru kullanılması Osmanlı tarihinde bir ilktir.

Yağmur toplamış bulutların kasveti altında anca güzelce özetlenmiş teknik ve teorik bilgiler ışığında  yolumuzu buluyor ve hızlı hızlı yürümeye başlıyoruz.

Belgrad Ormanı’na girişte biraz ilerlerseniz kolayca bulabileceğiniz Mahmut Bendi’dir. Yağmurun kayganlaştırdığı, eğimli ve yosun kaplı duvar üzerinde fazla riske girmiyor ve “Mahmut güneşi” ismi verilen kitabeyi ve gölü uzaktan seyredip devam ediyoruz. Uzaktan seyrettiğimiz göllerin (havuzların) derinliği en az 20 metre imiş. 

Bentlerdeki kitabelerde suyun nereden taşındığı ve yaptıran padişaha mersiye yer alıyor. Uzaktan gördüğümüz Mahmut güneşi kitabesi zamanında suya düşmüş ve İSKİ ekipleri ancak havuzu boşaltarak başlığı çıkarmışlar. Orijinal başlık müzede koruma altına alınırken bir kopyası da bente yerleştirilmiş.

Kirazli Bent mazgalı

Kirazlı Bent mazgalı

Bugün gördüğümüz ikinci bentin adı Kirazlı Bent. İski görevlilerinin rehberliğinde kapıdan içeri giriyor ve mazgallardan akan suyun yolculuk hikayesini öğreniyoruz.

Hava şartlarının müsaade ettiği kadar doğudan ve batıdan gelen kemerler boyunca araba ile geçiyor, üç belediye arasında paylaşılmış ormanda kapalı bulduğumuz ilk çardakta zengin bir piknik masası kuruyoruz.

Günün son durağı diğer  bir Mimar Sinan eseri olan Başhavuz oluyor. Kırkçeşme su yollarının doğu ve batı yakalarını buluşturan bu havuz, Evliya Çelebi’nin tabiri ile Galata Kulesi’nin ters çevrilmesi gibi tasarlanmış. Üstü açık, yüksekçe bir kuyu iken olan havuz toprağın altına doğru daralırken duvar çeperi de incelirmiş. Haritada Kemerburgaz Pirinççi Köyü sınırları içinde kalıyor.

Belgrad Ormanı'nda sonbahar

Belgrad Ormanı’nda sonbahar

Günün son durağı Kemerburgaz bölgesindeki Eğri (Kavuk) Kemer oluyor. Istranca Ormanları’ndan gelen ve kemerin altından geçen Kağıthane deresi Santral bölgesinden Haliç’e dökülüyor.

207 metre uzunluğundaki kemerin içinde düşmana karşı kılıç savuran Kara Murat misali boydan boya yürüyoruz. Kemerin toplam yükseliği 36 metre ve suyun geçtiği en üst galerisi ise 55*175 cm genişlikte. Hali hazırda biriktirdiği suyu Başhavuz’a akıtan ve horosan harcı ve tuğla ile örülmüş, yuvarlak şekilli galerinin içinden yürüyerek geçmek de mümkünmüş; güneşli bir günden alacaklıyız!

Temeli geç Roma dönemine tarihlenen su kemeri kuşatmalar ve depremlerde yıkılmış iken Mimar Sinan döneminde nerede ise yeniden inşa ediliyor. Bizans mimarisinde, açık hava su sarnıçları düz duvar ve ana kütleleri ile suya, sele direnç gösterecek şekilde tasarlanmışken Mimar Sinan bu tarz yapıları, eklediği payandalar ile güçlendirmiş.

16. asır mimarisinde ise kemerler yuvarlak dönmez ve sivri buluşur. Bu anlamda düz ilerlerken bir noktada 90 derece açı yaparak yoluna devam eden Kırık Kemer ve benzer 13 kemer Sinan’ın su yolundaki imzası; geç Roma döneminin göstergesi olan dairesel kemer üslubunu da koruyarak yeniden yükselttiği Eğri Kemer’in karma üslubu eski ustalara da saygı göstergesi olarak yorumlanmakta.

Eğri Kemer’in ve Uzun Kemer’in yakın zamanda restorasyona alınması planlanıyor. Böylece duvarlardaki aşınmalar ve su sızıntıları giderilecekmiş.

Sohbet sırasında, Eğri Kemer ile ilgili öğrendiğimiz bir haber  de altından geçen demiryolu hattının ihya çalışmaları hakkında. Büyükşehir Belediyesi’nin koordinasyonu ile bir araya gelen kamu kurumlarının çalışması sonucunda bu hattın turizm amaçlı olarak canlandırılması gündemde imiş. 1915-52 arasında aktif olan, yirmi sene kadar önce tamamen sökülen ve Kağıthane tarihi demiryolu özellikle 1. Dünya Savaşı yıllarında aktif olarak kullanılmış. Haliç kıyısındaki Silahtar Elektrik Fabrikası’na Zonguldak’dan kömür taşıyan gemilerin Ruslar tarafından batırılması ve İngiltere’den ihracatın durması neticesinde çıkan sıkıntı Kuzey ormanlarından, Çiftalan ve Ağaçlı köylerinden taşınan kömür ile giderilmeye çalışılmış.

otomobil uçar gider!

otomobil uçar gider!

30.11.2014